1805 yılında Kürdistan’ın Sîne şehrinde aristokrat bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta okumaya merak salmış Arap ve Fars edebiyatının yanı sıra islami fıkıh alanında kendisini yetiştirmiştir. 28 yaşında iken kendisi gibi edebiyat aşığı olan, Sîne şehri valisi Xusrewxan Erdalanî ile evlenir. Xusrewxan’ın ölümünden sonra Erdalan emirliği hanedanı arasına ayrılıklık girdiğinden, Mestûre, Sîne şehrinden ayrılıp Silêmanî kentine geçmek zorunda kalır. Bir yıl ardından ölümcül bir hastatalıktan dolayı 1847 de, 43 yaşında Silêmanî’de hayata veda eder.
Mestûre çok yüksek bir edebî kişiliğe sahipti, Sîne valisinin eşi olmasının yanısıra sahip olduğu şairlik ve tarihyazıcılığı yeteneğinden, Xusrewxan yaşadığı dönemde şairler ve bilginler onun divanında toplanır, edebi, felsefi ve bilimsel tartışmalar düzenlenirdi. Bu toplantılarda Mestûre özel bir konuma sahipti. Yeteneği ve bilgili kişiliği sayesinde birçok ünlü şair ve yazar eserlerinde Mestûre’yi övmüşlerdir. Bunlardan bazıları; Mîrza Şukrullah Sîneyî, Reza Qûlîxanî Hidayet, ünlü Kürt tasavvuf şairi Mewlewî ve Tawegozî’ydi. Ayrıca sadece Kürdistan’ın değil, aynı zamanda Doğu’nun ilk kadın tarihçilerindendir. 200. doğum günü vesilesiyle 11-15 Aralık 2005 tarihleri arasında anısına Hewlêr’de festival düzenlendi. Hem Sîne hem de Hewlêr’de anıtı bulunuyor.

Mestûre ve Şiir
Şairin yazdığı birçok şiirin günümüze ulaşamadığı aşikardır. Divanında Farsça ve Kürtçe olmak üzere iki dille şiir yazmıştır. Şiirlerinin tamamına yakını Farsçadır, dili kullanma açısından kendine özgü bir stili vardır.
Divanın son bölümünde Kürtçe yazmış olduğu; 10 adet kaside, 9 adet gazel ve 3 dörtlük bulunmaktadır. 3 dörtlük hariç [3] Kürtçe yazdığı şiirlerin tamamını Hawramî lehçesiyle mesnevi tarzında ve 10’luk hece ölçüsüyle yazmıştır.
Şiirlerinin birçoğununda eşi Xusrewxan’a olan özlemini sevgisini dile getirir. Bazı şiirlerinde de zamana sitem eder ve bulunduğu durumdan yakınmaktadır. Vatanı olan Sîne şehrine olan özlemini de şiirleriyle vurgulamıştır. Şiileri arasında en çok dikkat çekici olanlardan bir tanesi de döneminin edebiyat alanında zirve yapmış olan Şair Nalî’ ye yazdığı hiciv tarzı şiiridir.
   
Şaîr Nalî’ye yazdığı ve eleştiri içeren şiirinin ilk ve son beyti:

Nalî Cafe nî, Nalî Cafe nî
Çêş waçûn we to
ke Cafe nî



Ba şermesar ney dinyay bê to
Her îne be sen Mestûre pey to!..


Mestûre bu şiirinde düşmanları Caf Aşiretine mensup olan ve kendisini kadın olup da şiir yazdığı için eleştiren Nalî’ye meydan okuyor. Şiirinde kendisini Kaf dağının zirvesîne, Nalî’yi ise bir karıncaya benzetiyor. Türlü benzetmelerle Nalî’ye meydan okuyor, „Mert o merttir ki meydana çıka, çürük sözler, hafif ve alaycı tarzlar kullanıp da, yüzsüzlük postunu giyene mert demem“ diyerek Nalî’yi yerden yere vuruyor. Şiirinin sonunda ise, Mestûre kendi kendini şöyle teselli ediyor: „Vazgeç Mestûre artık söylenmekten senin sığınağın Hz. Ali, Eşi Fatıma ve ehli beyttir. Nalî sen düşmansın, düşman! Ehli beyt ve resülün düşmanı, bu dünyadaki utanç ve alçaklık sana kalsın.“
   
Eserleri
* Divan (Divan-i Masturah Kurdistani) - Farsça ve Kürtçe
* Mêjûy Erdelan (Khronika Doma Ardalan: Ta’rikh-i Ardalan/ Erdelan Tarihi  - eser Farsçadır [1]
* İslam inancı ve ibadet Risalesi - Farsça [2]

[1] Eser, 1919’da Nasirxan Azadpûr tarafından Sîne’de basılıp yayınlanmıştır. Daha sonra Mamoste Hejar Mukriyanî kitabı Kürtçeye çevirmiştir. Kürtçesi 2005 yılında Hewlêr’de Aras Basım ve Yayıncılık tarafından basılmıştır.
[2] Eser daha sonra Newîd Neqşebendî tarafından Kürtçeye çevrilmiştir. Kürtçesi „Şer’iyyat“ adıyla 2005 yılında Hewlêr’de Aras Basım ve Yayıncılık tarafından basılmıştır.
[3] Dörtlüğü Kürtçenin Orta Kurmancî lehçesiyle yazmış ve dörtlüklerde Aruz ölçüsü kullanmıştır.