
Egemenlerin yarattığı hegomonik kültüre karşı halkların kendi özsel değerlerinin içinde olduğu kültürel etkinlikler de organize edildi. Egemen kültüre karşı direnişi ve kendi kültürel gerçekliğinin yayımını içeren bu etkinlikler dünyada karşı bir kültürel ‘hegemonyanın’ varlığını da hissettirmeye devam etti. Kürdistan’da da egemenlerin yürüttüğü asimilasyon ve baskı politikalarına karşı önemli bir direnişle geçti. Direnişin önemli ayaklarından biri de, yok edilmeye çalışılan bir halkın kültürel olarak kendini var etmesi çabaları oldu. Kürdistan’da yerel dinamiklerin etkisiyle açılmaya başlayan kültürel kurumlar kadim bir kültürün devamını sağlayacak direniş kaleleri olarak işlev gördü ve görmeye devam ediyor.
Sömürge kültürü aşılıyor
2011 yılında Türkiye ve Kürdistan’da çok sayıda kültürel etkinlik düzenlendi. Özellikle Kürdistan’da Kürt kültürü, sanatı ve dilinin gelişmesine yönelik gerçekleştirilen organizasyonlar, geleceğe umutla bakmamızı sağladı. Her geçen gün bir yenisi eklenen kültür merkezleri, Kürdistan’ın unutulmaya yüz tutmuş kadim gelenekleri ve zengin kültürel dokusunu ortaya çıkarma yönünde önemli işlere girişti. Kurumların özellikle belirli bir merkezi yapıya bürünmeden birçok yörede açılması sarp bir coğrafyada, dağınık olarak yaşayan Kürt halkının zengin kültürel ritüellerinin de asimilasyondan korunarak geleceğe taşınması anlamında hayati bir role sahip. Kürdistan bu kurumlarda gerçekleştirilen etkinliklerle yıllardır üzerine çekilmeye çalışılan sömürge kültürünü üzerinden atarak köklerine bir damla su daha vermiş oldu.
Ulusal birlik festivallerle gelişiyor
Kürdistan’de organize edilen Film festivalleri de, direnerek ilerleyen Kürt kültürüne önemli kazanımlar sağladı. Êlîh Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Yılmaz Güney Film Festivali, Kürdistan’da gelenekselleşme yolunda adım adım ilerleyen temel bir festivaldi. Bu yıl 10 belgesel film ile 15 kısa filmin gösterimi yapıldığı festival, Kürt sinemasına genç yönetmenler kazandırma anlamında da başat bir misyon gördü. Amed’in Kayapınar Belediyesi’nin organize ettiği „FilmAmed“ günlerinde de, 26 belgesel ile birlikte 40 kısa ve uzun metrajlı filmin gösterildi. Bir diğer film festivali de Dersim Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapılan Uluslararası Dersim İnsan Hakları Film Festivali oldu. Sineması olmayan bir şehirde Uluslararası film festivali düzenlemek ve bunu gelecek yıllara taşırmak önemli bir başarıyı ortaya çıkardı
Xelilo’nun komutana tokatı unutulmayacak
Çağın en hızlı kültürel yayıcılığını üstlenen görsel sanatların önemli bir kolu olan sinema alanında Türkiye ve Kürdistan gerçeklerini anlatan çok sayıda film izleyicilerle buluştu. Bu filmlerden Sedat Yılmaz’ın çektiği „Press“ filmi de 2011’in öne çıkan çalışmalardan oldu. Film, 90’lı yıllarda Özgür basın geleneğinin önemli temsilcilerinden olan Özgür Gündem’in Amed bürosunda çalışan yedi genç gazetecinin gerçeği arayış hikayesini anlatıyor. Kürt sinemasının belli başlı eserleri arasına giren ve birçok festivalde ödüller alan „Meş/Yürüyüş“ filmi de gösterime girdi. Yönetmenliğini Shiar Abdî, oyunculuklarını ise Selamo ve Abdullah Ado yaptığı film, 1980 darbesinin öncesi ve sonrasında Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesinde geçiyor. Filmin hafızalarda kalacak en önemli sahnesi ise, Xelilo’nun Kürdistan’da görev yapan komutana indirdiği okkalı tokat oldu. Yönetmen Özgür Fındık’ın Dersim Soykırımı’nı konu alan „Kara Vagon“ belgeseli de izleyicilerden iyi not alan çalışmalardandı.
90’lı yıllar sinemaya taşındı
M. Tayfur Aydın’ın yönettiği „Rêç/İz“, filmi de bu yılın sonlarında vizyona giren Kürt filmleri arasında yer aldı. Kürt yönetmenler bu yıl yine ağırlıklı olarak 90’lı yıllarda yaşananları anlatan eserlerin çoğunlukta olduğu filmler çekti. Umur Hozatlı’nın „Kayıp Özgürlük“ filmi ile Yusuf Çetin’in „Qirej“i de bu filmler arasına girdi.
