Bugün içinde yaşadığımız çağa yön veren ve onun değerlerini belirleyen üç temel kaynak olan; Alman idealizmi, İngiliz deneyciliği ve Fransız rasyonalizminin indirgemeci olarak algılanması sonucunda kişiler varoluş boşluğuna mahkûm edilmiş ve kişiliklerinde onarılmaz hasarlar oluşmuştur.
Alman idealizmi; Almanlara "altın çağı" gerçekleştirme görevi vererek "ideal benlik" yaratmalarını, İngiliz deneyciliği, kişileri sadece neden-sonuç çıkmazına hapsederek ruhsal ve duygusal olmayı önemsemeyerek biyonik bir varlık yaratmayı, Fransız rasyonalizmi; aklı tek referans alarak akıl ile her yere ulaşılabileceğini buyurarak var olma ve anlayarak hakikate ulaşmasını önemsememiştir.
Görüldüğü üzere her üç yaklaşım da indirgemeci bir bakışla kişiye tek bir yeteneğe göre biçimlendirmeye çalışmıştır. Peki, bu yaklaşımlar toplumsal ilişkileri nasıl etkiledi? Bununla ilgili güzel şeyler söylemek isterdim ama durum hiç öyle değil. Çünkü Alman idealizmi, "Küçük Adolf’tan Hitler"i, yaratarak tüm Germenler’i ideal bir benlikle donattı. Bunun sonucunda dünyayı kana buladılar. İngiliz deneyciliği; sanayi devrimi ile içinde insan olmayan bir moderniteyle kendi sömürgelerine sömürgeler eklediler, Fransız rasyonalizmi de her şeyi akla havale ederek içinde duygu ve his olmayan bir insan tipi yarattı.
Peki, üzerinde yaşadığımız coğrafyada işler nasıl gitti ve Türkiye insanı nasıl bu hale geldi? Bizim coğrafyamızda Fransız rasyonalizmi ve Alman idealizmi referans alındı ve halen bu kaynağın yanında sos olsun diye arada bir İngiliz deneyciliğine de dönülüp bakılıyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarında etkili olan Fransız rasyonalizmi ile olup – bitenler aklın sınırları ile aklı yürütmeler ile açıklandı. Mesela "Güneş dil teorisi" gibi, ya da daha yeni "Kürt sorunu var dersen vardır, yok dersen yoktur." Gibi soyut düşünme evresine ulaşamamış çocuk kandırmacaları gibi yaklaşımlarla savaş oyunlarına devam edildi, ediliyor.
Yine aynı şekilde "Ermeni, Süryani soykırımı" inkarı ve gayri Müslimlere karşı aklın referansı ile biçimlenen düşmanlık gibi. Tüm bunlar bireyi tek bir yeteneğe indirgemek ve onu bu yetisi sınırlamaktan kaynaklanmıştır.
Bugün yaşadıklarımız ise Alman idealizmine geri dönüşü gösteriyor gibi. Yani "ideal benlik" geri döndü ve yakın tarih okumalarım beni daha çok korkutuyor. Unutmayın ki; Adolf, Ratensburg’da gizli Töton Şövalyeleri için sığınak yaptırmış, kendi için kod isim olarak "Bay Kurt" ve kendisi için yaptırdığı sığınağına "Kurt Adam" adını vermişti. İşte tüm bunlar bana bazı şeyleri çağrıştırıyor ve korkuyorum.
Çünkü Adolf’un yükselişi o dönemin yöneticileri tarafından gıpta ile izlenmiştir. Ve bilirsiniz ki yaşanılanlardan ders alınmadığı için "Tarih tekerrürden ibaret" sayılır. Gerçi sadece aklı referans alarak "İdeal benlik" yaratmanın varacağı tek yerde bu "Akıl tutulması" olsa gerek.
İşte tam da zamanın ruhundan uzak kalmış coğrafyamız bu aralar "Aklı tutulması" yaşıyor ve referans olarak Adolf ve aklı ile temellendirilen "İdeal benlik" gösteriliyor. Sahi şimdiye kadar bu referansların eğitim sistemine verdiği zararları kimse görmedi mi ya da görmek mi istemedi bilemiyorum. Adolf öncesi ve sonrası Alman düşünce dünyasına bakmak sanırım bunun için yeterlidir.
Bizdekini örnek vermeye ise içim el vermiyor. Çünkü bizde İngiliz deneyciliği okulların kapısından içeri bile girmedi, insanlar neden-sonuç bağlantısından uzak sadece "akla uydurma" ve içinde ırkçılığı ve kutsal devleti barındıran "İdeal benlik" ilkeleri ile yetiştirildi.
Şimdi sokağa çıktığımda cumhuriyet teyzelerini ve amcalarını görmek ya da Adolf’un konuşmalarını dinlerken heyecanlanan kadın tiplerini görmek de beni üzüyor. Ne yazık ki kadınlarımızın çoğu kendi olmaktan uzak diktatörlere aşık olup heyecanlanıyorlar. Savaşan, özgürlük uğruna can veren kadınları görmezden geliyorlar.
Şimdi Kürdistan coğrafyası tarumar edilirken, karantinaya alınan kentler çoğalırken, aydınların barış girişimleri "müsveddelik" olarak değerlendirilirken ve liberal fikirlerin dahi tartışılması anayasa suçu sayılırken Alman idealizmi, Fransız rasyonalizmi ve İngiliz deneyciliğinden söz etmeyi absürd bulabilirsiniz.
Ama maalesef yaratmak istediğimiz toplumsal yaşamı ve o yaşamın içindeki ilişkileri oluşturan insana indirgemeci bakıp onun "akla", "deneye" ve "ideal benliğe" zincirlersiniz varacağımız yer ve toplumsal ilişkileri yeniden düzenleme referansımız da Adolf olur. Adolf da kadınlarımızı, çocuklarımızı öldürmeye, kentleri başımıza yıkmaya, kitaplarımızı toplatmaya devam eder.