Topraklarını terketmek zorunda kalan Kobanêlilerden sadece 6 bin 100’ü Suruç’ta devlet tarafından kurulan AFAD çadırlarında kalıyor. Kobanêliler yaşadıkları sorunları AFAD çadırını ziyaret eden Holanda Sosyalist Partisi yetkililerine anlattı. Hollanda Sosyalist Parti Genel Sekreteri Hans Van Heijningen ve Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut, Aligör-Urfa yolu üzerinde bulunan AFAD Çadır Kampı’nı da ziyaret etmek istedi. Heyet, kamp yetkilileri tarafından “Kaymakamlık ve Valilik izini olmadan alamayız” gerekçesiyle kampa alınmadı. Uzun süre bekletilen heyetin valilikle yapılan görüşme sonucu “çadırı denetimli gezmelerine” izin çıktı. Ancak heyetin kamera ve fotoğraf makinesi kullanmasına izin verilmedi.
Valiliğin izni üzerine kampı gezmeye başlayan heyetin etrafını saran Kobanêliler, “Bizleri bunların arasında nasıl bıraktınız” diyerek sitem ederken, yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirdi. Kamptaki Kobanêliler, “İhtiyaçlarımız karşılanmıyor. Talep ettiğimizde de bizleri kamptan atmakla tehdit ediyorlar. Kobanêli olduğumuz için küçük düşürüyorlar, hakaret ediyorlar. Hastalarımız tedavi edilmiyor, ilaçlarımız karşılanmıyor” diyerek, yardım talebinde bulundu.

Şefkat Tepe izletiliyor

Kamptaki Kobanêliler heyetle yaptıkları görüşmede, yeterince eşya, giysi ve yemek yardımı alamadıklarını belirtti. Birçoğu, “Kendilerine ve özellikle çocuklarına Şefkat Tepe dizisi ile devlet ve hükümet yanlısı haber kanallarının izletildiğini” aktardı.
Kucağında iki aylık bebeği olan bir anne ise heyetin yanına gelerek, “Bebeğim çıplak, kendi giydiğim elbiseleri sarmışım. Hergün talep etmeme rağmen yardım edilmiyor” dedi. Kadının konuşmasını engellemeye çalışan kamp yetkilisi, “Biz veriyoruz, gözünüz doymuyor, gidin adınızı yazın verilecek” diyerek, hakaret etti. Anne, heyete dönerek, “Kobanê’de açık bir tarlada kalmaya razıyız, yeter ki bizi buradan kurtarın. Bize sahip çıksın” şeklinde seslendi.

Doktorlar: İlaç verilmiyor

Heyet, kampta gönüllü olarak çalışan doktorlarla da görüştü. Doktorların aktardıkları da Kobanêlilerin söylediklerini doğruluyor. Gönüllü olarak hizmet veren doktorlar, özellikle kamp için gönderilen ilaçların, Sünni Arapların yoğunlukta kaldığı Akçakale ve Urfa’daki diğer AFAD çadır kentlerine yollandığını belirtti. Doktorların, “Buradakilere ilaç verilmiyor” açıklaması üzerine kamp yetkilisi araya girerek, “Bunları herkese söyleyemezsiniz. İhtiyaçlarınız varsa neden bize rapor etmiyorsunuz? Bunları yabancılara neden söylüyorsunuz?” diyerek tehdit etti. Doktorlar ise tüm ihtiyaçların rapor halinde bildirdiklerini, ancak hiçbir karşılığının olmadığını ve ihtiyaçların henüz karşılanmadığını vurguladı.

DİHA/URFA





Gördüklerimiz şok edici

Hollanda Sosyalist Parti Genel Sekreteri Hans Van Heijningen, Türk Hükümeti’nin çok dengesiz bir politika izlediğini söyledi.
“Yapmış olduğumuz temaslardaki gözlemlerimiz bizi çok etkiledi” diyen Heijningen, Kobanê ile dayanışmak için hem kamuoyu hem de Hollanda Parlamentosu nezdinde girişimlerinin olacağını belirtti. Heijningen, “Hollanda Hükümeti’ne baskı yapacağız. Avrupa Parlamentosu’nda da girişimlerde bulunacağız. Türkiye devleti üzerinde de insani koridorun açılması adına baskı oluşması için çalışacağız” dedi.
“Türkiye devletinin hem Suriye meselesinde hem de Kürt meselesinde adil bir rol oynamadığının farkındaydık” diyen Heijningen, Suruç’ta gördükleriyle şok olduğunu vurguladı. Heijningen, şöyle konuştu: “Beni şok eden durum ise Türkiye devletinin mültecilere yardım dağıtımındaki oynadığı politik oyun ve farklı dışlayıcı tutumları. Burada gerçekten bir insanlık trajedisi var. Yardımların dağıtılmasında da ciddi bir kutuplaşma var. Türk Hükümeti’nin çok dengesiz bir politika izlediği ortadadır. Politikalarını yeniden gözden geçirmesi ve kendisine bir çeki düzen vermesi gerekiyor.”
Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut ise Kobanê’de DAİŞ çetelerine karşı bir insanlık mücadelesi verildiğini, ancak uluslararası yardımın gelmediğini vurguladı. “Bu kabul edilebilecek bir durum değil” diyen Karabulut, şunları söyledi: “Hollanda’ya döndüğümüzde Hollanda Hükümeti’ne ısrar edeceğiz. Türkiye’ye baskı için çalışacağız. İnsani yardımların biran önce yapılması gerekiyor. Bekleme zamanı değil.”