Gözlerinde yitip gitmişim sevginin kaynağı anne. Her biri özlem, cennet olan gözlerinde beni arayanlar, nur gibi gözlerine baksın. Bir ay parçasını saklayan gözlerine keder, hasret ve sevdalar dökerken ela gözlerin. Benim için ağlardın, yol için ağlardın, yolcu için ağlardın, özgür gece-gündüz için, hem insan için, hem mutlu bir vatan için, ağlardın. Ne bir mendil uzattım, ne tek damla gözyaşı döktüm.
Ne gülüşünü duyacak kadar yakındım, ne de seni unutacak kadar uzaktım. Hatta resmini asacak bir duvarım hiç olmadı. Gülüşün yüreğime en derin yerinde! Duvarları hiç sevmedim anne. Ne köyün akıllısı, ne de bajarî oldum. Gözlerinin hürmetine sürgünlere, hapislere, dağlara giden bir ‘deli’ oldum. Namertler bana "terörist” dediler, kimi dostlar ise ‘deli’ dediler ama gözlerinde hep çocuk kaldım.
Korku diyarlarında delice düştüler peşime, bir kez olsun seğirtmedi, titremedi korkmadı gözlerin anne. Sevgiyle bakan gözlerinin hürmetine bir kez olsun dönüp geriye bakmadım. Bu kalın duvarların bir yanında ben, bir yanında sen varken gözlerin yine benimledir. Gözlerin alev alev bütün gecelerimde. Bazen acı gelir, öfke gelir, zor gelir. Diken gelir, budak gelir, gözümü sakınmam. Bazen hasretlik gelir, gözlerinden uzanıp yüreğine giresim gelir.
Saçlarına aklar düşüren özlem gelip gözbebeklerine oturmuş, ne çok yakarmış, nasıl da kavururmuş göz pınarların. En sağır yorgunlukları bitiren içtiğim su değil gözlerin olur. Baharın gelişini, pepuk kuşunun hazin öyküsünü, ana yüreğinin bitimsiz vefasını, emeği, hürmeti, dünü, bugünü, yarını, onuru, insanı gözyaşlarıyla anlatarak beni büyüttün. Artık üşümüş bir çocuk, çaresiz bir genç değilim.
Güneşte yandım, karda yandım, hasretinle yandım Kürdistan anne, yandım yandıkça, karardım karardıkça, gecenin rengi oldum. Gözlerinle aynı renkten akıyor Fırat ve Dicle. Ağlama! Gözle arpacık kıskandı, gözlerin kalbimi vurduğunda. Ah demedi, kalbim vurulurken orta yerinden. Savaşta komutanım gözlerin oldu. Gün oldu, vefasıza, gün oldu çaresize, gün oldu günahsıza, gün oldu kimsesize ağladın. Gün oldu ince sızılar bırakan yaralarımı sardı gözlerin.
Dünya yıkılırken başım önüme düşmedi gözlerinin hürmetine. Gözlerinin hürmetine durmadan dinlenmeden, aç susuzluk demeden yürüdüm. Yürüdüğüm yollar düz oldu kışlarım bahar oldu. Baharım senin gözlerindir, kış aylarına vurulmuş bedenimle girdim diye üşümeyeceğim. Yaralarım tez kapandı gözlerinin tılsımıyla.
O gözler o kadar çok acıyı taşıyor ki, ben daha çok kışlara dayanırım Kürdistan ana! Zalime boyun eğenlere, analar sütünü helal etmez bu coğrafyada. Kan tüccarlarına karşı son büyük kavgamızı henüz vermedik. Zalimlerin üzerine kıyamet gibi çökeceğimiz günlerde gözlerindeki acı, keder ve ıstırap pusulam olacak.

Şakran 2 Nolu T Tipi Cezaevi