Gülendam A.’nın oğlu 5 aydır Pozantı’da. Oğlu C.A’nın cezaevinde işkenceye uğradığını anlatan Gülendam A. „Oğlumun cezaevinde olması nedeni ile yeterince canım yandı. Son zamanlarda cinsel istismar olaylarının yaşandığını duyduk, bu acımızı daha da arttırdı. Şimdi acaba çocuğum buna maruz kalıyor mu diye endişeleniyorum, uykularım kaçıyor“ şeklinde konuştu. Çocuklarının çok kötü durumda olduğunu ve Pozantı Cezaevi’nin kapatılmasını istediklerini vurgulayan anne Gülendam A. „Artık yüreklerimizi yakmasınlar, yeter“ diye feryat etti. Oğlunun kendisinden birçok şeyi gizlediğini hissettiğini aktaran anne Gülendam A., söz konusu iddialara ilişkin araştırma yapılması için çağrıda bulundu. Anne A. „Benim çocuğum ya da adli suçlamalarla içeride olan çocuklar, nedeni her ne olursa olsun böyle bir şiddete maruz bırakılmamalılar. Onların çocuk olduğu unutulmamalı, korktukları için bunu bizimle paylaşamıyorlar ve çocuğumun sağlığının bozulmasından endişe ediyorum“ dedi.
Sorumlulardan hesap sorulsun
Zeynel K. isimli yurtaş ise yaklaşık 15 yıl önce Pervari’deki köylerinin devlet tarafından yakılması nedeni ile Mersin’e göç etmek zorunda kaldıklarını anlatarak „Her şeyimizi elimizden aldılar. Köyümüzdeyken varlıklıydık. Buralara göç ettik. Şimdi hamallık yaparak ailemi geçindirmeye çalışıyorum’’ dedi. Oğlu H.K’nin tutuklanma gerekçesini dahi bilmediğini belirten baba K. Oğlunun Pozantı’ya götürüldüğünü ve burdaki cezaevine kısa süre önce girdiği halde fiziksel olarak değiştiğini ifade etti. Baba K. daha önce de cezaevine ilişkin hem basında hem de cezaevine daha önce girip çıkan çocuklardan olumsuz duyumlar aldıklarını belirtti. Son günlerde konuşulan cinsel istismar nedeniyle çocuklarının durumlarından endişe ettiklerini belirten Zeynel K., „Bunun araştırılmasını, varsa böyle bir şey bir an önce müdahale edilip, hesap sorulmasını istiyoruz“ dedi.
Sürekli ağlıyorum
1 ay önce tutuklanarak Pozantı’ya yollanan C.M.’nin annesi Emine M. de yaklaşık 16 yıl önce koruculuk dayatılması yüzünden Şırnak Turkez (Aslanpaşa) Köyü’nden Mersine göç etmek zorunda kaldıklarını söyledi. Anne M, burda da ırkçı yaklaşımlara maruz kaldıklarını vurguladı. Emine M, „Yaşadıklarımız bizi yeterince harap etti. Evimizden barkımızdan olduk, ailemize bir zarar gelmesin diye her şeyimizi bırakıp geldik. Şimdi ise çocuklarımızın böyle bir şey yaşadıklarını duyuyoruz. Bu durumda evimizde nasıl rahat durabiliriz?“ diye sordu. Aç bırakılan oğlunun çok zayıfladığını anlatan Emine M. „Biz şimdi kafamızı yastığa nasıl rahat koyacağız. Her gün ya benim de oğlum bunu yaşarsa diye korkuyorum“ diyerek isyan etti.
Olay travmaya sebep oldu
Akdeniz Belediyesi İştar Kadın Danışmanlık Merkezi’nde çalışan Sosyolog Menice Ürün ise yapılanların çocuklar ve aileleri etkilediğini ve psikolojilerinin bozulduğunu söyledi. Bir annenin, „Ben artık nasıl uyuyacağım?“ isyanına kulak verilmesi gerektiğine vurgu yapan Ürün, „1990’lı yıllarda göç ederek, daha önce hiç görmedikleri mekanlara gelen insanlar, kendi tercihleri olmayan bir yaşama mahkum bırakılıyor. Sonrasında ne yazık ki böyle olumsuzlukları da yaşamaları ciddi travmaları beraberinde getiriyor ve belki de bu insanlar daha derin yaralar alacak“ dedi .
ZEYNEP KURİŞ/DİHA/MERSİN