AKP halkın ahlakını bozmuş, vicdanını yaralamıştır

Cihan EREN yazdı —

3 Kasım 2021 Çarşamba - 23:25

  • AKP-MHP rejimi iktidar islamı çizgisinin günümüzdeki en yalancı, barbar, vahşi ve talancı temsilcisidir. Tam bir soykırım aygıtı gibi çalışmaktadır.

Türk milliyetçiliği her zaman dinci olmuştur. Çünkü Türk milliyetçiliğinin temel gıdası iktidar İslam’dır. Türk egemenlerinin İslam'ı, Türk islam sentezidir. Bu islamcılık selefi cihadist ve ihvancı anlayışın kimi yorumlarını da kabul etmiştir.
Ancak kendine has anlayışı, kabulleri de vardır. Örneğin selefilikte ve ihvancılıkta, sözde bile olsa ümmet söylemi, çağrısı söz konusudur. Fakat Türk İslam sentezinde ümmet yerine herkesin Türk olması anlayışı hakimdir.
Selefi ve ihvancılıkta devlet ve iktidar çok daha fazla İslami bir renkle kendini dışa vururken, Türk islam sentezinin devleti; diktatörlük, ırkçı-faşist özelliğinin yanında gerektiğinde çete, mafya, eşkıya da olabilmektedir.
Selefi ve ihvancılıkta mücahit, propaganda düzeyinde bile olsa kutsal emrin dışına çıkmayan hizmetkardır. Fakat Türk islam sentezinde mücahit devletin tetikçisi, “eroinci, akli dengesi bozuk, tahrike gelmiş” bir katil olabiliyor.
Örneğin Gar, Suruç katliamlarını yapanlar, Deniz Poyrazı katleden, Türk İslam sentezinin mücahitleridir. Daha doğrusu Türk islam sentezinin mücahitleri, Alevileri, Kürtleri solcuları, aydın ve entelektüelleri katleden katillerdir. Yine SADAT elemanları Türk İslam sentezinin mücahitleridir.
Türk egemenleri için islam devletleşmeye meşruiyet sağlayan ideolojidir. İşgal, talan, katliam için kullanılması gereken propaganda malzemesidir.
Selçuklulardan beri esas alınan temel yöntem bu olmuştur. Osmanlının İstanbul’u ele geçirinceye kadar ayrı bir duruşu ve arayışı, halkçı denilebilecek İslami bir yorumu söz konusu olmuşsa da, İstanbul’un alınmasıyla çizgi değişikliğine gitmiş ve malum Osmanlı sistemi ortaya çıkmıştır.
Müslüman Türk halkında da tarihsel olarak en önemli kırılma İstanbul’un ele geçirilmesinden sonra yaşanmış denebilir.
Osmanlıda başka dönemlerde de farklı kırılmalar olmuştur. Bunlardan en iyi bilineni halifeliğin Yavuz tarafından gasp edilmesi ve sonrası süreç olarak değerlendirilebilir.
Bu kırılma dönemlerinde Müslüman Türk-Türkmen halk kendi değerlerinden uzaklaştırılmıştır. Dili bozulmaya başlamıştır. Kılık kıyafetinden aile yaşamına kadar, kültürel asimilasyona çok daha şiddetli maruz kalmıştır. Geçmişi unutturulmaya çalışılmıştır.
Türk veya Türkmen kimliği söz konusu olduğunda, Aleviliğin ve Bektaşiliğin mi, yoksa Selçuklu ve Osmanlı saltanat islamcılığının mı daha pozitif rol oynadığı, Türk halk tarihinde yeterince tartışılmamıştır.
Türkmen Alevilerin ve Bektaşilerin yurtseverliklerini tam tanımlayamaması, yurtseverlik konusunda cumhuriyet döneminde dincilikten beslenen Türk milliyetçiliğinin ideolojik etkisine girmiş olması, saltanat islamcıların Türk ve Türkmen kimliğini, kültürel değerlerini kendileriyle eşit görmesine yol açmıştır.
Örneğin MHP gibi Gladio tarafından kurulmuş, emperyalistlerin tetikçisi kontrgerilla örgütü bile Türk ve Türkmenlik denilince ‘benden başka kimse bu değerleri temsil edemez’ diyebilmektedir.
