Adanmış bir ömür

Dosya Haberleri —

22 Kasım 2021 Pazartesi - 20:39

HDP Mitingi

HDP Mitingi

  • Bir yaşam düşünün parti çalışmalarına adanmış, neredeyse tüm Kürt siyasal hareketinin çalışmalarında yer almış. HEP'den HADEP'e, BDP'den HDP'ye işte Mustafa Sontekin'in hikayesi böyle bir hikaye. Onu devlet baskısı yıldıramamış, aksine motive etmiş.
  • Gazetemize konuşan Mustafa Sontekin, HADEP döneminde muazzam bir yoldaşlık ilişkisi olduğunu özlemle söylüyor ve ekliyor: İnsanlar arasındaki diyaloglar, yoldaşlık ilişkileri çok üst düzeydeydi ve karşılıklı muazzam bir özveri vardı" diyor.


MASİS HESKİF/ANKARA

Bir ömür düşünün bir halk için adanmış, her türlü baskı ve yıldırma politikalarına karşı göğüs germiş yılmamış. İşte Mustafa Sontekin'in hikayesi böyle bir hikaye. Sontekin, Kürt halkının neredeyse tüm siyasal alandaki parti çalışmalarında yer almış bir isim. Halkın Emek Partisi (HEP), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Demokratik Toplum Partisi (DTP), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve şimdi de Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP), hizmet veriyor. Elazığ'ın Alacakaya ilçesinin Altıoluk köyünde 1970 yılında dünyaya gelen Sontekin, bu genç ömrüne koca bir mücadele sığdırmış. HDP'nin halkla ilişkiler biriminde çalışan Sontekin, her dönem baskı altında olan ve sık sık kapatma tehdidi ile karşı karşıya kalan Kürt siyasal hareketinin son 21 yıllık geçmişinin canlı tanığı olarak karşımıza çıkıyor. Kürt siyasal hareketinin genel merkezlerinde 21 yıldır emek veren Mustafa Sontekin'in mücadele hikayesini kendisinden dinledik. İyi okumlar...

Lisede HEP ile tanışır
İlkokulu köyünde okuyan Sontekin, anadilinin Kirmanckî olmasından dolayı birçok Kürt çocuğu gibi ilkokulu Türkçe bilmeden bitirir. Sontekin, Ortaokulu Alacakaya ilçesinde liseyi ise Elazığ'da okuduğu yıllarda HEP ile tanışır. Gençlik çalışmalarında yer alır ve burada artık aktif olarak çalışmalarda yer alır.

Kenan Mak ile aynı dönemden
Liseden sonra üniversiteye hazırlanmak üzere Ankara’daki kuzeninin yanında soluğu alan Sontekin, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İç Mimari Dekorasyon bölümünü kazanır. Üniversitede de gençlik yapısı içerisinde yer alan Sontekin, o süreci şöyle özetliyor: Üniversite yıllarımda gerek yurtsever gerekse sol kesimden arkadaşlarla çok yoğun tartışmalar yürütüyorduk. Örgütlülüğümüzü alabildiğine çoğaltacak bir anlayış içerisindeydik. Bu süreçte çok yoğun faşist saldırılar da vardı. Bu saldırılar sonucunda 1998 yılında Kenan Mak isimli bir yoldaşımız faşistler tarafından katledildi. Bize dönük baskılar daha da arttı, o baskılarla birlikte okuldan atıldım ve ardından tekrardan Ankara’ya geldim.” 

HADEP'in yeri başka
Partinin kendisi için her şeyden önce tüm renkleri, kimlikleri, farklılıkları barındıran bir aile olduğunu anlatan Sontekin, partiyi en güçlü hissettiği dönemin ise HADEP olduğunun altını çiziyor. O dönem HADEP’in olduğunu belirten Sontekin, genel merkezde çalışmaya başlar. Son 21 yıl boyunca genel merkez düzeyinde çalışmalarda yer alan Sontekin, HADEP’in kendisi içinde Kürt siyasal partisi açısından da önemli bir yeri olduğunu belirtiyor: "Genel merkez düzeyinde HADEP ile çalışmaya başladım. HADEP o döneme kadar siyasi hayatımızın en uzun yaşayan partisiydi. Belki de yaşımızın genç oluşundan kaynaklı o heyecan vardı."

