
OHAL kapsamındaki 686 Sayılı KHK ile toplam 4 bin 464 kişi kamu görevinden çıkarıldı. KHK ile Milli Eğitim Bakanlığından çoğunluğu Kürt ve demokrat olan 2 bin 585 kişi kamudan dışlandı. KHK ile 330 akademisyen de ihraç edildi. Bunların 115’i ‘barşı bildirisi’nin imzacısı. İhraç edilenler arasında Marmara Üniversitesi’nde görevli Profesör İbrahim Kaboğlu ve 82 yaşındaki Prof. Öget Öktem Tanör de var.
Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan kararnameye göre, 4 bin 464 kişi memuriyetten atıldı. Buna göre; Milli Eğitim Bakanlığından 2 bin 585 kişi, Jandarma Genel Komutanlığından 893 kişi, Emniyet Teşkilatından 417 kişi, Yargıtay’dan 10 kişi, Yüksek Seçim Kurulundan 10 kişi, İçişleri Bakanlığından 49 kişi, Dışişleri Bakanlığından 48 kişi, TRT’den 88 kişi meslekten atıldı. KHK’ya göre, Emniyet Genel Müdürlüğünden, aralarında emniyet müdürlerinin de bulunduğu 417 personel kamu görevinden çıkarıldı.
Ayrıca Yüksek Seçim Kurulundan 10, Yargıtaydan 10, Sermaye Piyasası Kurulundan 1, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığından (TOKİ) 2, Türkiye Radyo Televizyon Kurumundan (TRT) 80, Vakıflar Genel Müdürlüğünden 2, Avrupa Birliği Bakanlığından 3, Dışişleri Bakanlığından 48, Ekonomi Bakanlığından 15, İçişleri Bakanlığından 49, Jandarma Genel Komutanlığından 893 asker, Sahil Güvenlik Komutanlığından 3 asker, Kültür ve Turizm Bakanlığından 16, Milli Eğitim Bakanlığından 2 bin 585 kişi kamu görevinden çıkarıldı.
Rütbe ve hakları alındı
OHAL kapsamında yayınlanan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan ya da meslekten çıkartılan emniyet mensuplarından 242 kişinin rütbeleri alındı. KHK’nin 3. maddesine göre, bu kişiler görev yaptıkları teşkilata ve kamu görevlerine yeniden kabul edilmeyecek, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemeyecek. Ayrıca uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamayacak ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacak. Bu kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılacak. Söz konusu emniyet mensuplarının silah ruhsatları, emekli polis kimlikleri, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilot lisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilecek ve özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamayacak.
330 akademisyen ihraç edildi
Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) bünyesindeki 330 akademik personel de kamu görevinden çıkarılanlar arasında yer aldı. Ankara Üniversitesi’nden toplam 70 akademisyen ihraç edildi. KHK ile Marmara Üniversitesi’nde görevli Profesör İbrahim Kaboğlu da ihraç edildi. Prof. Kaboğlu, Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütüyordu. Kaboğlu’nun yanı sıra öğrencilerinin ‘efsane’ olarak nitelendirdiği, 82 yaşındaki Prof.Öget Öktem Tanör de bulunuyor. İnsan hakları ve hukuk alanındaki çalışmalarıyla bilinen Bülent Tanör’ün de eşi olan Öget Öktem, Türkiye’ye klinik nöropsikolojiyi getiren isim. Öget Öktem de ‘Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’ imza kampanyasına katılmıştı.
115’i barış için imza atmıştı
330 akademisyenin 115’i ‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisine imza atan isimler. Kuzey Kürdistan kentlerindeki ‘abluka’nın bir an önce son bulmasını talep eden bin 100’ün üzerindeki akademisyen, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bir bildiri yayınlamıştı. Bildirinin ardından Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademisyenleri hedef alarak “Bu aydın müsveddeleri kalkıp devletin bir katliam yaptığından bahsediyor. Ey aydın müsveddeleri, siz karanlıksınız karanlık. Aydın falan değilsiniz. Sizler oraların adresini bilemeyecek kadar karanlık ve cahilsiniz” demişti.
Bunun üzerine imzacı akademisyenler hakkında ‘cadı avı’ başlatılmıştı.
