Britanya’da 1983 yılından bu yana her 10 yılda bir genç romancılar antolojisi hazırlayarak kırk yaşın altındaki umut vaat eden yazarlara dikkat çeken Granta dergisinin bu yıl yayınladığı 20 kişilik liste birçok yönüyle ilkler taşırken, edebiyat dünyasının netameli tartışma konularından taşra-merkez ilişkisini-ikilemini de yeniden gündeme taşıdı.

Önceki yıllarda yayınlanan ilk üç antoloji Martin Aims, Zadie Smith, Salman Rushdie, William Boyd, Ian Mc-Ewan ve Graham Swift gibi günümüz Britanya romanının önemli isimlerini okurun dikkatine sunma başarısı göstermişti. Granta’nın prestijli antolojisi, genç romancıların hem okur hem de eleştirmen ve yayıncılar nezdinde görücüye çıktığı etkili platformlardan biri olarak kabul ediliyor.  
Bu yıl dördüncüsü yayınlanan En İyi Britanyalı Genç Romancılar antolojisi aynı anda birçok yeniliğe imza attı denebilir. Antolojiye giren kadın yazarların sayısı ilk kez erkekleri geçti. Yirmi kişilik listeye giren erkek sayısı sekizde kalırken, kadınların sayısı on ikiyi buldu.
Kadının roman yazamayacağına inanılan ataerkil bir çağda George Eliot erkek takma adıyla kitaplarını yayınlayan İngiliz romancı Mary Anne Evans, yaklaşık yüz elli yıl sonra roman sanatının bu denli feminen bir entelektüel ifade aracına dönüşeceğini tahmin etmiş miydi, bilinmez, ancak Granta’nın son listesinin romanın artık erkek dünyasının zihinsel ve ruhsal bir meşgalesi olmaktan çıktığını müjdelediğine kuşku yok.
Evet, 19. Yüzyılın batılı, beyaz ve eril anlatıcı öznesi, yerini çok kültürlü, melez ve feminen bir anlatıcı özneye terk ediyor artık. 21. yüzyılın şafağında ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel anlamda “kendine ait bir odası” olan kadınların sayısı arttıkça roman da daha dişil bir karekter kazanıyor.
Bu yılki listenin bir diğer önemli özelliği ise faklı etnik ve dini kökenden gelen yazarların azımsanmayacak bir oranı teşkil etmesi. Antolojiye girmeyi başaran yirmi genç yazardan 10’u farklı etnik ve dini kökenden geliyor ve Britanya ‘ikinci’ vatanları. Bu durum eleştirmenler tarafından İngiliz romancılığında yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul ediliyor.
Nijerya, Hindistan, Gana, Çin, Bangladeş, Pakistan ve Macaristan gibi farklı ülkelerden gelen birinci ya da ikinci kuşak göçmen ve mülteciler merkez edebiyattaki konumlarını gün geçtikçe güçlendirirken, İngiliz romanı tematik anlamda da köklü bir dönüşüm yaşıyor. Genç Britanya romanında göçmenlik ve mültecilik gibi acı ve zorlu deneyimler artık daha bir revaçta görünüyor.
Listedeki genç yeteneklerden Tahmima Anam ‘In Anwar Gets Everything’ romanında Dubai gökdelenlerinde ağır sömürüye maruz kalan Bangladeşli işçilerin zorlu hayatlarını konu alırken, Xiaolu Guo ‘Interim Zone’da Çin’den sürgün edilen bir siyasi mültecinin Lozan’da mülteci kampındaki sıradışı karekterini ve makus talihini irdeliyor.
Britanya’nın taşrasından; Leeds şehrinden merkez edebiyata tranfer olma başarısı gösteren Sunjeev Sahota ‘Ours Are the Street’te orta İngiltere’deki radikal müslüman göçmenlerin dünyasına eğilirken, Nadifa Mohamed ‘Filsan’ adlı romanında Somalili bir kadını merkeze alarak suç ve masumiyet dolayımında geziniyor. Yeni romanda ‘ötekilerin’ hayatına duyulan bu ilgi İngiliz kökenli genç romancılarda da kendini belirgin bir şekilde dışa vuruyor. Son otuz yıla kadar sarışın ve batılı kahramanların merkezde yer aldığı bir anlatı türü görünümü arz eden çağdaş İngiliz romanı, kapılarını hızlı bir şekilde karaşın ve batı-dışı kahramanlara açıyor bir anlmada.
