AKP ‘derin’ yapıyla uzlaştı
Ergenekon davası olarak bilinen ve ‘derin yapı’ ile yüzleşileceği beklentisi oluşan devlet içi iktidar davasının yansıması olan davada tüm sanıklar beraat etti. AKP ile derin yapının uzlaşmasının kanıtı olan kararı, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Avukat Eren Keskin değerlendirdi.
Karar şaşırtmadı
Bugün Ergenekon davasının üstünün kapatılmış olmasının Türkiye’de demokrasi isteyen insanların derin devletle olan mücadelesini engellemeyeceğini belirterek sözlerine başlayan Eren Keskin, “Bizim, insan hakları savunucularının, demokratların bütün mücadeleleri 1915’ten bu yana işlenen devlet suçlarını ortaya çıkarmak üzerinedir. Mücadelemiz devam edecek. Bizim için değişen bir şey olmadı. Ben zaten olumlu bir karar beklemiyordum. Onun için beni şaşırtmadı” dedi.
Yaşadıkları bu coğrafyada 1915’ten bu yana Cumhuriyetin de kurucusu olan ittihatçı yapının derin bir geleneği olduğunu vurgulayan Keskin, “görünürdeki devletin hiçbir zaman gerçek bir devlet olmadığını” söyledi.
Bu coğrafyada her zaman çekirdek derin bir devletin olduğunu ve bunun yeni bir şey olmadığına vurgu yapan Keskin, “Biz insan hakları savunucuları olarak en yakıcı biçimde 90’larda bunu yaşadık. Çünkü 90’larda açıkça adına ‘kontrgerilla’ dediğimiz ya da birilerinin ‘derin devlet, özel harp dairesi’ dediği gizli bir yapının olduğu gerçek. Bu gizli yapı birçok cinayet işledi, insanlar gözaltında kaybedildi, köyler yakıldı ve bütün bu suçlar sonuçsuz kaldı” dedi.
Davadan uzlaşı çıktı
Av. Keskin, AKP’nin iktidara geldiği dönemde derin devlet yapılanmasının son bulacağı, beyaz toroslar döneminin biteceği yönündeki söylemlerini de hatırlattı. “Ancak bir süre sonra AKP de bu derin yapıyla uzlaştı ve bugün geldiğimiz noktaya geldik” diyen Keskin, şunları belirtti: “AKP’nin başlangıç yıllarında, ‘askeri vesayetle biz mücadele ediyoruz’ dediği yıllarda bu Ergenekon davası açıldı. Ergenekon davası içinde gerçekten insanlık suçu işlemiş kişiler yargılandılar. Veli Küçük, Levent Ersöz, Kemal Kerinçsiz gibi isimler vardı. Ancak bir süre sonra bu davayla ilgisi olmaması gereken kişiler de bu davanın içine katıldılar ve Ergenekon davasında hiçbir zaman Kürdistan’da işlenen devlet suçları kapsama alınmadı. Biz zaten biliyorduk, o dosya gündemden düşürülecek ve beraat kararları çıkacaktı. Sonuçta da öyle oldu. Ben bu davanın sulandırılmaya başlanmasıyla, yani aslında bu davada yargılanmaması gereken kişilerin de sanık yapılması ile birlikte zaten sonucun böyle olacağını tahmin etmeye başlamıştım. Ve sonuçta AKP, derin devlet uzlaşması ile birlikte bu sonuç ortaya çıktı.”
Devleti iyi tanımak gerek
Ergenekon davasının başlangıcını, “devletin kendi içindeki iktidar çatışması sonucu” olarak yorumlayan Keskin, o dönemde AKP’nin askeri vesayetle kavga eder bir noktada olduğunu ve o zaman yanına Gülen Cemaati’ni alarak, onlarla birlikte kendini güçlü hissettiğini dile getirdi. Bu nedenle devleti iyi tanımak gerektiğini kaydeden Keskin, “Devletin çeşitli aparatları var. Zaman zaman bu aparatlar değişir. Bir dönem Gülen teşkilatıydı. Ben çok iyi hatırlıyorum. Sadece Van’da iki genç yan yana geldiği anda polisin başlarında bittiği yerde, 1008 tane Işık Evi açılmıştı. Nasıl açılıyor bunlar. Yani devletin kullandığı aparatlardan biriydi. Bununla işi biter başkasını kullanır” ifadelerini kullandı.
‘Burası TC değil Şırnak Cumhuriyeti’
Çekirdek yapı dışındaki hiçbir şeyin gerçek devlet olamayacağını belirten Keskin, sadece devlet tarafından dönem dönem kullanıldıklarını dile getirdi. Fethullah Gülen teşkilatının da böyle bir yapı içerisinde olduğunu ve AKP’nin de şuan aynı durumda olduğunu sözlerine ekleyen Keskin, Ergenekon davasının nasıl başladığını ise şöyle dile getirdi: “Devletin kendi içindeki iktidar savaşı nedeniyle böyle bir dava açıldı. Ama bir süre sonra taraflar yer değiştirdi. AKP’nin Gülen Cemaati’yle arası bozuldu ve güçlü kalmak adına o derin yapıyla uzlaşmaya gitti. O derin yapıyla uzlaşmaya gidince de zaten Ergenekon davasının devam etmesi mümkün değildi. Bence burada acı olan şudur; orada yargılanan bazı isimleri bizler insan hakları savunucuları olarak çok iyi tanıyoruz. Örneğin Levent Ersöz, Şırnak’ta komutandı. Ersöz, Şırnak’ta komutanken 2 tane HADEP’li o dönem gözaltında kaybedildi. Biz bu olay nedeniyle Şırnak’a gittiğimizde Levent Ersöz benim yakama yapışıp dedi ki; ‘Burası Şırnak Cumhuriyeti, burası Türkiye Cumhuriyeti değil. Burada benim sözüm geçer.’ Böyle bir adamdır Levent Ersöz. Orada büyük suçlar işlemiş bir kişiden söz ediyoruz. Levent Ersöz şimdi beraat etti. Biz şimdi onlara bir de tazminat ödeyeceğiz. Tutuklu kaldıkları süre için tazminat ödenecek bu insanlara. Yani bana göre çok korkunç bir durum bu.”
Kürt siyaseti devleti korkuttu
Keskin, tutuklu Kürt siyasetçilerin durumuna da dikkat çekti. Özellikle Kürt sivil siyasetinin şu anda devletin en çok korktuğu şey olduğunu söyleyen Keskin, “Çünkü öyle bir şey oldu ki HDP ile birlikte sivil siyaset çok güçlendi. Yüzde 15 oy aldı ve bu oy giderek artacaktır. Bence bu devleti çok korkuttu. Selahattin Demirtaş başta olmak üzere Kürt sivil siyasetinden korkulduğu için birçok arkadaşımız hala cezaevinde. Hakim FETÖ’cüymüş, ulusalcıymış, Kemalistmiş hiçbir şey fark etmez. Kürt isen verilen karar geçerlidir. Sadece diğer kararları tartışırlar” diye belirtti. İSTANBUL