Şimdiye dek yayınlanan beş KHK ile görevden ihraç edilen akademisyen sayısı 4 bin 811’e yükseldi.
En çok Ankara Üniversitesi’nde
En çok ihraç 78 akademisyenle Ankara Üniversitesi’nde yaşandı. İletişim Fakültesi’nden 16 akademisyen ihraç edildi; Prof. Funda Başaran, Yrd. Doç. Jale Özata, Prof. Mine Gencel Bek, Prof. Dr. Nur Betül Çelik, Prof. Ülkü Doğanay, araştırma görevlileri Aylin Aydoğan, Banu Durdağ, Barış Engin Aksoy, Can Irmak Özdemir, Hakan Yüksel, Özdemir Taştan, Merve Diltemiz ve Pınar Yıldız.
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden beş akademisyen ihraç edildi, bölümde dört akademisyen kaldı. 6 Ocak’taki 679 sayılı KHK ile Doç. Süreyya Karacabey ihraç edilmişti. 686 sayılı KHK ile Prof. Beliz Güçbilmez, Prof. Tülin Sağlam, Prof. Selda Öndül, araştırma görevlileri Elif Çongur ve Kürşat Yılmaz kamu görevinden çıkarıldı.
İstifa eden ve atılanlar da
Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Gazetecilik bölümünden ihraç edilenler arasında yer alan Doç. Dr. Levent Ünsaldı ise 14 Ocak 2017 ve Prof. Mine Gencel Bek 31 Ocak’ta günü görevlerinden istifa etmişti. Prof. Dr. Mine Gencel Bek, görevinden istifa ettiğini duyurduğu mesajında “Her gün atılmayı beklemek yerine okuma ve yazmanın o hiç de nankörlük etmeyen dünyasına dönmek istiyorum artık” demişti.
Doğuş Üniversitesi’nin Mayıs 2016’da sözleşmelerini feshettiği Psikoloji bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu ve Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Aslı Vatansever de kamu görevinden çıkarıldı.
Şubat 2016’da İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin hakkında açtığı disiplin soruşturması sonucu işten çıkarılan, Barış İçin Akademisyenler’in “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzalaması nedeniyle tutuklu kalan Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı da listede yer aldı.
Marmara Üniversitesi’nde Barış için Akademisyenler’in “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi imzacılarına dair soruşturmayı yürüten komisyon “Devlet memurluğundan çıkarma cezası” istemiş, rektörlük görüşü uygun bularak talebi YÖK’e göndermişti.
Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Özdemir Aktan, Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Dr. Yüksel Taşkın ve Baran Alp Uncu, İletişim Fakültesi’nden Uraz Aydın’ın da aralarında olduğu akademisyenler KHK ile ihraç edildi.
Yine de HAYIR
Tepkilerini sosyal medya üzerinden dile getiren memur ve akademisyenler, “geri adım atmayacakları” mesajını vererek, “Biri ihraç mı dedi? Yine de Hayır” dedi.
Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Dr. Yüksel Taşkın: “En son KHK ile meslekten ihraç edildim. Artık dersimizi yapamayacağız. Arkadaşlara bunu ilet. Bu siyasi bir tavsiyedir. Alnım ak, vicdanım temiz. Asla boyun eğmeyeceğim. Bu mesajımı da arkadaşlarına ilet.”
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Emre Tansu Keten: “Ve Marmara Üniversitesi’nden ihraç edildim. En başından itibaren, düşüncelerini ifade ettikleri için üniversitelerden ihraç edilen hocalarım ve meslektaşlarımla aynı listede olmaktan onur duyuyorum. Kimseye verecek hesabımız yok. Ne yaptıysak, ne kazandıysak kendi emeğimiz sayesinde oldu. Birilerinin doktora tezlerini yazarak dekan olanlar, akp’li dayıları sayesinde kadro kapanlar bizim akademik niteliğimizi sorgulayamaz. Bir eğitim emekçisi olarak gasp edilen tüm haklarımın peşinde olacağım, dayanışmayla! Bir de Hayır!”
