Faiz haram, faizle oynamak helal!

Cihan EREN yazdı —

25 Ekim 2021 Pazartesi - 22:00

  • Peki, kapitalistin de kapitalisti bir adam, neden mesele faiz olunca İslami hassasiyeti olan milyonlarca yoksulun gönlüne göre konuşuyor? Karar veriyor? İşte Erdoğan’ın ekonomi felsefesinin püf noktası tam da buradadır.

Türkiye'de son birkaç gündür Merkez Bankasının, uzmanlara göre ‘sürpriz’ faiz indirimi tartışılıyor. Bunun yol açtığı kur dalgalanması hakkında konuşuluyor.

Tv ekranlarında konuşulanlar ve liberal ekonomi hakkında yazılıp çizilenler ne kadar ekonomidir, tartışılabilir. Fakat AKP iktidarıyla birlikte Türkiye ekonomisinde tartışılan faiz, enflasyon ilişkisinin hangi ekonomi olduğu çok iyi biliniyor.

Türkiye de kapitalist bir ülkedir. Ve küresel sermaye kurallarına bağlı ekonomik bir sistem ile yönetilmektedir. Böyle bir ekonomik sistemin faiz yasaları vardır.

Bu ekonomik sistem ve paradan para kazanma yöntemi olan faiz, her açıdan değerlendirilebilir. Ancak kapitalist bir ülkeyseniz, ekonominizi küresel sermaye kurallarına göre yönetiyorsanız, sistemin belirlediği yasalara riayet etmek zorundasınız.

Örneğin faizi yükseltmek bu ekonominin istediği bir şeyse, buna göre adım atmanız gerekir. Atmamışsanız aldığınız karar bu ekonominin yasasına göre değil başka amaçlar için alınmış karar olur.

Dolayısıyla Türkiye ekonomisini bilenler “faizin indirilmesini değil, ya sabit ya da yükseltilmesini bekliyorduk” derken Merkez Bankasının başka amaçlar için karar aldığını söylemiş oluyor.

Peki, Türkiye'de en kritik dönemlerde faiz indirmek, ya da yükseltmek neden hep gündem olur?

Malum olduğu üzere, bunun nedeni Erdoğan'ın ekonomi ‘felsefesi’dir. Her konuda olduğu gibi Erdoğan bu konuda da münafık olduğu için söylediği her şey, aldığı her karar tartışma yaratıyor. Halka büyük zarar veriyor.

Erdoğan'ın ekonomi felsefesi de münafık felsefesidir. Kendisi tam bir kapitalisttir.

Son yirmi yıl içinde kendisine, çocuklarına, damatlarına, diğer yakın akrabalarına, atadığı bürokratlara ve büyük yandaş şirket sahiplerine kazandırdığı paranın, kapitalist sistem işleyişi içinde kazanılacak paranın çok çok üstünde olduğu biliniyor.

Erdoğan’ın “faiz” siyaseti

Peki, kapitalistin de kapitalisti bir adam, neden mesele faiz olunca İslami hassasiyeti olan milyonlarca yoksulun gönlüne göre konuşuyor? Karar veriyor? İşte Erdoğan’ın ekonomi felsefesinin püf noktası tam da buradadır.

Faizi indirince İslam'a göre “faiz haramdır” desturuna göre adım atmış sayılıyor. Daha doğrusu “faiz haramdır” inancına sahip ve tümüne yakının da oyunu aldığı Müslümanların lideri olduğunu göstermiş oluyor.

Fakat faiz indirilince dolar yükseliyor. Zengin yoksul arasındaki uçurum büyüyor. “Faiz haramdır” inancındaki milyonlarca yoksul Müslüman daha da yoksullaşıyor.

Ellerindeki varlıkları değer kaybediyor. Bugün on liraya aldığını ertesi gün yirmi, otuz liraya almak zorunda kalıyor. Böylece Erdoğan'ın sadakasına muhtaçların sayısı artmış oluyor.

Erdoğan ve önceden faizin indirileceğini bilen çok dar bir kesimse, bu faiz oyunuyla milyonlarca dolar kazanıyor. 

Bunlarda bugün on liraya sattıklarını yarın iki katına satmaya başlıyor. Ellerindeki mal varlıklarının değeri de ikiye, üçe katlanmış oluyor.

