
Son günlerde Sîbera Deng ekibinin özellikle genç müzisyenlere hazırladığı video klipler internet ve sosyal medya üzerinden ilgiyle takip ediliyor ve izleniyor. Sîbera Deng çalışması sadece video kliplerle sınırlı değil, belge-arşiv, kısa filmler ve belgesel projeler de hazırlıyor.
Özellikle son dönemlerde dolaşıma sokulan kalibresi düşük video klipler ve ses kayıtları düşünüldüğünde Sîbera Deng’in çalışmaları müzikal açıdan dinleyenlere soluk aldırıyor. Sîbera Deng’in çalışmaları ve zorluklarıyla ilgili ekip çalışanı ve aynı zamanda yönetmen olan Mustafa Köksalan sorularımızı cevapladı.
Sîbera Deng’i oluşturma fikri nasıl gelişti?
- Kürt dili ve kültürü üzerindeki baskılar, yıllarca Kürtçe ses ve görüntü çalışmalarının kayıt altına alınmasını da engelledi. 2000’li yıllara geçişle birlikte gelişen teknoloji, Kürtçe belge-arşiv çalışmalarını görünür kılsa da, bu kadar köklü geçmişe sahip kültürün ve ezgilerin derlenmesi bir iki çalışmayla başarılabilecek boyutta değil.
Arşiv çalışmalarının veya yüzlerce eserlik koleksiyonların kültür mirası için ne kadar değerli olduğunu geçmişte de deneyimledik.
Bizler de bir grup sinemacı olarak elimizden geldiğince bu büyük yüke omuz vermek istedik ve mümkün olan en kaliteli ses kayıt yöntemleri ve sinematografik bir görsel anlatımla ulaşabildiğimiz veya bize ulaşabilen her sanatçıyı imkan buldukça konuk etmeye çalıştık.
Sinema sevdamızdan doğsa gerek, bu çalışmaları seyirlik bir boyutu da olsun istedik. Yani sinematografik; mimariyi, doğal ışığı, güneşi kullanalım, sokakta dışarıda, farklı bir atmosferi olan bir yeri kullanalım istedik. Bir dağ, unutulmuş bir yol, yıkılmış bir bina böyle yerleri Kürt müziği ile birleştirip, hem görsel anlamda hem de albüm kalitesinde bir ses kaydıyla bir eser üretebilmek adına çıktık yola.
Çekimleri bir ağaç gölgesinde bile yapabiliriz diye düşünürken ‘Sîbera Deng’ geldi aklımıza. Yani sesin gölgesinde demek, bizde sesin gölgesinde otururuz öyle çekeriz görüntüleri dedik.
Sîbera Deng müzik piyasasında kendisine nasıl bir rol ve misyon biçiyor?
- Aslında tam da bu “piyasa” nedeniyle biz çalışmalarımıza devam ediyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olun piyasa size bir kalıp sunar, bir hedef gösterir. “Bunlar gibi olursanız siz de bizimle çalışabilirsiniz.” Ne var ki sanat böyle kalıplara sığmaz. Geleneksel ezgilere farklı yaklaşımlar getiren veya modern sözleri geleneksel ezgilerle birleştiren pek çok sanatçı kendilerini gösterebilecek, piyasanın kalıplarının dışında da sanatlarına devam edebileceklerini ispatlayacak imkanlar arıyorlar.
Sîbera Deng işte bu imkanı daha cazip hale getirmeye çalışan projelerden biri.
Müzik ve müzisyen seçimlerinde kıstaslarınız nedir? Her isteyene bu imkanı sunuyor musunuz?
- Bizim yukarıda da değinmeye çalıştığımız gibi kalıplarımız veya kıstaslarımız yok. Belki öncelik sırası yapabiliriz en fazla. Burada da önceliği farklı yorumlara, heves, sevgi ve heyecana veriyoruz.
Ne var ki bizim sanatçılar açısından uyguladığımız bir kısıtlama olmasa da hayatın bize getirdiği bir kısıtlama var. O da ne yazık ki para.
Gerek görüntü ekipmanları, gerek ses kaydı gerekse bunların işlenmesi ne yazık ki toplamda büyük meblağlara denk geliyor.
Şu an bizi destekleyen ve özgürce çalışmamıza olanak veren yapımcımız Çekdar Erkıran ve bir televizyon kanalı arkamızda, ancak bu yine de sınırsız imkan anlamına gelmiyor. Zaman zaman çalışmalarımıza ara vermek zorunda kalabiliyoruz. Veya sosyal medyada etkileşim için gerekli zamanı ayırmaya imkanımız olmuyor.
Yine de Sîbera Deng’e olan inancımız ve hevesimiz devam ettikçe bizlerde bize ulaşan her değerli sesle imkanlarımızı paylaşmaya devam edeceğiz.
Kürtçe kanallarda kullanılan video kliplerin düzeyini nasıl buluyorsunuz? Varsa eğer yetersizlikleri ve eksiklikleri nelerdir size göre?
- Video kliplerle, gerek Sîbera Deng’in doğası gerekse bizim müziğe ve sinemaya bakışımız çok farklı kulvarlarda. Bu nedenle video klipler ile ilgili yorum yapmak bilmediğimiz veya ilgilenmediğimiz bir mecrada ahkam kesmeye benzer.
Modern müzik icra edenler ve şehirlerde yaşayan müzisyenler dışında, Kürtçe’de ‘sözlü edebiyat’ olarak adlandırılan ve genellikle kırsal bölgelerde yaşayan müzik icracıları ile ilgili bir çalışmanız var mı?
- Bu çok ayrı bir proje olarak hem bizim hem Kürt kültürü üzerine çalışan herkesin, her zaman önünde duruyor.
Şimdilik hayaller ve projeler bazında dengbêj ve çirokbêjler üzerine çalışmalarımız olsa da henüz atılmış somut adımlar yok.
Ekibimiz çok çeşitli ilgi ve çalışma alanlarına sahip kişilerden kurulu olsa da ortak noktamız sinema. Kısa filmler, belgesel projeler ve çeşitli ısmarlama işler geçmişte yaptığımız işler arasında.
İBRAHİM BULAK