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Can Irmak Özinanır: “‘Eleştirimiz ne kendi sonuçlarından ne de var olan güçlerle düşeceği çelişkiden korkar’ diyordu Karl Marx. Barış istediğim için bugün kendileriyle aynı listede yer almaktan onur duyduğum arkadaşlarım ve hocalarımla beraber üniversitedeki görevimden ihraç edildim. Bir gün geri döneceğimize eminim. Üstelik tarihe ufak da olsa bir not düşmek bile önemli. Bizi atanlar unutmasınlar. Biz barış, adalet ve özgürlük isteyenler tarihin her döneminde vardık, varız, var olacağız!”
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Jale Özata: “Demek ki artık sadece edebiyat var! Yaşasın mı ki?”
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden ihraç edilen 16 akademisyenden biri olan Başaran, ihraçların üniversiteler adına büyük bir utanç olduğunu belirterek, bilim üretmenin iktidarın KHK’leri ile sınırlanamayacağını vurguladı.
KHK ile barış isteyen son akademisyenlerin de ihraç edildiğini belirten Başaran şunları aktardı: “Bu Türkiye üniversiteleri ve Ankara Üniversitesi açısından büyük bir utançtır. Ankara Üniversitesi bugün sadece barış istediği için kalan son öğretim üyelerini de Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç etmiş oldu. Ankara Üniversitesi’nde özellikle imzacıların yoğun olduğu Siyasal Bilgiler Fakültesi, İletişim Fakültesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi artık dört duvardan ibarettir. Üniversite ve fakülte vasıflarını yitirmiştir. Ancak bizim bilgi üretmemiz için içi boşalan duvarlara ihtiyacımız yok. Biz öğrencilerimizle yine bir araya geliriz. Bilgi üretmeye ve ürettiğimiz bilgiyle dünyayı değiştirmeye devam edeceğiz. O yüzden KHK’leri bize vız gelir.”
Geri dönüp hesap soracağız
İhraç edilen akademisyenlerden Ankara Üniversitesi’nde görevli Araş. Gör. Dr. Aylin Aydoğan da geri döneceklerini belirterek “Sadece geri döneceğiz demiyoruz. Geri döneceğiz ve hesap soracağız diyoruz” ifadelerini kullandı.
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden son KHK ile ihraç edilen Prof. Dr. Mine Gencel Bek de sosyal medya hesabı Twitter’dan açıklamalarda bulundu. Bek şu tweetleri attı: “Siz beni KHK ile atamazsınız, ben zaten çıktım #hayır
Yalnız gerçekten arkadaşlarının atılmasındansa atılmak daha iyiymiş. Kalanlar kendilerine Frankfurt Okulu’yuz demeye devam edecek mi? Ha @ilefsocial İLEF İletişim Fakültesi, alo?”
Prof. Kaboğlu: Yanlıştır, ayıptır

Adana Barosu’nca düzenlenen bir panele katılmak üzere Adana’ya gelen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, ihraç kararıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. KHK’lerin anayasallığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygunluğu sorunu bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, şunları söyledi: “Türkiye’de sadece bilim yapan, uluslararası alanda bilim üzerine emek harcayan ve kendi alanlarından çok iddialı olan, bunlardan biri de benim, bu kişilerin bu şekilde, anayasaya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı bir biçimde bir yaptırım uygulanması kesinlikle kabul edilemez. Bunlar anayasal düzene aykırıdır. Büyük bir yanlış yapılmıştır. İhraç edilmeyi beklemiyordum. Çünkü suçlu biri değilim. Ben ömrü darbelere karşı mücadeleyle geçen, bütün yazdıklarım, konuştuklarım hepsi hukuk ve hukuk devleti için oldu. Demokrasi, insan hakları için oldu. Adana’ya geliş nedenim de anayasadır. Türkiye’nin mutlu, barışçıl geleceği içindir. Benim hesap veremeyeceğim hiçbir mercii yoktur. Kesinlikle bu yanlıştır, büyük bir ayıptır. Bunu İbrahim Kaboğlu sorunu olarak yapmıyorum. Buna maruz kalan meslektaşlarımın hiç birisi bunu hak etmiyor.”
