Erdoğan'ın YPG'yi ısrarla insanlık düşmanı DAİŞ'le aynı kefeye koyarak ABD'yi 'ya bizler ya onlar' diyerek tercih yapmaya zorlamasının ve Davutoğlu'nun 'YPG Fırat’ın batısına, Afrin’in doğusuna geçemeyecek. Ezaz'ın düşmesine izin vermeyeceğiz’ tehditlerinin nedenini bizzat Türk Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan itiraf etti. 

A Haber’de konuşan Yalçın Akdoğan, Türkiye’nin Suriye’de Ezaz’ı da kapsayacak biçimde 10 kilometrelik 'tampon bölge' oluşturmak istediğini açıkladı.  Canlı yayında Türk devletinin kirli emellerini itiraf eden Akdoğan, "Azez'e kimse müdahale etmemeli. Rusya'ya diplomatik baskı lazım. Şu anda sivil yardım hattı zaten var ama buraya kimsenin dokunmaması lazım. Bütün sınır duvar ile kapatılamaz" dedi.  Akdoğan'ın açıklamaları ile AKP hükümetinin kirli planları da resmen kabul edilmiş oldu. 


Selvi ifşa etmişti

Söz konusu planın 9 Şubat’ta Türk Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan başkanlığında Ankara’da yapılan zirvede masaya yatırıldığı ortaya çıkmıştı. AKP Hükümeti’nin yayın organı olarak görülen Yeni Şafak gazetesinin köşe yazarı Abdülkadir Selvi’nin 11 Şubat’taki yazısında ifşa ettiği plana göre Rusya’nın desteğindeki rejim ordusu ile YPG’nin Halep’teki ilerleyişinden rahatsız olan Erdoğan ve güdümündeki AKP hükümeti çeteleri ayakta tutmak için Tel Rıfat-Mare arasındaki 20 km’lik hattı işgal etmeyi karara bağladı. Selvi köşesinde bu planı şöyle anlatmıştı: "…Muhalefetin nefes almasını sağlamak için Mare hattının açık tutulması gerekiyor. Mare hattı kesilirse muhalefetin tüm ikmal kanalları kapanmış olacak. Bunun için fiili olarak bir güvenlik hattının çekilmesi gerekiyor. Artık tampon bölge ya da güvenlik bölge seçeneklerini geçtik, güvenli hat dahi stratejik öneme haiz hale geldi. O nedenle Tel Rıfat-Mare arasındaki 20 km’lik güvenli hat oluşturulmaya çalışıyor."


20’den 10 km’ye düşürüldü

Akdoğan'ın açıklamaları ile Türk devletinin, Rusya'nın yoğun bombardımanları ve Kürtler ile müttefiklerinin stratejik hamleleri sonucu bölgede sıkışıp kalan El Nusra, Ahrar El Şam gibi çete örgütlere alan açmak için oluşturmak istediği 'tampon bölge' hattını 20 kilometreden 10 kilometreye indirdiği de ortaya çıkmış oldu. 


QSD planı değiştirtti

Plandaki değişikliğe ise YPG ile Ceyş El-Suwar savaşçılarından oluşan Demokratik Suriye Güçleri'nin (QSD), Türkiye’nin topçu ateşine ve çete ögütlere koordinasyon ile mühimmat desteği dahil her türlü imkanı sunmasına rağmen ilerlemesinin neden olduğu belirtiliyor.  


Tel Rıfat tamam sırada Mare var

YPG ile müttefikleri, son bir hafta içinde Minag askeri üssünü, Kefer Entuwan, Merinaz, Malikiye Çetel Zarete, Xirêbkê, Ayn Deqna, Kefer Nasih ve Kefer Naya köyleri ile Dêr Cemal ve Tel Rıfat (Arpêt) kasabasını El Nusra, Ahrar El Şam ve Sultan Murat Tugayı’nın da aralarında bulunduğu çete örgütlerden temizleyerek çok önemli bir başarıya imza attı.  QSD savaşçılarının hedefinde şimdi ise Tel Rıfat'ın doğusunda bulunan Mare var. Önceki gün Mare'nin de çetelerden temizlendiğine dair haberler çıksa da bu bilgi doğrulanamamıştı. Ancak YPG ile müttefikleri Tel Rıfat ile Mare arasındaki Sheikh Isa’yı da alarak hedeflerine bir adım daha yaklaşmış durumda. Bu hamlelerle QSD, hem DAİŞ'in kontrolündeki bölgelerin sınırına dayanırken hem de Türk devletinin çete örgütlere koruma sağlamak için Tel Fırat ve Mare hattında 'tampon bölge' oluşturma planını da yerle bir etmiş oldu. 


ABD'siz girmeye cesaretleri yok

Öte yandan çete örgütlere verdikleri aleni destek ve Efrîn ile Ezaz'a yönelik topçu ateşlerine rağmen "Savaş meraklısı da maceracısı da değiliz" diyen Akdoğan, Suriye'ye olası bir kara harekatının şu an söz konusu olmadığını ifade etti.  Bir gün önce konuya ilişkin açıklama yapan Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da kara operasyonunun ancak koalisyon güçleriyle ortak gerçekleşirse mümkün olabileceğini söylemişti. 


 HABER MERKEZİ