Mexmûr'dayız... Süreç kapsamında topraklarına dönüşü tartışılan Mexmûrlularla konuştuk...
- Mamoste Marya Bozan: "32 yıldır dönüşü bekliyoruz. Umudumuz Önderliğimizdir. Oraya gittiğimiz zaman kendi dilimizle konuşabilecek miyiz, kendi kültürümüzle yaşayabilecek miyiz? Türkiye kanunu içinde Kürt halkı diliyle, kimliğiyle, kültürüyle kabul ediliyorsa o zaman umudumuz daha çok güçlü olur."
- Mexmûr'da doğan Serhat Yaman: "Eğer gidiş olursa bu kamptakilerin aynı yerde olması iyi olacak çünkü büyük aile gibi olmuşlar. Ben burada okulu bitirdim. Sadece üniversite kalmış, eğitime kendi topraklarımda devam etmek isterim. Kendi dilimizle okumak istiyoruz. Meslek edinmek istiyoruz..."
- Mele Zeki Çetin: "Eğer bir dönüş olacaksa bu komünal bir dönüş olmalı. Bir de bu dönüş gerçekleşirse Önderliğin isteği ve perspektifiyle olmalıdır. Her zaman memleket özlemiyleyiz; bizler özgürlüğe, onurlu bir barışa, halkların kardeşliğine, eşitliğe ve adalete hazırız. Bizler Önderliğimizin perspektifiyle dönmeye hazırız."
- Hemşire Nuran Sezgin: "Her gün televizyonda işte Mexmûr halkı dönecek, yok Irak merkezi hükümetiyle Türkiye anlaştı? Siz şimdi niye gelip Mexmûr halkına sormuyorsunuz. Bizim için esas olan Önderliğimizdir. 32 yıldır nasıl süren onurlu bir duruş varsa onurlu bir dönüş de olur. Başka da olmaz."
GÜLCAN DERELİ
Şengal'den sonra Mexmûr'dayım. Sürecin burada nasıl karşılandığını, beklentileri, 32 yıl sonra ilk kez bu kadar yakınlaşan dönüş ihtimalinin etkilerini merak ediyorum. Mexmûr, Kürt sorununun prototipi adeta. Kürt sorunu nedir derlerse cevaplardan biri elbette Mexmûr'dur. 90'lı yıllarda köyleri yakılıp göçe zorlanan binlerce köylü, yönünü Federe Kürdistan'a çevirmek zorunda kalır ve Mexmûrluların zahmetlerle dolu 32 yıllık uzun yolculuğu başlar. Defalarca yer değiştirmek zorunda kalan Kürt köylülerinin son durağı Mexmûr olur. Savaşın bütün yakıcılığını yaşar, Kürt olmanın bedelini öderler...
Burada hayat Kürtçe
Mexmûr'un gözü, biraz belirsizlikle de olsa dönüş ihtimalinde. Yaklaşık 10 bin kişiden söz ediyoruz. Mexmûr'da çölün ortasında yep yeni bir hayat kurmuşlar. Irak'ın çölünü yeşile çevirmişler, 10 bin kişilik koca bir aile ve komün olmuşlar. Burada hayat Kürtçe akıyor... Eğitim Kürtçe, sağlık hizmeti Kürtçe, belediye Kürtçe hizmet veriyor; bakkal, fırın, kuaför Kürtçe; çocukların gülüşleri, oyunları Kürtçe... Kendi varoluşlarıyla bir hayat kurmuşlar. Şimdi bu varoluşu kendi topraklarına taşımak istiyorlar. Kendileri olarak dönmelerine, dilleriyle hayat kurmalarına, iradeleriyle kendilerini yönetmelerine imkan verilecek mi? Mexmûrluların hepsi bu soruların yanıtını merak ediyor. "Herkes bizimle ilgili konuşuyor ama kimse bize sormuyor" diye tepki gösteriyorlar. Biz de Mexmûrlulara mikrofon uzattık...
'Umudumuz Önderliğimiz'
Mexmûr'a geldiğinde 9-10 yaşlarında olan ve şimdi Mexmûr'da öğretmenlik yapan Marya Bozan, endişelerini de umudunu da açık ifade ediyor. Şöyle diyor mamoste Marya Bozan: "32 yıldır dönüşü bekliyoruz. Ancak gidişat bizim hayal etiğimiz gibi bir dönüş olmayacak gibi çünkü T.C devletini tanıyoruz. Önderliğimiz ne derse o yönde gitmek istiyoruz. Umudumuz Önderliğimizdir. Şimdi süreç nasıl gelişecek, ne olacak bekliyoruz. Nasıl gideceğiz, gidişimiz ne esas üzerine olacak, bizim için nasıl kanun yapılacak? Oraya gittiğimiz zaman kendi dilimizle konuşabilecek miyiz, kendi kültürümüzle yaşayabilecek miyiz, yaşatabilecek miyiz? Bunlar bizde şüphe uyandırıyor. Ancak ülkeye dönmeyi çok istiyoruz. Türkiye kanunu içinde Kürt halkı diliyle, kimliğiyle, kültürüyle kabul ediliyorsa o zaman umudumuz daha çok güçlü olur. Önderimiz ne derse onu esas alıyoruz. Önderliğimiz özgür olursa biz de özgür olacağız."