Marmara Hukuk Derneği Yönetim Kurulu, Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun görevinden ihraç edilmesine tepki gösterdi. Yapılan yazılı açıklamada, “İtiraz, denetim ve iade mekanizmalarının işletilmez durumda bulunduğu bu karar karşısında şahsi ve akademik desteklerini derneğimizden hiç bir zaman esirgememiş olan hocamıza elimizden gelen tüm desteği vermeye hazır olduğumuzu kamuoyu ile paylaşıyoruz” denildi.
Milli Eğitim Bakanlığından ihraç edilenler arasında Eğitim Sen Genel Sekreteri Mesut Fırat da yer alıyor. Fırat kaldıkları yerde mücadeleye devam edeceklerini belirterek, “Bizi bastıracaklarını zannediyorlarsa yanılacaklar” diye konuştu.
Eğitim Sen, son ihraçlara ilişkin açıklamasında, iktidarın darbesine karşı geri adım atmayacağı ve direneceği mesajını verdi. Sendika, demokratik bir ülke için eğitim ve bilim emekçileriyle dayanışmaya çağırdı. Kamu görevinden ihraç edilen ve açığa alınanlarla birlikte doğrudan ya da dolaylı olarak mağdur olanların sayısının 2 milyona yaklaştığı bilgisi verildi.
Kara bir leke
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, OHAL bahanesi ile özgürlük ve barış isteyen demokrat akademisyenlerin üniversitelerden uzaklaştırılmasının hukuk dışı ve askeri darbelerde dahi rastlanmayan bir kıyım olduğunu belirtti: “Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği olarak OHAL kapsamında KHK ile özgürlükçü, barış isteyen ve ilerici demokrat akademisyenlerin üniversitelerinden ihraç edilmelerini şiddetle kınıyoruz ve bu yanlıştan bir an önce dönülmesini istiyoruz. Hukuksal hiçbir dayanağı olmayan FETÖ terör örgütü bahanesi ile muhalif gördükleri akademisyenlerin üniversitelerden ihraç edilmesi evrensel üniversite kavramına, etik ve bilimsel değerlere, liyakata aykırıdır ve üniversiter yapıya büyük bir darbe indirilmektedir. Bu listelerin üniversite rektörlerince hazırlandığı bizzat YÖK başkanı tarafından ifade edildiğinden, başta rektörler olmak üzere YÖK ve hükümet yetkililerini hukuk içinde hareket etmeye, üniversite evrensel kurallarını yok saymamaya çağırıyor ve bu uygulamaların üniversite tarihine bir kara leke olarak geçeceğini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.”
Sayılarla 5 KHK
2 Eylül 2016’da Resmi Gazete’de yayınlanan 672 sayılı KHK ile 2 bin 346 akademisyen ihraç edildi.
29 Ekim 2016’da ilan edilen 675 sayılı KHK ile 1262 akademisyen ve beş idari personel ihraç edildi.
22 Kasım 2016’da yayınlanan 677 KHK ile 242 akademisyen kamu görevinden çıkarıldı. 942 idari personel ihraç edildi. Daha önce ihraç edilen 16 akademisyen hakkındaki karar kaldırıldı.
6 Ocak 2017’de yayınlanan 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yükseköğretim kurumlarında görevli 631 akademisyen ve 155 idari personeli görevlerinden ihraç edildi.
7 Şubat 2017’de yayınlanan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 330 akademisyen görevlerinden ihraç edildi.
2 bin 450’si öğretmen
686 Sayılı KHK ile ihraç edilenlerin 2 bin 585’i Milli Eğitim Bakanlığı’nda (MEB) görevliydi. 2 bin 585 kişinin 2 bin 450’si öğretmen. İşten çıkarılanların arasında ilçe milli eğitim müdürü, müfettiş, hizmetli, eğitim uzmanı, uzman yardımcısı, araştırmacı, işçi, teknisyen, daktilograf da var. 686 Sayılı KHK ile İstanbul’dan 293, Ankara’dan 215, Amed’den 94, Urfa’dan 90, İzmir’den 88, Mersin’den 81, Adana’dan 76 kişi ve bakanlıktan 16 kişi kamu görevinden çıkartıldı.
HABER MERKEZİ