Bu tez Türk milliyetçileri tarafından usandıracak yoğunluk ve bayağı demagojiyle yeniden ısıtılıyor.

Rojava Devrimi’yle birlikte, Perinçek’ten AKP ve MHP’ye değin her renkten burjuva şovenisti, Rojava Devrimi’ni koridor hikayesinin kanıtı olarak ileri sürüyorlar.

En dayanaksız iddiayla bu uydurma tezi ileri süren de Perinçek. 

“ABD-İsrail’in Kürt koridoru” uydurmasını sürekli tekrarlayarak Perinçek, PKK ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin, Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de “bölücülük” yaptığı şovenist şartlanmasını güçlendirmek istiyor. 

AKP yalakaları ve Perinçek, Kürt Özgürlük Hareketi’ni ABD ve diğer emperyalistlerin kışkırttığını yeniden vurgulamaktan geri durmuyorlar.

Perinçek’in ve AKP’nin geçmişi olan Milli Görüş hareketinin de içinde olduğu şovenistler, eskiden Barzani yönetimini kastederek “ABD’nin üç İsrail projesi”yle beyinleri doldururlardı. Perinçek bu demagojiyi sürdürse bile, generallerle AKP ve diğer burjuva şovenist partiler, Barzani yönetimini, PKK’ye göre ehven-i şer, PKK’yi durduracak bir güç olabilir hesabıyla başlıca müttefiklerden biri olarak sonuçta kabul ettiler.

Erdoğan Rojava Devrimi’ni 3 yıl önce savaş nedeni sayarak savaş tezkeresi çıkarmıştı. Saldırttığı DAİŞ çeteleri yenilince şimdi işgal ve savaşla tehdide “Suriye’nin Kuzey’inde yeni oluşum kabul etmeyiz” diyerek ve savaş yığınağı yaparak devam ediyor. 

Savaş ve Rojava işgal tezkeresini hararetle destekleyen başlıca politik figürlerden biri de Perinçek. 20 yıldır Kürt düşmanlığını zirveye çıkararak, solu şovenizmin kara bataklığına çekmeye çalışan Perinçek, Rojava Devrimi’ne karşı AKP ve burjuva sömürgecidevleti desteklerken iki yalan motifi hararetle destekliyor: 

1- Tezkere ordunun isteği, 

2-Akdeniz’e ABD-İsrail’in Kürt koridoru inşa ediliyor.

Bu iki gerekçeyle Türk halkımızda büyük devlet şovanizmi ve Kürt düşmanlığını kışkırtarak savaşçı ve işgalci bilinci yükseltmek istiyor.

Erdoğan’ın en yakın destekçisi Perinçek. O da, DAİŞ Kobanê’de acımasızca saldırırken “PKK efsanesi bitti” diye sevinç çığlığı atmış, İran’dan, Türk burjuva devletine ve Suriye’ye bölge devletlerinin “bölücü Kürtlere karşı” birleşmesini savunmuştu. 

Şimdilerde Rojava Devrimi’ne savaşla saldırmak için “Akdeniz’e Kürt koridoru” yalanını pompalayıp duruyor.

Riyakarlıkla hala sosyalizmden, Marksizm’den bahseden Perinçek’e o temel üzerinden yanıt verelim. Kürt ulusu yaşadığı toprak üzerinde, Efrîn’den, Süleymaniye’ye, Kirmanşah’tan Amed ve Dêrsim’e değin uzanan Kürdistan’da ayrı devlet kurma hakkına sahiptir.

Efrîn’in ötesinde Akdeniz’e değin olan topraklarda toplu olarak yaşıyor olsaydı, kurma hakkına sahip olduğu devlet tabii ki Akdeniz’e kadar uzanabilirdi. Fakat Efrîn’den öte Kürt halkı Akdeniz kıyısında toplu olarak yaşamıyor.

Akdeniz masalı Kürt petrolünün deniz kıyısına taşınması ihtiyacı ile “denize kıyısı olmayan devlet yaşayamaz” uyduruk teorisinden gelen şovenist bir laf salatası.

Liman’dan ihraç ihiyacı, Akdeniz’e kadar devlet kurmayı gerektirmez. Denize kıyısı olan bir devletle işbirliği bunun için yeterlidir. Fakat Kürtler’in sömürgeci devletleri/burjuva partileri, ayrı Kürt devleti olasılığına o denli düşmanlar ki, limandan yararlandırma işbirliğini bile baştan reddediyor ve ayrı devlet hakkını reddin korkuluğu olarak satmak istiyorlar.

Denize kapısı olmayan devletler, ekonomik altyapının yalnızca denizyolu unsurundan yoksun kalırlar ama ekonomik olarak yaşamaları imkan dahilindedir. İsviçre, 90 sonrası Rusya’dan ayrılarak kurulan- Azerbaycan hariç- Türki devletler, Latin Amerika’da Bolivya, Paraguay ve diğer karasal devletler denize kıyısı olmadan yaşanabileceğini kanıtlamış devletsel varlıklardır. İşin doğrusu aynı ulusun topraklarıyla bütünüyle sarılı enklav olan ülkelerin devlet kurmaları zordur. Kürdistan enklav bir ülke değildir. 

Tekrar “Akdeniz’e koridor” masalına gelirsek, bu, şovenist milliyetçiliğin korkuluk olarak diktiği laf salatasıdır. 

Kürt ulusal özgürlük mücadelesi, bağımsızlık ve birleşme hakkına sahip olmalıdır. Buna karşı çıkan herkes tutarlı demokrat bile olamaz. Eğer halkların birliğini işçi ve emekçilerin geleceği için istiyorsak ancak özgür halkların birliği programını sunarsak bu tutarlı demokratizm olabilir. Biçimi ise Türkiye ve Kürdistan emekçi cumhuriyetleri federatif birliğidir ve bunun içinde Kürdistan ayrılma hakkını sürekli olarak koruyarak birliği korursa halkların özgür ve birirbirine güvenen birliği kurulabilir. 

Kürtlerin yaşadığı tüm devletlerde ancak bu tarz bir çözüm sorunu hak eşitliği temelinde çözebilir. Kürtler isterse kendi ulusal birliğini kurarak aynı nitelikteki bölgesel federasyona katılırlar. Bu çözüm bölgede devrimci rol oynar.

Kürt Özgürlük Hareketi, Rojava Devrimi’yle halkların özgürlük içinde birliğini gerçekleştirdi. Bunun Kürdistan’ın birliği biçiminde mi başka biçimde mi halkların demokratik ve sosyalist cumhuriyetlerinin birliğine gideceğini halkların mücadelesinin gelişmesi belirleyecektir. 

Rojava Devrimi’ni “ABD-İsrail’in Kürt Koridoru” olmakla suçlamak, Türk halkına Ergenekoncu yeni bir bozkurt masalıdır. Perinçek’in bozkurt masalı anlatmasına karşı devrimciler Rojava Devrimi’yle dayanışmayı Türk halkı içinde yükselterek enternasyonalizm fikrini anlatmaya devam edecek.