Paris’te bulunan Kültür Sanat Akademisi, Kürt Dil Bayramı vesilesiyle bir panel düzenledi. Panelde ilk olarak Akademi Başkanı Murat Ceylan, panele katılan dinleyicileri Paris’te katledilen üç kadın devrimci şahsında tüm şehitleri için saygı duruşuna davet etti. Ardından Ceylan, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı vesilesiyle panele katılanları gün vesilesiyle eyleme çağırdı. “Her birimizin ismi ya Arapça ya da Türkçe. Bizim kendi dilimizde adımızın olmasına bile izin verilmedi. Bugünü vesile olarak görelim. Ve kendimize anadilimizde nasıl seslenilmesi gerektiğini istiyorsak ona göre kendimize bugün bir isim seçelim” diyen Ceylan, Kürt siyasetçisinin sözüne atıfta bulunarak, “İster ağaç, ister taş olsun ama ismimiz illaki kendi dilimizde olsun” dedi.


‘Yaşam dilinin Türkçe olması utanç verici’

Ardından İnalco Kürt dil eğitmeni olan Sebahattin Azad, Kürt dili tarihçesi, Kürt Dil Bayramı’nın kökeni konusunda kısa bir bilgilendirmede bulundu. Azad, “Celadet Ali Bedirxan tarafından 1932 yılında çıkarılan Kürtçe Hawar dergisinin yayınına başladığı gün olan 15 mayıs, KNK’nin öncülüğünde 2006’dan beri Kürt dil bayramı olarak kutlanıyor” dedi. Ardından Fransa’da yaşayan Kürdistanlıları eleştiren Azad, “Fransa’da yaşıyoruz. Ne Fransızca ne de anadilimizi kullanıyoruz. Bizim aramızda daha çok günlük yaşam dili olarak Türkçe kullanılıyor. Örneğin İnalco Üniversitesi’de Kürdoloji bölümü var ama Kürtlerin bu bölüme ilgisi çok az” diye konuştu. Azad, daha sonra çeşitli Kürtçe dil kitaplarını ve Kürt alfabesinin yapısını dinleyicilere aktardı.


‘Annemin feryadı beni çok etkilemişti’
Daha sonra Akademi yöneticilerinden Berivan Akyol, çocukken yaşadığı bir anısını dinleyicilerle paylaştı.
Çocukken annesinin sadece evde Kürtçe konuştuğunu belirten Akyol, “Bu nedenle sadece Fransızca ve Kürtçe biliyordum. Çevremizde Türk aileler yoğunluktaydı. Türk çocuklar ben onlarla iletişim kuramadığım için bana ‘kuyruklu Kürt’ diye sesleniyorlardı. Bu ben de anneme tepkiye yol açmıştı. Çocukların bu baskısı nedeniyle kendimi kötü hissedip bir gün kriz geçirdim. Hastaneye kaldırıldığımda anneme ‘Sen Kürtçe konuşuyorsun bu nedenle çocuklar bana kötü davranıyor’ dedim. Annem saatlerce ağladı. Ardından ‘Kızım bu benim dilim. Ben başka dil bilmiyorum’ dedi. Bu bende o zaman Kürtlük bilincini oluşturdu. Annemin o feryadı beni çok etkilemişti” diyerek çocuk yaşta yaşadığı baskılanmayı anlattı.
Paneldeki kısa konuşmaların ardından, Salonda bulunanlar hazırlanan küçük formlara “bana … adı vermişlerdi. Kürtçe adım… “ doldurarak kendilerine, Zana, Serhad, Berfin, Rodi vb. adları seçerek hep birlikte “Biji Serok” sloganı attılar. Panel slogan ve alkışlarla son buldu.

SELMA AKKAYA/PARİS