• Kürt halkı unutmadıkça ve sahip çıktıkça Şehitler Partisi olan PKK, her zaman yaşar ve yol göstermeye devam eder.

FUAT ALİ RIZA

Türkiye Devrimi'nin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 6 Mayıs 1972 sabahı idam edilişleri 55. yılına girdi. Mahir Çayan ve arkadaşları ise bu idamları engellemek için eyleme geçtiklerinde 30 Mart 1972 günü Kızıldere’de katledildiler. Hesap ettikleri gibi, idamları engelleyici pazarlık yapamadan kendileri de şehit düştü. İbrahim Kaypakkaya da Dêrsim’de yakalandıktan sonra Diyarbakır zindanında 18 Mayıs 1973 günü işkenceyle katledildi.

Söz konusu devrimci önderlerin bu biçimde şehit düşmelerinin Türkiye ve Kürdistan halkları üzerindeki etkisi çok büyük oldu. Özellikle Türk ve Kürt gençliği, bu önderlerin çıkışından derinden etkilendi ve 1970’li yılları yaygın gençlik eylemlerinin yaşandığı yıllar haline getirdi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da bu direnişlerden derinden etkilendiğini ve bu büyük şehitlerin anısına sahip çıkmak için devrimci çalışmalara atıldığını her zaman ifade etti. Yine “Mahir Çayan sempatizanı olduğunu” her fırsatta dile getirdi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın önderlik ettiği ‘Apocu Grup’ ilk büyük şehidini 18 Mayıs 1977 günü Antep’te verdi. Büyük Devrimci Önder Haki Karer, kontrgerilla elemanları tarafından Antep’te katledildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Haki Karer için “Benim gizli ruhum gibiydi” dedi. Aynı zamanda “PKK’nin Haki Karer’in anısının örgütlenmesi olduğunu” ifade etti. PKK de Temmuz 1981’de gerçekleştirdiği 1. Konferansında, Haki Karer’in şehadet günü olan 18 Mayıs’ı “Şehitler Günü” olarak ilan etti.

Haki Karer’in şehadetinin, başta Önder Abdullah Öcalan olmak üzere Apocu Grup üzerindeki etkisi çok büyük ve derin oldu. Bu şehadetin 1. yıl dönümünde Önder Abdullah Öcalan ilk anı yazısını Haki Karer üzerine yazdı. PKK’nin şairi Ali Haydar Kaytan da “Ben İnsandım” başlıklı şiirini Haki Karer’in şehadetinin 1. yıl dönümünde kaleme aldı. Bu büyük şehadetin 1. yıl dönümünde Apocu Grup tarafından bir hafta boyunca her alanda yaygın bir eylemlilik gerçekleştirildi. Haki Karer’in anısına bu temelde sahip çıkıldı. Söz konusu eylemlilik içinde 19 Mayıs 1978 günü Halil Çavgun, Hilvan’da ağa-polis iş birliğiyle katledildi. Böylece 18 Mayıs’a bir de 19 Mayıs eklenmiş oldu.

Haki Karer’in anısı, PKK için hep daha güçlü ve yaygın eylemlilik çağrısı oldu. 12 Eylül karanlığını aydınlatan Ferhat Kurtay öncülüğündeki Dörtlerin, Diyarbakır zindanında kendilerini yakma eylemi, 17 Mayıs 1972 akşamı gerçekleşti. İlk gerilla şehadetleri, 2 Mayıs 1983'te Kandil’de ve 1 Mayıs 1985’te Garzan’da yaşandı. Kürt ihanetinin utanç sayfalarından biri olan “Hewlêr Katliamı”, 16 Mayıs 1997'de gerçekleşti. PKK’nin ilk kadın ozanı Mizgîn, 11 Mayıs günü Garzan’da şehit düştü.

Tarihin sayfaları ilerledi ve Mayıs ayı artan oranda Kürt direnişine sahne oldu. Öyle ki her gününde onlarca direniş eylemi yaşandı ve bu eylemlerde kahraman şehitler verildi. 1 Mayıs’tan 31 Mayıs’a kadar her günde onlarca kahramanlık eylemi ve şehadet yaşandı. Böylece 18 Mayıs günü başlayan şehadet yürüyüşü, Mayıs ayının her gününü içine aldı. Sonuçta ‘18 Mayıs Şehitler Günü’, ‘Mayıs Şehitler Ayı’ haline geldi.

Çok açık ki, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, İbrahim Kaypakkaya’nın, Sinan Cemgil ve arkadaşlarının şehadet ayı olan Mayıs, Türkiye devrim mücadelesinde çok önemli bir yere sahiptir. Birçok devrimci grup ve örgüt tarafından “Şehitler ayı” olarak anılmaktadır. Kürdistan Özgürlük Yürüyüşü ise Mayıs Şehitler Ordusu'nun komutasında gerçekleşmektedir. Her zaman Şehitler Ordusu en başta olmuş ve en temel güç kaynağını oluşturmuştur. Kürt halkını eğiten, örgütleyen ve birleştiren en temel güç olmuş ve Özgürlük Önderliğinin yaratılmasına en büyük katkıyı sunmuştur.