Münafıklık ve Erdoğan

Pratikte iyi bir şey yaptığı görüntüsü altında bu sonuca yol açmak, ancak bir münafığın siyaseti olabilir.

Münafık “faiz haramdır” diyerek milyonlara Müslüman olduğunu gösteriyor. Ancak faizle oynayarak elde ettiği kar, faizi artırarak elde edeceğinin birkaç katı olabiliyor.

Görüntüde faiz indirmekle iyi bir şey yaptığı sanılan Erdoğan ve birlikte çalıştığı ekonomi ve siyaset bürokrasinin ne kadar münafık olduğu görülüyor.

Bunlara münafık dememizin nedeni, İslami hassasiyet diyerek faiz karşıtıyız demeleri, faiz indirimini de İslamcılıklarına dayanak göstermeleridir.

Diyanetin daha önce usulüne uydurduğu bir fetva ile müteahhitler için faizin haram olmadığını ilan etmesini hatırlayın.

TC Merkez Bankasının ‘sürpriz’ faiz indirimi, Diyanetin bu fetvasının mali alana uyarlanmasıdır.

Erdoğan devletin temel kurumlarının başına, önemli kurumların karar mercilerine münafıkları atamıştır.

Liyakat sahibi kimseler yerine biati esas alanların yerleştirilmesi 
bunu ifade eder.

İktidar İslamı rejimlerinde halifeye, sultana biat olmazsa olmazdır. Çünkü bu rejimlerde alt-üst ilişkisi tanrı ile kul arasındaki ilişkinin dünyevileştirilmesidir.

Böyle bir düzende ikinci önemli kural, baştakinin din istismarında usta olması ve Allah'ı iyi taklit etmesi, biat edenlerin ise çok inanıyormuş gibi davranmasıdır.

Dikkat edilirse, başta Dışişleri, Savunma ve İçişleri bakanları gibi siyasi figürler, İbrahim Kalın ve Fahrettin Altun gibi memurlar olmak üzere, muhtemelen sayıları yüzleri bulan bir gurup hep şu sözü kullanırlar; “Sayın cumhurbaşkanımızın liderliğinde, sayın cumhurbaşkanımızın koordinesinde.”

İşte münafıklar düzenin dili de böyle oluyor. Bu düzende kimse kimseye inanmaz, inanıyormuş gibi yapar.

Münafıkta olmazsa olmaz kural ise Müslümanlıktır. Zira münafık, Kur'ani bir deyimdir ve İslam'la daha derin anlam kazanmıştır. Yani işin içinde Müslümanlık olmazsa münafık olunmaz.

Mesela münafık, sürekli namaz kıldığını, oruç tuttuğunu görülsün, bilinsin ister. Yani ayetin belirttiği gibi, gösteriş için ibadet eder.

Erdoğan'ın her Cuma namazından sonra ille de basına konuşmasının nedeni, münafık olmasıdır. Yani münafık olduğu için camii çıkışı konuşmaktadır.

Türkiye ekonomisinde tartışılan, faiz indirimi, dolar endeksli geri ödemeli yol, köprü, hastane, havaalanları, bir münafığın ekonomi felsefesiyle doğrudan alakalıdır.

Erdoğan münafık olmamış olsaydı, faizlerle oynamaz, kendisine ve adamlarına para kazandırmazdı.

Kendisini iktidara getiren ve iktidarda tutan Avrupa merkezli sermayeye de kar ortamı yaratmazdı. Yoksullarla zenginler arasındaki uçurumu büyütmezdi. Söylediklerinin tersini yapmaz, yaptıklarının tersini konuşmazdı. 

İslam dinine göre faiz haramdır. Münafık bundan hile-i şeriye yoluyla ‘faizle oynamak helaldir’ sonucunu çıkarmıştır.

İslam tarihinin bilinen ilk büyük münafığı Abdullah b. Übey b. Selûl, münafıklığı iktidar olmanın en uygun yolu olduğu için seçmiştir. Çünkü münafıklık iktidarın, itibarın ve ihtişamın sürdürülmesini sağlayan en ucuz yoldur.

Münafık konuşurken bağırır. Küfür ve hakaret eder. Ve münafık, en az mümin kadar kendi dinine inanır.

Münafığın yeteneği, kendisini müminin dininden göstermesi, mümini buna inandırmasıdır. Erdoğan ve AKP’lilerin yaptığı en iyi iş tam olarak budur. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.