Özcesi Alevi ve Bektaşilerin Selçuklulardan itibaren kırıma uğratılması, Türklerde halk yurtseverliğinin tanımlanamamış olması, cumhuriyet döneminde Türk kültür ve kimliğinin sadece milliyetçilikle ifade edilmesine yol açmıştır. Bu nedenle cumhuriyet döneminde müslüman Türk halkı, yeni ve daha derin bir kırıma, kırılmaya maruz kalmış, Alevi ve Bektaşilerse, nefesiz bırakılmıştır.
Cumhuriyet döneminde Alevisi, Bektaşisi ve müslümanıyla en ciddi kırım ve kırılma ise, AKP-MHP iktidarı döneminde yaşatılmıştır. Bu faşist iktidarın Alevi ve Bektaşilere saldırısı kültürel asimilasyona, korkutarak devletin içine çekme, Aleviler içinde devlet propagandası yapacak gurupların örgütlendirilmesine kadar vardırılmıştır.
Bilebildiğimiz kadarıyla, Aleviler içinde devlet propagandası yapan gurupların bu kadar yoğun örgütlendirilmesi bir ilktir. Devlet Aleviler içinde ilk defa AKP-MHP rejimi döneminde bu kadar etkili olabilmiştir.
Alevilerin en bilinçli ve politik kesimi, AKP-MHP’nin baskısı ve saldırıları yanında, maddi çıkar sağlama ve ince politikalarla daha parçalı duruş gösterebilmiştir.
AKP-MHP rejimi iktidar islamı çizgisinin günümüzdeki en yalancı, barbar, vahşi ve talancı temsilcisidir. Tam bir soykırım aygıtı gibi çalışmaktadır.
Örneğin Erdoğan'ın Suriye’deki çetelerle iş tutması birçok neden yanında, islam anlayışıyla doğrudan bağlantılıdır. Çetelerin Efrîn başta olmak üzere, kuzey doğu Suriye topraklarında yaptığı barbarlıklar, Libya’da yol açtıkları tahribatlar kesinlikle Erdoğan’dan emir alan asker ve MİT’çilerin yönlendirmesi, teşvikiyle olmaktadır ve çeteler Erdoğan şahsında Türk islamcılığının ne olduğunu çok net göstermektedir.
AKP-MHP iktidarı döneminde en büyük kırılmayı ve kırımı müslüman Türk halkı yaşadı, yaşıyor. AKP-MHP rejimi müslüman Türklerde iki yönlü kırılma, kırıma neden oldu. Birincisi, müslüman Türk halkını milliyetçileştirdi, faşistleştirdi. Cumhuriyetin kaba, yer yer de dini değerleri inkar edebilen laiklik politikası, müslüman değerlere bağlı Türk halkında içe kapanmaya, halk değerlerini dini kimlik altında yaşamasına yol açmıştı.
AKP ve Erdoğan, müslüman Türk halkını milliyetçiliğe, milliyetçilikle her türlü kötülüğe açtı. Her gün birçok örnekle bunun nasıl yapıldığını ve ne tür sonuçlara yol açtığı basına da yansıyor.
İkincisi ve belki de en önemlisi AKP’nin müslüman Türk halkının ahlakını bozması, bir kesiminde ciddi vicdan sorununa yol açmasıdır. Bu tahribatın önü alınmazsa Anadolu Türk kimliği tehlike altına bile girebilir.
Türk-Türkmen yurtseverliğinin kavramsal olarak tanımlanmamış olması, siyaset dilinde kullanılmaması, sivil toplum örgütlerinin de bundan adeta bihaber olması, AKP-MHP’nin Türk-Türkmen halkının kültürel değerlerine verdiği zararın görülmemesine neden oluyor.
Örneğin Kürt halkı, AKP-MHP’nin düşmanlığını, kendisine verdiği zararı biliyor, bu faşist iktidara karşı direniyor. Fakat Türk-Türkmen halknın bu faşist güruhun kendilerine verdiği zararın yeterince bilincinde olmaması, sessiz pasif kalmasına neden oluyor. Ya da AKP-MHP gitsin, CHP-İYİ parti gelsin noktasında duruyor.
Bu durumun, AKP-Erdoğan'ın Türk halkında yol açtığı ahlaki aşınmayla, vicdani yaralanmayla doğrudan bağlantılı olduğunu bilmek gerekiyor. Zira AKP’nin yirmi yılık tarihi, Türk halk kültürü ve kimliğinin en büyük tahribatı yaşadığı dönem oldu.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.