Roboskî katliamının vahşeti ve katliamcılardan hesap sorulması gündemdeyken kürtaj-sezaryen konuları gündemi kaplamıştır. Böylece gündem değiştirilmiştir. Reyhanlı katliamı sonrası da devletin elbirliğiyle alkol yasağı ve Yavuz Sultan Selim tartışması açması tesadüf müdür? Elbette bilinçli bir gündem çarpıtması söz konusudur.
Şüphesiz ki kimin ne konuşacağına başkaları karar veremez. Demokrasilerde, milletin ağzı torba değildir ki büzesin. Devlet büyükleri ne konuşacaklarını bize soracak değil ya. Ama biz de onların ne zaman, neyi, niçin konuştuğunu sorgulayabiliriz.
AKP liderleri için en kolay yol, bazı konuları dini referanslarla tartışmaya açarak gündemi saptırmaktır. Başbakan, beş kuruş masraf yapmadan gündemi istediği gibi çarpıtmaktadır. Böylece AKP dinin savunucusu olmakta, karşısındakiler ise din düşmanı pozisyonuna itilmektedir. AKP, bedavaya girdiği dindar hükümet pozunda tabanını motive etmektedir. Basitçe hem zaman kazanmakta hem de oylarını korumaya ve arttırmaya çalışmaktadır. AKP’nin bu tip kazanımları toplumun genelinin kayıpları olmaktadır. Ucuz hatta bedava ve kolay kışkırtmalarla toplumu meşgul etmekte, kargaşayı arttırmaktadır.
Bu kargaşada hiç kimse AKP’ye “Hukuk devletinde dini referanslarla bu konuları tartışamazsın” dememektedir. Eğer illa ki dini referanslara sarılırsanız diğer din-mezhep ve inançların, inanmayanların ötekileştirilmesi gündeme gelir. Eğer AKP illaki İslam’a göre yapıyorum diyorsa “Behey Müslüman, kürtaj yasağı, alkol yasağı dinin emridir de Roboskî katliamı, zindanlardaki çocuklara tecavüzler, yolsuzluklar, fuhuş, faiz de dinin emri midir? Tarih, doğa ve çevre katliamı dine uygun mudur? Onları da yasaklasana” demek gerekmez mi?
Türkiye’de egemenler ne zaman sıkışsa gündemi çarpıtmak için ya din ve mezhep ya da milliyet-ırk kavgalarına sığınır. Yakın tarihimiz “Komünistler camiye bomba attı, Kuran’ı yırttı, bayrağı yaktı, dinciler Atatürk büstüne saldırdı” vb. kışkırtmalarla ve bunları takip eden katliamlarla doludur. Bu katliam ve bastırmalarla egemen sistem sosyal muhalefeti ezip kendisini restore eder. AKP’nin gündem saptırma çabaları da aynı amacı taşıyor.
Sayın Öcalan’ın 21 Mart mesajıyla tarihi bir dönem açılmıştır. Temel gündem “Demokratik çözüm ve özgür yaşam atılımı”dır. Toplumda barış-demokrasi ve çözüm konferanslarına yoğunlaşma gündemdedir. Toplumun her kesimi, özellikle de ezilenler her alanda bir araya gelerek çözüm konusunda ağırlıklarını koyuyorlar. Gerillanın çekilmesine paralel olarak, gerekli anayasal ve yasal değişikliklerin yapılması gündemdedir. Sürecin sağlıklı ilerlemesi için Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılarak, özgürleşmesinin sağlanması gerekiyor. Türk siyaseti müthiş bir garabet hatta ucubelik içinde debeleniyor. Hem çözüm sürecinin ilerlemesi için en ağır görev Sayın Öcalan’dan bekleniyor, hem de Öcalan üzerindeki tecrit sürdürülüyor. Bu durum AKP’nin demokratik çözümden ne anladığı konusunda ciddi şüpheler yaratıyor. Kürdistan halkını ve ezilen halk kitlelerini tedirgin ediyor.
AKP ve devlet kurumları demokratik çözüm sürecinin ilerlemesini ve başarıya ulaşmasını istiyorlarsa gündemi çarpıtmak, suni gündemler yaratmak taktiğinden vazgeçmelidir. Bunun yerine gündemin önemine, ağırlığına ve aciliyetine uygun olarak halka güven verecek ve halkın istemlerine cevap olacak çalışmalara ağırlık vermelidir. Yoksa suni gündem yaratma çabaları, halkı suni gündemlerle oyalama-kışkırtma ve kendi diktası için zemin oluşturma çabaları devam ederse sadece süreç değil kendileri de tıkanır. Gelinen bu aşamadan sonra çözümü engellemek isteyenler kendileri çözülür, halkın ayakları altında kalır. Bu AKP de olsa böyledir. Hatta AKP için daha çok böyledir. Topluma çözüm umudu ve sözü verip sonra da oyalamak, süreci geciktirmek ya da saptırmak çok büyük tehlikelere kapı açmak demektir. Dileriz AKP ve devlet aklı da bunu görüyordur ve bu maceraya girmez.
Bütün bu risklere karşı geniş halk yığınlarının barış-demokrasi ve özgürlük yolunda örgütlü yürüyüşü tek güvencemizdir. AKP ve çözüm sürecine karşı olanlar ne yaparlarsa yapsınlar halklarımızın özgürlük yürüyüşünü durduramazlar.
AKP bunu hep yapıyor
Siyasetçiler için bir ülkenin gündemini oluşturmak ya da oluşan gündemi her yolla saptırmak çok önemlidir. Doğrusunu söylemek gerekirse, emrindeki medyanın kışkırtmalarıyla AKP bu konuda kendi hesabına oldukça başarılıdır. Hemen aklımıza gelen birkaç örneği hatırlatalım: