
AKP faşizmi ve müttefikleri özel savaş merkezinin psikolojik savaşıyla iktidarlarını ayakta tutmaya çalışıyorlar. Şimdi de şehirlerde zafer kazandık, sırada dağlarda gibi bir propaganda savaşı yürütüyorlar. Birçok televizyon ve gazete bir ekibin kaleminden çıkmış olan bu yönlü haberler yapıyor. Halbuki YPS şehirde cephe savaşına direnen ve Türk devletinin bu savaşta bir milim ilerlemek için bile tüm sokağı, mahalleyi, şehri yıkan kirli savaşı karşısında savaş pozisyonunu değiştirdiğini açıklamıştır. Yoksa şehirlerdeki direnişi bırakma gibi bir durum söz konusu değildir. Nitekim her gün şu şehirde, bu şehirde asker ve polisin öldüğü haberlerini bizzat özel savaş basını veriyor. Tabii ki kayıplarını ne fazla da olsa bir ya da iki veriyor.
Eski arşivlere bakılsın, şimdiye kadar her gün asker ve polisin öldürüldüğü başka bir dönem var mıdır? Sur’da, Cizre’de, Şırnak’ta ve Nusaybin’de yüzlerce polis ve asker ölmüştür. Bunlar zorla ölüme sürüklenmişlerdir. Öyle söyledikleri gibi bu şehirlerde savaşanların kıra gitme iradesi ve gücü kalmamıştır. Aslında AKP iktidarından hiçbir dönemde olmadığı kadar yaşanan asker ve polis ölümlerinden dolayı hesap sorulması gerekir. Çünkü Kürt sorununu çözeceğim diyerek yıllarca halkları aldattı, sonra da şiddetli bir savaşı Türkiye halklarının önüne koymuştur. Niye bu sorunu çözmedin, bu savaşı başlattın denileceğine, AKP iktidarına “neden PKK ile görüşüyorsun” deniliyor.
AKP iktidarından neden bu görüşmeleri araçsallaştırdın, iktidarda kalma aracı olarak kullandın, neden samimi yaklaşmadın, bu sorunu çözmedin diye hesap sorulması gerekir. Şu anda savaşı ve ölümleri normalleştirmesi nedeniyle hesap sorulmalıdır. Öyle ki 12 Eylül 1980’den bu yana yaşanan savaş ortamında hiçbir bu kadar asker ve polis ölümü olmamıştır. AKP ne kadar asker ve polis ölümü olursa şovenizmi o kadar yükseltir ve iktidarda kalırım diyor; ama buna CHP itiraz etmiyor. Hatta Erdoğan’ın savaşı normalleştirmesine hizmet ediyor.
AKP şehirlerde başarılı oldum diyor. CHP ya da herhangi bir toplumsal güç “sen Türkiye’yi ve şehirleri neden bu hale getirdin, bunun neresi başarıdır” diye sormuyor. Şehirlerde savaş bitmiş değildir. Bundan sonra da bu savaş sürer. Hatta bugünkünden daha fazla asker ve polis şehirlerde ölmeye devam eder. Hatta Türkiye şehirleri daha fazla savaş alanı haline gelir. Saray Gladyosunun Türkiye’ye getirdiği durum budur. Bundan hesap sorulacağına, AKP PKK ile görüşüyor gibi yalanlarla toplumu aldatıyorlar.
Şunu açıkça söyleyelim, bu savaşın bu düzeyde sürmesine sadece MHP değil, CHP de destek veriyor. AKP’yi eleştirme adına, AKP’ye güç veriyorlar. CHP AKP ile demokratikleşme konusunda mücadele edeceğine, kim daha fazla PKK’ye karşı yarışına girmiştir. Amiyane deyimle buna sidik yarışına girmek denir.
AKP’nin demokratik karakteri olmadığı için ne dün çözüm için görüşme yapmıştır, ne de bugün çözüm için görüşme yapar. AKP çözüm için görüşme yapacak zihniyette olsaydı zaten bugünkü kirli savaş olmazdı da. Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi zayıf bir ihtimal de olsa toplumdaki çözüm isteğine dayanarak AKP’yi bir çözüm noktasına çekmiş, ama sonuç alınamamıştır. Çünkü Kürt sorunu ancak demokratikleşmeyle çözülür. AKP’de de bu zihniyet yoktur.
CHP, PKK AKP ile anlaşıyor gibi demagojileri ve yalan haberleri bıraksın; demokrasi güçleriyle birlikte AKP’ye karşı mücadeleye yoğunlaşsın! AKP PKK ile görüşüyor demekle AKP’ye karşı mücadele verilmiş olmaz. Bu yalan söylemler AKP’yi güçlendirmektedir. Hatta bu tür haberlerin çıkmasını Saray Gladyosu sağlamaktadır. Böylece içte ve dıştaki baskıyı azaltmaya ve rahatlamaya çalışıyor. CHP bunu görmeyecek kadar körleşmiştir. Eğer körlükten dolayı söylemiyorsa, o zaman bilinçli olarak AKP’yi güçlendirmek için bu tür lafları ortaya atmaktadır.
Hiç kimse kendini kandırmasın, bu savaş şiddetlenerek sürecektir. Çünkü AKP varlığını bu savaşa ve bu savaşta kurduğu faşist ittifaklara bağlamıştır. MHP gibi faşist ittifakının AKP’yi zaman zaman eleştirmesi sadece MHP’den AKP’ye giden oy akışını durdurmaya yöneliktir. AKP PKK ile anlaşıyor yalanları da bu nedenlerle ortaya atılmaktadır.
AKP MHP ve CHP eliyle MHP ve CHP’yi bitiren bir politika izlemektedir. Çünkü AKP’nin hegemonya kurma amaçlı kirli savaşının oyuncakları haline gelmişlerdir. Bu açıdan bunların AKP’yi geriletmeleri mümkün değildir. AKP’yi Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve Kürt halkının AKP faşizmine karşı Türkiye demokrasi güçleriyle birlikte direnişi bitirecektir. AKP kesinlikle bu savaşın altına kalacaktır. AKP ile birlikte müttefikleri de bu kirli savaşın altında kalacaklardır.
AKP dış politikasından çark edecekmiş. Bu yönlü dış politikaları Kürt düşmanlığı nedeniyle ortaya çıkmıştır. Yanlış Kürt politikaları, yanlış dış politikaları ortaya çıkarmıştır. Bu açıdan Kürt halkına ve demokrasi güçlerine karşı politika değiştirmeyen bir Türkiye ne kadar dış politikada değişiklik yapsa da istikrara kavuşamayacaktır.
AKP ve Tayyip Erdoğan tüm Avrupa’yı soykırımla suçlamaya başlamıştır. Herhalde böyle yaptıklarında Kürt soykırımının hesabını vermekten kurtulacaklarını sanıyorlar. Bu nafiledir. Avrupa veya başka ülkeler kendi yaptıkları katliamları ya da soykırımları kabul etmiştir. Bu açıdan bu tür suçlamalarla AKP Türkiye’yi daha fazla zor duruma düşürmekten başka sonuç vermeyecektir. Çünkü Almanya “ben bunların kıyımını kabul ettim, sen de et” diyecektir. Almanya Yahudi Soykırımı nedeniyle gitti soykırım kurbanları önünde diz çöktü. Türkiye, AKP iktidarı şahsında şimdi de Kürt soykırımı yaparak daha da suçlu duruma düşürmektedir. Türkiye kendisini tüm Avrupa karşısında suçlu duruma düşürerek başına felaketler açacak bir yola düşmektedir. Bundan kurtulmanın tek yolu, demokratikleşme ve Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin etnik ve inançsal sorunlarını çözmektir.
Erdoğan bağırarak daha fazla bataklığa girmekte, kendisiyle birlikte Türkiye’yi de bataklığın dibine çekmektedir.
Hüseyin Ali