Marya Bozan, 32 yılın kuşak değişimine, kamplarda doğmuş yeni neslin farklılaşan durumuna dikkat çekiyor. Bozan, "Çocuklar burada yaşadıkları, büyüdükleri için Kuzey onlara yabancı geliyor. Tanımıyorlar, nasıl bir yerdir, nasıl bir kültürde büyümüşler bilmiyorlar. Bunun için de gidiş istekleri orayı bilenler gibi değil. Onlar çoğunlukla burada kalmak istiyorlar. Kuzeyi görmemişler, orada ne yapacaklarını bilmedikleri için zorlanıyorlar ama babalarının, annelerinin topraklarını da tanımak istiyorlar, memleketlerini görmek istiyorlar, akrabalarını tanımak istiyorlar" sözleri ile bambaşka bir hayata gözlerini açmış yeni neslin soru işaretlerini dile getiriyor.
'Özgür bir dönüş istiyoruz'
Kumru Tunç, verilen bedellere işaret ediyor. Bunca zahmetin boşa gitmemesi gerektiğini, özgür bir dönüşle taçlanması gerektiğini vurguluyor: "Dönüş olursa özgürlükle olmasını istiyoruz. Şehitlerimizin ve bizim hakkımız kaybolmasın. O kadar zorluk ve zahmetlik gördük, kaybolmasın. Özgür bir dönüş istiyoruz. Önderliğimizin özgür olmasını istiyoruz. Tutsak kalanlar, dağda yaşayanlar özgür olsun, biz öyle bir özgürlük istiyoruz. Eğer öyle değilse biz sahte bir özgürlük istemiyoruz. Biz keyfimizden köyümüzden çıkmadık ki, köyümüze ambargo koydular, yaktılar. 32 yıldır burada mülteciyiz, burayı her zaman uçaklarla vurdular. Bu durum Önderliğin başlatmış olduğu süreçle biraz azaldı. Yoksa vurmadıkları gün yoktu. 32 yıldır görmediğimiz şey kalmadı, katliamlar, tutuklamalar, ambargo, talan hepsini gördük. Başımıza gelmeyen kalmadı. Önderliğin özgür oluşuyla bizler de özgür olacağız. Biz güzel, temiz ve onurlu bir özgürlük istiyoruz."
Dönüşün zemini olmalı
Kime sorsam benzer değerlendirmelerle karşılaştım. Sayın Abdullah Öcalan'a sarsılmaz güven, bedellerin boşa gitmemesi, devlete güvensizlik, özgür koşullarda dönüş ve kimliğiyle özgür yaşama... Mexmûrlulardan Sarya Marinos da bu ortak kaygıları ve beklentileri dile getiriyor: "Süreç için bir süreliğine mutluyuz. Eğer memlekete dönüş olursa onurlu ve özgür bir şekilde olmasını istiyoruz. Bu kampta 32 yıldır zorluk ve zahmetli süreçlerden geçtik. Açlıktan tut ölümlere kadar dünyada insanların başına gelmeyen şeyler bu kampta kalan insanların başına geldi. Artık ölüm olmasın, bu millet dönsün. Gitmek kolay ama zemini nasıl olacak? Bu halk Kuzey'e dönerse güvenliği olmalı, bu yaşam içinde kendi yaşamı olmalı, hakkı olmalı, kendini yetiştirebilmeli, yaşatabilmeli. Bizler Önderliğimiz ve şehitlerimize söz verdik, Önderliğimizin yaşamı güvence altına alınmadığı sürece bizim de dönüşümüz zor olur. Bir dönüş olursa da özgür bir şekilde olabilmelidir. Önderliğimizin ve halkımızın özgür olmasıyla beraber özgür yaşayalım. Onurlu bir yaşam istiyoruz. Bizler 32 yıl direndik, bu direniş içinde büyük bedeller ödedik, birçok şeye tanık olduk, artık bunları yaşamak istemiyoruz. Halk olarak da, bir anne olarak da ölüm olmasını istemiyoruz."