Bu yılın dikkat çeken diğer filmler ise, Özcan Alper’in yönetmenliğini yaptığı „Gelecek Uzun Sürer“ oldu. A. Haluk Ünal’ın „Saklı Hayatlar“, Seren Yüce’nin „Çoğunluk“, Seyfi Teoman’ın „Bizim Büyük Çaresizliğimiz“ filmleri de bu yıl vizyona girdi.
Yasakçı zihniyet sürdü
2011 yılında da devlet yasakçı ve sansürcü yüzünü göstermeye devam etti. Yönetmen Aydın Orak’ın ‘Bir Başkaldırış Destanı: Bêrîvan’ belgeselinin kamuya açık etkinliklerin yapıldığı mekanlarda gösteriminin engellenmesi devletin zihniyetini bir kez daha ortaya çıkardı. Yasaklarla gösterilmesi engellenen bir diğer eser ise Çayan Demirel’in „Dêrsim 38“ belgeseliydi. Yaşanmış tanıklar üzerinden Dersim Soykırımını anlatan belgesel devletin tarihi refleksi olan üstünü örtme ve manipüle etme yönteminin açığa çıkmasını gözler önüne serdi. Her iki esere de Kültür abidesi olan Kültür Bakanlığı’ndan eser işletme belgesi verilmedi.
Kürtler artık kendi dizilerini izliyor
Kürt televizyon tarihinde bir ilke daha imza atıldı. İlk Kürtçe sit-com „Ax û Jiyan“ dizisi yayına girdi. Roj Tv’de yayın hayatını sürdüren dizi, çok geniş bir izleyici kitlesi tarafından takip ediliyor. Dizide, köyleri yakıldıktan sonra Amed’e yerleşen bir ailenin yaşadıkları, güncel hayata yapılan göndermelerle esprili bir dille anlatıldı. Kürt toplumumun içinden gelen karakterlerin yer aldığı dizi, üç kuşağın yaşadığı çelişkileri televizyon ekranlarına yansıtma gayretini sürdürdü.
MKM 20. yılını kutladı
1991 yılında İstanbul’da Yukarı Mezopotamya Kültür Merkezi olarak kurulan MKM, bu yıl 20. yaşına girdi. MKM, kuruluş yıldönümünü Yedikule Zindanları’nda on binlerce insanın katıldığı muhteşem konser ile kutladı. Kuruluşundan bu döneme yaratılan halk gerçekliğiyle birlikte gittikçe büyüyen bir yapıya dönüşen MKM, bu yılda çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yaptı.
Müzikal ürünler
Geride bıraktığımız yılda, müzikal anlamda da yeni ürünler ortaya çıktı. Servet Kocakaya uzun bir aradan sonra iki dilli bir albümle sevenlerinin karşısına çıktı. İki CD’nin yer aldığı albümünün ilk CD’si Türkçe, ikinci CD’si ise Kürtçe’ydi. Kürt müziğinin güçlü kadın seslerinden Rojda’nın yeni albümü „Hat“ta bu yıl sevenleriyle buluştu. Kürt müziğinin önemli seslerinden Nizamettin Ariç’in yeni albümü „Azadî“ de müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Kardeş Türküler de, uzun bir aradan sonra yeni albümleri „Çocuk (H)Aklı“ ile dinleyicilerinin karşısına çıktı. Metin ve Kemal Kahraman’ın ‘Saê Moru/Şahmaran’ albümü de Kürt müziğinin klasikleri arasında yerini aldı. Ayrıca Kamer Söylemez’in Kirmanckî şiirlerinin yer aldığı „Peya/Yaya“ albümü de şiirseverlerin beğenisine sunuldu.
Dil ödülü Hatip Dicle’nin
2011’de dil ve edebiyat alanında faaliyet yürüten kurumlar da her yıl verdikleri ödüllerin sahiplerini açıkladı. İstanbul Kürt Enstitüsü 7. Feqî Hüseyin Sağnıç Dil Ödülü, KCK davasından tutuklu bulunan Eski DEP Milletvekili ve Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu Amed Bağımsız Milletvekili Adayı Hatip Dicle’ye verdi. Belçika’dan 38 yıldır faaliyete bulunan İnfo-Türk Vakfı, 2012 yılı Özgürlük Ödülü’nü, ‘KCK’ adı altında yapılan operasyonda tutuklanan yazar-gazeteci Ragıp Zarakolu’na verdi. Eğitim Sen Êlîh Şubesi tarafından ilki düzenlenen Şerzan Kurt Öykü Ödülleri ve Kürt Edebiyatı Emek Ödülleri sahiplerini buldu. Amed Büyükşehir Belediyesi düzenlediği Kürtçe Oyun Yazarlığı Yarışması sonuçlandı. Eğitim-Sen Amed Şubesi tarafından düzenlenen 4. Abdullah Duran Öykü ödülleri verildi. 19. Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği Ödülleri, Hamburg’ta yapılan bir tören ile sahiplerine verildi.
