MEDİNE MAMEDOÐLU/ŞÛJIN/MÊRDÎN


Şengal katliamının 3. yıl dönümünde ‘açık cezaevi’ olarak tanımladığı AFAD kampından sesini duyuran Berfo Salih, “Şengal’de ölümden kaçtım, bu kamplarda ölümü bekliyorum. Şengal’i çok özlüyorum” diyor.

3 Ağustos 2014 yılında DAİŞ’in Şengal’e saldırması ardından 8 çocuğuyla birlikte göç yollarına düşen Berfo Salih (60), dimdik ayakta kalmaya çalışan Êzîdî kadınlardan yalnıza biri. Amed’deki Êzîdî kampının kayyum tarafından kapatılmasıyla Midyad’ta bulunan AFAD kampına sürgün edilen Berfo Ana, kamplarda ölmeyi beklemek istemediğini söylüyor. 


‘Her gün rüyamda görüyorum’

Berfo ana, doğup büyüdüğü Şengal’in Xanesor kasabasından çıkarken açlığa, susuzluğa ve ölüm korkusuna karşı direnen Berfo ana, ferman gününü her gün yeniden yaşadığını söyleyerek yeniden o günlere dönüyor: “DAİŞ geldi, çoğu insanımızı öldürdü. Biz de son anda kurtarabildik canımızı. Onlarca insanın gözümün önünde katledildiğine tanık oldum. Bir sürü yakınım DAİŞ’in eline esir düştü. Günlerce yürüdük. Aç susuz, bir hafta boyunca hiç durmadık. Küçücük çocuklarımız vardı, çoğu yollarda hayatını kaybetti. Buraya geldik. Bu sene 3. yılı ama ben ferman gününü her gün rüyamda görüyorum. O günleri asla unutmam. Zaten bu kamplarda unutmamıza izin vermiyorlar. O yüzden evimi çok özlüyorum.” 


‘Diyarbakır’da huzurluyduk’

Amed’deki kampta kadınlar için yaşam alanlarının olmasından dolayı huzurlu olduklarını dile getiren Berfo ana, her yanı tellerle çevrili olan Midyad’daki AFAD kampını açık cezaevine benzetiyor. Berfo ana, “ Orada da evimizi özlüyorduk ama en azından bir arada ve huzurluyduk. 3 yıl o kampta yaşadım. Kadınlarla ilgili bir sürü çalışma vardı; kadın evi, kadın bahçesi vardı. Tüm kadınlar toplanıp yemeklerimizi ortaklaşa yapıyorduk. Çocuklarımızın ders gördüğü, oyun oynadığı yerler vardı.


‘Burada her yer tel, polis, baskı’

Amed’deki kamp kapatıldığından beri 8 aydır burada kalıyoruz. Buraya endişeli geldik. Her yanımız tellerle kaplı. Sanki açık cezaevindeyiz. Sadece çadırlarda oturup konuşuyoruz. Başka hiçbir şey yapamıyoruz. Ne okul var ne de bir kadın evi. Geldiğim günden bu yana Şengal’e olan özlemim daha da depreşti. Burada her yer tel, her yer polis ve baskı!” diyor.