Muazzam bir yoldaşlık vardı
Kürt siyasal harekette HADEP'in yerinin her zaman farklı olduğunu dile getiren Sontekin, şöyle anlatıyor: Hareketi için HADEP, inanların beyninde, yüreğinde yer edinmiş bir parti idi. İnsanlar arasındaki diyaloglar, yoldaşlık ilişkileri çok üst düzeydeydi ve karşılıklı muazzam bir özveri vardı. Mesela o dönem ekonomik olarak çok bir desteğimiz yoktu. Ama mutlu ve inanarak, inançlı bir şekilde siyasetin içindeydik. Çektiğimiz sıkıntıların, aç kalmanın, politik baskıların bilincinde olarak bu işi yapıyorduk. Ve yine bu güçlü örgütlenmenin getirdiği bir güven ortamı vardı. Bu ruh belki de sonraki dönemlerde de vardır ama HDP’ye kadar olan partilerimizin çok uzun süre yaşama sansı yakalayamaması akıllarda hep HADEP’i iz olarak bıraktı."

O dönemin ruhu var
HADEP dönemi ile HDP döneminin benzerliklerinin de olduğunu belirten Sontekin, "En önemli benzerlik, Kürt arkadaşlarımızın dışında bu mücadeleye hem genel başkanlık hem de sahada destek veren demokrasi güçlerinin çokluğudur" diyor.

Kapatma yıldırmadı
Son 20 yıl içinde çok sayıda partinin kapatılmasına bizzat şahitlik de eden Sontekin, her kapanmadan sonra yeni bir isim ve logo ile yoluna devam eden Kürt siyasetinin içerisinde çalışıyor olmasının motivasyonuna da değiniyor. Ortada büyük bir haksızlık olduğunun altını çizen Sontekin, “Elbette ki bir kırılma yaratıyor ve haksızlığa uğrama durumu söz konusu. Haklı olduğun bir dava var onun içerisinde yer alıyorsun, kendi yettiğin derecede emek vermeye çalışıyorsun ve bu durum sekteye uğratılıyor. Annelerin ağlamadığı, açı çekmediği, toplumsal bir barışın sağlanması noktasında alabildiğine bütün özverini verdiğin bir yerde emeklerine darbe vurulunca hayal kırıklığına uğrayabiliyorsun. Ama her kapatma sonrası yeniden var olma, bundan vazgeçmeden onun mücadelesini yürütüp yola devam etmek insana ayrı bir heyecan veriyor" diye vurguluyor.  

Bu bizden midir?
21 yıllık mücadele sürecinde birçok güzel ve acı hatıra da biriktirdiğini dile getiren Sontekin, en güzel anısını şöyle anlatıyor: “Barış Anneleri İmralı’ya gidecekti, Mudanya’ya kadar gittiler sonra izin verilmedi ve anneler geri dönmek durumunda kaldı. Ankara’ya gelen yaklaşık 400-500 anneyi Balgat’taki genel merkezimizde misafir ettik. Onları karşılamaya giderken birçoğu benden uzak kaçıyordu. Çok fazla polis vardı ve beni de polis sanıyorlardı. Daha sonra beni tanıyan anneler gelince onlarla kucaklaştık, bunu gören diğer anneler de, ‘Bu bizden midir?’ sorduklarında anneler ‘Bizim çocuktur’ diyerek yanıt verince mahcup bir şekilde hemen gelip bana sarıldılar. O zaman beni farklı bir duygu kaplamıştı.”  

Annemle konuşuyordum...
En kötü anısının ise ne olduğunu soruyorum Sontekin'e, şahsi olarak kötü bir an yaşamadığını ancak siyasal, toplumsal olarak üzüldüğü anların çok olduğunu belirtiyor. Bu üzüntüyü kendisiyle birlikte tüm demokratik, eşitlikçi kamuoyunun da yaşadığının altını çizen Sontekin, bir anısını şöyle paylaşıyor: “Bir gün Balgat’taki genel merkezimizin önünde telefonda annemle konuşurken baktım birileri geliyor, sırtında sırt çantası var. Binaya doğru gelirken bir şeyleri binaya doğru ateşleyerek attı. Ne oluyor falan derken çantasından kasatura gibi bir şey çıkardı ve üzerime doğru geldi. Ben de bir refleksle onu yakaladım, etkisiz hale getirdim ve binanın önünde nöbet tutan polislere teslim ettim. Partimize yönelik çok yaşanan saldırılardan birisiydi. O an onu yakalamasaydım farklı şeyler de olabilirdi. O kişi hakkında şikayetçi olduk, mahkeme falan devam etti sonrasında ne oldu bilmiyoruz ama saldırganın en son cezaevinde öldüğünü söylemişlerdi. Ne kadar doğru bilmiyorum.”