Aramızdan ayrılanlar
2011 aynı zamanda yitirdiklerimizin yılı da oldu. Kürt müziğine çok sayıda eser kazandıran sanatçılar da aramızdan bir bir ayrıldı. Ozan geleneğinin sürdürücüsü Ozan Baran Gürhan, Hafsed Dündar (Hozan Helbest), Kürt müzisyen Ozan Zınar, Kıvırcık Ali olarak bilinen halk müziği sanatçısı Ali Özütemiz, „Çıplak ayaklı diva“ olarak da bilinen folk şarkıcısı Cesaria Evora yaşamını yitirdi.
Kültür merkezleri
2011’de ardı ardına görkemli kutlamalarla açılan kültür merkezlerinden iki tanesi öne çıktı. Colemêrg’de Feqîyê Teyran Kültür ve Sanat Merkezi ile Bismil’de Aram Tigran Kültür Merkezi’nin açılışı önemli bir heyacan yarattı. Feqîyê Teyran Kültür ve Sanat Merkezi’nin açılışına binlerce yurttaş, erbane ve davul zurna eşliğinde halaylar çekerek katıldı. Muş’un Gimgim ilçesinde de Mordem Kültür Merkezi açıldı. Kültür merkezlerinin Kürdistan belediyeleri aracılığı ile yürütülmesi, Demokratik Özerkliğin kültürel yönlerinin inşasını kolaylaştırdığı da ortaya çıktı.
Kürt tiyatrosu direnerek gelişiyor
Yeni bir yıla umutla giren Kürt tiyatrosu, bütün zorluklara rağmen 2011’de de belediyeler, kültür merkezleri ve özel tiyatrolar aracılığıyla temsiller verdi. Kürt dilinin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması noktasında temel bir role sahip Kürtçe oyunlar bu yılda gösterilmeye devam etti. 1991’de Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye’deki ilk Kürtçe tiyatro „Teatra Jiyana Nû“ 20. yılına girdi. Amed Şehir Tiyatroları, Ebdurrehim Rehmi Hakkari’nin yazdığı ilk Kürtçe tiyatro oyunu „Memê Alan“ı, orijinal ve otantik yapısıyla sahneledi. Şehir Tiyatrosu aynı zamanda „Qeyd“, „Mihoyê Girêsor/Aladağlı Miho“, „Ti Gara Nîyî/Sen Gara Değilsin“, „Zimane Çiya/Dağ Dili“ oyunları ile „Rawestgeha Sê Ezezitî/Otobüs Durağında Üç Bencil“ adlı çocuk oyunu da sahneledi. Amed Sur Belediyesi Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenen çok dilli „Ölüm Uykudaydı/Mirin Di Xewê De Bû“ adlı oyun, çıktığı Irak Turnesi’nde Duhok Belediyesi ve Kürdistan Sanatçılar Sendikası‘nca „Barış ve Kardeşlik Ödülü“ne layık görüldü. Teatra Mîtanî bu sezon Dîlana Xweristê/Evrenin Dansı ve „Hebû Tunebû“ oyunu sahneledi.
Yılın en önemli kültür etkinliklerinden biri de „Êlîh Tiyatro Günleri“ydi. Bir hafta boyunca devam eden tiyatro günlerini 5 binden fazla kişi izlerken, İstanbul, Amed, Nisebîn, Mersin ve Avrupa’dan 6’sı Kürtçe olmak üzere değişik 11 grup sahne aldı. Mersin MKM bünyesinde çalışmalarını sürdüren Teatra Arzela da „Lal“ oyununu tiyatroseverlere sundu. „Teatra Delil“ grubunun oynadığı „Vebûna Xewnên min/Düşlerimin Açılımı“oyunu ile Zembilfroş Tiyatro Grubu’nun tek perdelik „Gêjo“ adlı oyununu da yılın önemli temsilleri olarak Kürt tiyatro tarihine girdi. İstanbul’da çalışmalarını yürüten DestAR-Theatre, „Reşê Şevê“, „Cerb“, „Qeşmerên Apoletî“, „Bûka Lekî“ ve „5 Nolu“ oyunlarını Seyri Mesel Sanat Atölyesi de „Kayo Mixenet/Hain Oyun“ ve „Êş-Epîlog“ oyununu tiyatroseverlerle buluşturdu.
ÖNDER ELALDI