Mexmûrlular aynı yerde olsun
Mexmûr'da doğan Serhat Yaman, yeni neslin bir üyesi. Önceki kuşakla kesişen ve farklılaşan talepleri var. Serhat Yaman kesişen talepleri şöyle ifade ediyor: "Eğer bir gidiş olursa Önderliğin öncülüğünde olmalıdır. Önderliğimiz özgür olmadan biz kendimiz de fiziki olarak gitmek istemiyoruz. Burada tecrit, baskı, zulüm yaşandı bizim üzerimizde hem devlet tarafından hem de Irak tarafından, her yönden zorlanmalar yaşandı. 2014 yılında bu kampın üzerine DAİŞ çetelerinin saldırısı oldu ve buna rağmen kamp halkı şimdiye kadar hep yan yana kaldı, bir aile gibi olmuşlar. Eğer gidiş olursa da bu kamptakilerin aynı yerde, yan yana olması iyi olacak çünkü büyük aile gibi olmuşlar. Herkes birbirlerini tanıyor, iyi günde de, kötü günde de yan yanalar. Bizim memleketimiz güzel ama şimdiye kadar hiç görmemişiz. Çünkü doğduğumuzdan beri Irak topraklarında yaşıyoruz. Herkes kendi topraklarında yaşamak ister. Gidiş olursa da memleketimize özgür bir şekilde kendi dilimizle, kültürümüzle gitmek istiyoruz. Önderliğimizle yaşamak istiyoruz. Bu istek hepimizin isteğidir. Baskı ve zulümlerle karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Bu sürecin başarıya ulaşmasını umut ediyoruz."
Serhat Yaman, yeni neslin farklı taleplerini ise şöyle ifade ediyor: "Ben burada okulu bitirdim, lisenin son sınıfına kadar okudum. Sadece üniversite kalmış, eğitime kendi topraklarımda devam etmek isterim. Kendi dilimizle okuyabilirsek hepimiz de okumak istiyoruz. Meslek edinmek istiyoruz. Çünkü biz Bağdat’ta, Süleymaniye'de sabahtan akşama kadar o güneşin altında çalışıyoruz, bedenimiz de, ruhumuz da çok yoruluyor."
Mexmûrlu mele anlatıyor
Zeki Çetin, bir mele... Mexmûr halkının dini ihtiyaçları için yardımcı oluyor. Mele Zeki Çetin, şöyle diyor: "Eğer bir dönüş olacaksa bu komünal bir dönüş olmalı. Bir de bu dönüş gerçekleşirse Önderliğin isteği ve perspektifiyle olmalıdır. Memleket özlemi var, bizler memleketimiz için göçmen olduk. Özgürlük, barış, birliktelik, demokrasi varsa memleketimize dönmeye ve canımızı bile vermeye hazırız. Evet 32 yıldır buradayız, çok büyük engeller yaşadık. 2019 yılından şimdiye kadar Mexmûr halkının üzerinde ambargo var. Biz ambargo içindeyiz, yine de onurlu bir barış ve onurlu bir dönüş istiyoruz. Bu 32 yıl içinde geçirdiğimiz zorluklarla birçok insanımızı kaybettik, şehitlerimiz burada, çocuklarımız burada yaşamını yitirdiler, birçok insanımız yaşamını yitirdi. Eğer memleketimize dönersek şehitlerimize hasret kalacağız. Her zaman memleket özlemiyleyiz; bizler özgürlüğe, onurlu bir barışa, halkların kardeşliğine, eşitliğe ve adalete hazırız. Bizler Önderliğimizin perspektifiyle dönmeye hazırız."
Mexmûrlulara sorun
Mexmûr'da hastanede hemşire olan Nuran Sezgin, kendilerine sorulmadan Mexmûr hakkında yürütülen tartışmalara tepki gösteriyor: "Mexmur şimdiye kadar ayakta kaldıysa bu komünal yaşamı esas aldığı için ayakta kaldı. Burada ortak yaşamı inşa ettik. Bir halkın üzerine o kadar çok ambargo uyguluyorsun, yasaklar getiriyorsun, dayatmalar yapıyorsun, bu halkın dilini, kimliğini hala kabul etmiyorsun sonra her gün televizyonda işte Mexmûr halkı dönecek, yok Irak merkezi hükümetiyle Türkiye anlaştı? Siz şimdi niye gelip Mexmûr halkına sormuyorsunuz. Acaba Mexmûr halkı ne istiyor? Mexmûr halkının talepleri neler? Bizim için esas olan Önderliğimizdir. Önderliğimizin Mexmûr üzerine yürüteceği çalışmalar bizim için esastır. Bunun için 32 yıldır nasıl süren onurlu bir duruş varsa onurlu bir dönüş de olur. Başka da olmaz. Benim dilimi inkar edeceksin, kimliğimi inkar edeceksin, Önderliğimizin yaşam koşullarını düzeltmeyeceksin, keyfi yasaklar ve yaklaşımlar uygulayacaksın ve hâlâ Kürtler üzerine linç politikası gerçekleştireceksin, e Mexmûr’un anadili Kürtçe'dir, Mexmûr’un binlerce öğrencisi var. Bunların hepsi okul okumuş. Bunların hiçbir altyapısı yokken Mexmûrluların dönmesi doğru değil. Kimse bu politikayı kabul etmez. Ne zaman Önderliğimiz belirteceği çerçevede komünal bir yaşam oluşturulursa onurlu bir dönüş o zaman olur."