HDP'de çalıştığım biliniyor
Ankara’da hem HDP’li olmak hem de genel merkez düzeyinde emek veriyor olmanın zorlukları yanında çok güzel yanları olduğunu belirten Sontekin, “HADEP’ten günümüze çalıştığım her an kendi tabanımız içerisinde çok daha el üstünde tutulduğumuzu hissediyoruz. Bizi, Kürtleri, demokrasi güçlerine nefretle bakan kitle için de bir saldırı gerekçesi olarak görülebiliyoruz. Mesela bir zamanlar olduğum çoğu ortamda ‘HADEP’te çalışıyorum’ diyemiyordum. Söylediğim an insanların farklı yaklaştıklarını, davrandıklarını hissedebiliyordum. Selamı kesenler dahi oldu, bu durumlarla çok karşılaştım. Şu an da bazı komşularım genel merkezde çalıştığımı bilmiyorlar. Bilenlerin çok azı sahip çıkıyor. Pandemiden önce ev baskını olmuştu, evde yoktum ama birçok komşum o baskınla nerede çalıştığımı öğrendi. Olumlu bakanlar da oldu ama ağırlıklı olumsuz bakanlar var."

Halk gerekli cevabı verecektir

Mustafa Sontekin, ile HDP’ye yönelik kapatma davasını da konuştuk. Elbette onunda söyleyecekleri var. “Umutluyuz, umudumuzu hayata geçireceğiz” diyen Sontekin, "Bu ülkeyi yöneten siyasal anlayış HDP’nin varlığından rahatsız. Özellikle HDP’nin tabansal olarak yükselmesi bu anlayışı daha çok rahatsız etti. 2015 seçimleri sonrası HDP’yi etkisiz hale getirme politikası, belediyelere kayyum atamaları, parti çalışanların ve eşbaşkanların tutuklanması vs. HDP çalışamaz noktaya getirilmek istendi. Ama bu tabanda oy kaybına sebep olmadı. Tam tersine daha da bir güçlenme, daha da bir kenetlenmeyi getirdi. Bugün de halkla buluşmalar daha da ivme kazanarak gidiyor. Toplumun alanlarda HDP’yi sahiplenmesi aslında partiyi kapatacaklara güçlü bir yanıt olmakta. Bunun karşısında Cumhur İttifakı’nda oy kaybı da sürüyor. Kapatma olsa da HDP’nin tabanında dağılmayı getirmeyecektir, aksine o bağ daha da güçlenecektir. Deneyim ve tecrübelerim bunu gösteriyor, toplum da bunun farkındadır” diye vurguluyor.

Tüm halkları kucaklıyor
Son olarak partinin kendisi için ne ifade ettiğini merak ediyorum Sontekin, soruma net bir cevap veriyor: "Parti her şeyden önce tüm renkleri, kimlikleri, farklılıkları barındırmış bir aile ama bu aile dünyanın her tarafından insanların olduğu devasa büyüklükte bir aile. Türkiye siyasetinde alabildiğine ciddi bir kirlilik var. Siyasi yozlaşma had safhada. HDP içerisinde, mücadelesinde demokrasi mücadelesinin nasıl haklı ve sağlıklı bir şekilde düze çıkara bilirimin mücadelesini görüyorum. Bu yönüyle önemli. Partiyi, haklar açısından eşitlikçi bir model olarak benimsiyorum. Demokrasiye inanan bir insanın. Demokratik tahammüller açısından buna inanıyorum. Böylesi büyük bir aileyi, barışın sağlanması noktasında hayati bir araç olarak görüyorum ve bir gün de başaracağımıza inanıyorum. Her yönüyle inanıyorum ve hissediyorum.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.