“Kinim senin, bedduam da senin olsun” kabilinden, Ankara Katliamının planlayıcısı devlete öfkelerini her fırsatta gösterirken, “Bizler ölümüne kadar Kürt’üz, HDP’liyiz” demeyi de ihmal etmiyorlar.  Karşılaştığımız bir protesto eyleminde polisin saldırısı sonucu bir anda savaş alanına dönüyor ortalık. Sis ve duman bir anda her yeri kaplıyor.

Halkın isyanından sonra Gülpınar Mahallesine geçiyoruz. Uzaktan mahalle düğünün sesi geliyor. Arapça müzik çalan düğün yerinden misafir olacağımız eve doğru ilerliyoruz. 

Tanıştığımız ev sahibi H. bir süre bir süre sonra: “Burası HDP’nin kalbidir. Karasu’dan, Gülbahçe’den, Dumlupınar, Obalar ve Balıkçılar Pazarı’na kadar bizimdir. Bizler ölümüne kadar Kürt’üz, HDP’liyiz” diyor. 


Düğündeki cinayet

Ev ziyareti ardından geldiğimiz yoldan geri dönüyoruz. Tekrar o düğün yerinden geçiyoruz, ancak bu kez de son sese kadar Kürtçe müzik eşliğinde halayların çekildiğine tanık oluyoruz. 

Birden silah sesleri yükseliyor... Yanımızdaki arkadaş bizi korumaya çalıyor. Sokak sonuna doğru hızlı adımlarla kendimizi aracımıza atıyoruz. Bir kaç saniye ardından geldiğimiz o sokaktan bize doğru kaçan bir grup gence yanımızdaki arkadaş Kürtçe bağırarak soruyor: “Ne oldu gençler?” 

Gençlerden biri Türkçe “Adamı anlından vurdular. Geldiler abi… Adam Kürtçe okuyordu. Onu anlından tek kurşunla vurdular. Herkes bir tarafa kaçtı onlar da bağırıp çıkıp gittiler” şeklinde cevap verdi. Ertesi gün Gülpınar’daki ev sahibi ile tekrar buluşup, ayrıntıları alıyoruz. Olay doğruymuş. Biz oradan ayrıldıktan hemen sonra bir grup hızlıca gelip, düğünde şarkı söyleyeni vurmuş.

Ev sahibi H. olayı şöyle anlatıyor ve çözümün HDP’de olacağını dile getiriyor: “Dün o arasından geçtiğiniz o mahalle düğünü varya, kız tarafı Suriyeli, erkek tarafı Kürt. 30 bin TL karşılığı evlilikler oluyor. Burada böyle neredeyse her hafta cinayet işleniyor. Ama biz diyoruz ki hayatta kalabilmek için iki umudumuz var birincisi halkımızın öz gücü, ikincisi de dağdaki çocuklarımız… Onun için biz ‘İnadına HDP, İnadına Özgürlük’ diyoruz.” 


AKP’ye satılan oylar

Ertesi gün sokaklarda halk ile konuşurken çaresiz durumda olan çok sayıda Suriyeli’nin yanımızdan geçtiğine tanıklık ediyoruz. Türkiye’de yüzbinlerce insan çaresizlik yaşıyor. Bir taraftan da 30 bin TL karşılığı Suriyelilerle evlilikler oluyor. Bir amca “Suriyeli olan, TC vatandaşı biriyle evlendiriliyor. Böylece yüzbinlerce Suriyeli TC vatandaşı olmuş. Ya bir kaç kuruş karşılığında oyunu AKP’ye satacak ya da yurtdışı edilme korkusuyla karşı karşıya kalacak” diyor. 

Bir başkası da söze karışıyor: “Benim komşum da Mardinli, büyük kızı Eylül ayında Suriyeli bir çocuk ile evlenmiş. Nikah esnasında nikah memuru Suriyeli damada gelinin ve düğündekilerin önünde ne demiş biliyor musun? ‘Oy’unu AKP’ye vereceksin. Vermezsen sen düşün’ demiş...”  Böylesi bir sohbet halindeyken HDP’li arkadaştan acı haberi alıyoruz. Mahallenin çocuğu olan 3 yaşındaki Tevriz, annesinin kucağında kafasından vurulmuş. Henüz 3 yaşında, daha hayatı görmemiş. Cenaze törenine binlerin öfkesi altında katılıyoruz.


‘Korkmuyoruz’

Bütün acıların panzeheri ise HDP olmuş. Özellikle de gençlerin ilgisi dikkat çekiyor. Genç bir kız “İstediklerini yapsınlar, korkmuyoruz. Biz  Kürt’üz, HDP’liyiz. Allah’tan başka kimseden korkmuyoruz. Beni kaç defa sorguya aldılar, babamı işten eve dönerken sokak ortasında sıkıştırıp dövdüler. Babam bu saldırı ardından eve yetişirken bana kanlar içinde ne dedi biliyor musun? Kızım, sen benim gururumsun. Sana canım feda. Arkandayım.”

Gençlerin açık sözlü ve yürekli oluşu ise HDP’li yöneticilerin gurur kaynağı durumunda. 


Her tarafta Türk bağrağı 

Bulvar semtindeyiz. Sokağın, işyerlerinin, dolmuşların yani her tarafta Türk bayrakları ilgimizi çekiyor. Bayrağın, ırkçılığın bir sembolü durumuna getirildiğini çok rahatlıkla görebiliyoruz. 

Topluma pompalanan ırkçılık sadece bununla da sınırlı değil. Kızımla birlikte bindiğimiz dolmuşta kızım benimle Kürtçe konuşuyor o anda yanımda oturan bir kadın kalkıp önümüzdeki boş koltuğa oturuyor. En az üç kişi de sert bir bakış bize fırlatıyor.  İkinci dolmuşta ise arkadaştan gelen telefon sırasında Kürtçe klama tahammülü olmayan şoför, dolmuştakilere ‘Türkiyem’ şarkısını dinletiyor. 

Sonunda İnönü Parkı’nda randevu yerine varıyoruz. Görüştüğüm arkadaşa “Bu benim bildiğim, sevdiğim ülke değil” dediğimde onun cevabı şu oluyor: “Biz işte bu yüzden HDP’ye sarılıyoruz. Bu karanlık gidişata dur diyebilecek tek güç HDP’dir.



NİHAL BAYRAM/ADANA