Şehit, bir düşüncenin, bir davanın, bir çizginin doğruluğunun ve zaferinin şahidi demektir. Bir düşünsel amaç uğruna kan dökmek, onun doğruluğuna ve zaferine ölümüne inanmak anlamına gelir. Dolayısıyla “Demokratik Türkiye” düşüncesi ve amacı uğruna devrimci eyleme kalkıp şehit düşmek, bu düşüncenin zaferini görmeyi ifade eder. “Özgür Kürdistan” için eyleme girip şehadete ulaşmak, bu amacın doğruluğuna ve zaferine şahitlik etmeyi içerir.

18 Mayıs Şehitler Günü’nde ve Mayıs Şehitler Ayı’nda şehadet gerçeği üzerinde yoğunlaşmak, bu gerçeği doğru anlamak ve doğru sahiplenmek büyük önem taşımaktadır. Çünkü bizi var eden ve sürekli yaşayan en temel gerçeğimiz şehitler gerçeğidir. Önderliğe katılmanın, özgür yaşama bağlanmanın, bu temeldeki cesaret ve fedakârlığın gerçek ölçüsünü, Şehitler gerçeği ortaya koymakta ve bize her zaman doğru yolu göstermektedir.

Bu Mayıs ayı ve 18 Mayıs, PKK’nin feshi kararı ardından yaşanan ilk olmaktadır. Kongresini Mayıs'ta yapmış olmasa da 18 Mayıs günü şehit düşen Haki Karer’in anısının örgütlenmesi olan ve Önder Abdullah Öcalan tarafından “Şehitler Partisi” olarak tanımlanan PKK’nin Mayıs ayıyla bağı çok güçlüdür. Yine 5-7 Mayıs 2025'te yaptığı 12. Kongre ile kendisini feshedip tarihe mal etmiş olması da anlamlıdır.

Evet bir yıl önce gerçekleştirdiği 12. Kongre ile PKK, örgütsel varlığını sona erdirmiş ve kendini tarihe mal etmiştir. Ancak Kürt halkı unutmadıkça ve sahip çıktıkça Şehitler Partisi olan PKK, her zaman yaşar ve yol göstermeye devam eder. Fiziken var olan PKK feshedilebilir ama en büyük manevi kuvvet olan Şehitler PKK’sini hiç kimse feshedemez. Bu anlamda Şehitler PKK’si en büyük yaşayan değer olarak bizlere yol göstermeye devam etmektedir.

Demek ki şehitler gerçeğini doğru anlamak gerekir. Şehitler öyle kolayca yok edilebilecek ve sıradan değerler değildir. Gerçek anlamda her zaman yaşayan ve bizlere yol gösteren en temel değerlerdir. Kürt varlığının ve özgürlüğünün gerçek sahipleri ve şahitleri onlardır. Doğru özgür yaşam ilke ve ölçülerini onlar temsil etmektedir. Özgürlük mücadelesinde cesaret ve fedakârlık ölçülerini onlar ortaya koymaktadır.

Önder Abdullah Öcalan, şehitler için “Kayıp” kavramını kullanmayı her zaman eleştirip reddetmiştir. Zira en büyük kazancın şehadet gerçeği olduğunu ortaya koymuştur. Her zaman “PKK biçiminde yaşadıklarını” vurgulamıştır. Demek ki PKK’nin feshedilebilen yanları olduğu gibi, feshedilemeyen ve sürekli yaşayan yanları da vardır. Şehitler gerçeği, işte bu sürekli yaşayan ve yol gösteren gerçeklik olmaktadır. PKK’nin yarattığı ve tarihe mal ettiği en temel değer de işte bu şehitler gerçeğidir. Nitekim 12. Kongre’de şehitler gerçeğinin tarihe mal edildiği belirtilmiş ve bu büyük değerleri doğru anlayıp sürekli sahip çıkması için Kürt halkına çağrı yapılmıştır.

O halde PKK’nin feshi ardından yaşanan ilk Mayıs ayında bu gerçeği unutmamak ve söz konusu çağrıya sahip çıkmak gerekir. PKK, örgütsel olarak feshedilmiş olsa da şehitler gerçeği yaşamaya ve yol göstermeye devam etmektedir. Dün inkâra karşı varlık mücadelesinin nasıl öncüsü ve zaferinin şahidi olmuşlarsa bugün de kadın özgürlüğü temelinde gelişen komünal toplum inşasının da gerçek öncüleri ve başarının şahidi durumundadırlar. O halde tüm gerçek komünarlar, Mayıs Şehitler Ayı'nda şehadet gerçeğini doğru anlamayı ve sahiplenmeyi bilmelidir. Tüm halkımız, kendini var eden bu temel değerlerine daha güçlü sahip çıkmalı, şehitler çizgisinde kendini sorgulayarak süreç görevlerini başarır hale getirmelidir.

Bunlar temelinde, şehadetinin 49. yıl dönümünde Büyük Devrimci Haki Karer’i ve şahsında tüm Mayıs Ayı Şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz. Şehitlerimizin zafer çizgisinde yürüyüp daha büyük başarılar elde edeceğimize inanıyoruz.