395 sayfalık antolojiyi hazırlayan Granta dergisinin editörü John Freeman romancı seçimi sırasında uyguladıkları kriterlere ilişkin olarak, ‘hayatı ve tarihi tekrar eden yazarlar değil, kendi yaratıcı gücünü kahramanlarının hayatında yakalayan’ romancıları keşfetmeye çalıştıklarını söylüyor. Freeman, listeyi hazırlarken etnik farklılık, kadın-erkek dengesi ya da çok kültürlülük gibi edebiyat-dışı kaygılar taşımadıklarını vurgulayarak kriterlerin tümüyle edebi ölçütlere dayandığını da vurguluyor.
Ancak John Freeman listeye seçilen yetenekli romancıların coğrafi çeşitliliğine vurgu yaparken edebiyatın en netameli tartışmalarından birinin de fitilini istemeden ateşlemiş oldu. Freeman, antolojiye Britanya’nın en yoksul şehirlerinden; Leeds’ten girmeyi başaran Sunjeev Sahota’yı övdüğü değerlendirmesinde taşrayı edebiyat yoksulu olarak betimleyince bazı eleştirmenlerin şimşeklerini de üzerine çekmiş oldu.
Granta’nın editörünün Sahota için yazdığı: “On sekiz yaşına kadar; Heathrow havalanında Gece Yarısı Çocukları’nı satın alıncaya kadar hiçbir kitap okumamıştı. Matematik bölümünden mezun oldu, pazarlama ve finans sektöründe çalışıyor; Leeds’te, tümüyle edebiyat dışı bir dünyada yaşıyor” şeklindeki tartışmalı sözlerine tepki gecikmedi.
Bu söylemin merkez-edebiyatta köşe başlarını tutmuş snop ve egemen bakışın bilinç-dışı dışavurumu olduğunu ifade eden yayıncı Ross Jamieson, Freeman’ın dilinin taşraya lütufta bulunmuş bonkör bir kentli edası taşıdığına vurgu yaparak, “Londra merkezli edebi snoplıkta yeni bir şey yok” diyerek tepkisini dile getirdi.
Tabi antolojiye ilişkin tartışmalar sadece taşra-merkez sorunsalıyla sınırlı değil. Listeye giremeyen ancak önemli eleştirmenlerin gelecekteki başarılarına tereddütsüz ‘zar attığı’ Jon McGregor, Mohsin Hamid, Rana Dasgupta ve Hisham Matar gibi genç romancıların durumu da antolojinin handikap ve eksikliklerinden biri olarak görülüyor. Antolojinin belli bir jürinin beğeni ve değerlendirme ölçütlerine göre hazırlandığını kabul eden Freeman ise, bu tür listelerle ilgili tartışmaların hiçbir zaman bitmeyeceğini söyleyerek eleştirileri savuşturmaya çalışıyor.  
Edebi cenahtaki bu polemik önümüzdeki günlerde de devam edecek gibi görünse de eleştirmenlerin tartışmasız hemfikir olduğu bir konu var: Britanya, çeşitlilik, çok kültürlülük ve yetersiz de olsa kadın-erkek eşitliğine dönük sosyal ve kültürel yatırımlarının bereketli hasadını yavaş yavaş toplamaya başlıyor.
Evet, İngilizce okur önümüzdeki yıllarda Naomi Alderman, Tahmima Anam, Ned Beauman, Jenni Fagan, Adam Foulds, Xiaolu Guo, Sarah Hall, Steven Hall, Joanna Kavenna, Benjamin Markovits, Nadifa Mohamed, Helen Oyeyemi, Ross Raisin, Sunjeev Sahota, Taiye Selasi, Kamila Shamsie, Zadie Smith, David Szalay, Adam Thirlwell ve Evie Wyld gibi melez ve ağırlıkta feminen isimleri daha sık duyacak.

ahmetmirzan@gmail.com