Ankara, uluslararası güçlerin ve AKP’nin savaş hazırlıkları arifesinde önemli bir barış tartışmasına ev sahipliği yaptı. TBM’nin düzenlediği konferansta, hükümet adım atmadığı için eleştirilirken, barışı halkların inşa edeceğine dikkat çekildi. TBM Dönem Sözcüsü Hakan Tahmaz, taraflardan yapılan açıklamalara bakıldığı zaman süreçte tıkanıklığın olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Akil İnsanlar üyesi Ahmet Faruk Ünsal, “Kürdistan sorunu bir eşitlik sorunudur” vurgusu yaptı. Öztürk Türkdoğan ise “Müzakerede koşullar eşit olmalı” diyerek Öcalan’ın koşullarına dikkat çekti.

Türkiye Barış Meclisi'nin (TBM) düzenlediği "Barışı Tartışıyoruz" konferansı, önceki gün İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Konferans Salonu'nda yapıldı. Konferansın yapıldığı salona, Akil İnsanlar Heyeti'nin Akdeniz, Karadeniz ve bölgede yaptığı tartışmalar sonrası hazırladıkları raporlardan bazı talepler pankart olarak asıldı. Salonda ayrıca konuşmacıların bulunduğu platformun önünde "barış" için mum yakıldı. Konferansa çok sayıda izleyici ve TBM üyelerinin yanı sıra, TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, BDP Ankara İl Eşbaşkanı Ahmet Aday, PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül, Diyarbakır Tabip Odası eski Başkanı Selçuk Mızraklı, İHD eski Genel Başkanı Hüsnü Öndül, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Fevzi Ayber, MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Ankara Barosu eski Genel Sekreteri Kemal Akkurt, İHD Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, AB Türkiye Temsilciliği'nden Sema Kılıçer, BDP Urfa Milletvekili İbrahim Binici katıldı.

Süreç tıkandı

Açılış konuşmasını yapan TBM Dönem Sözcüsü Hakan Tahmaz, çözüm tartışmaların hiçbir zaman yaşanan süreçte olduğu kadar büyük beklenti yaratmadığını söyleyerek, "PKK gerillalarının çekilmeye başlaması, Akil İnsanlar heyetinin oluşturulması, TBMM'de komisyon kurulması gibi girişimler eksikliklere rağmen önemli ve tarihi girişimler oldu. Ancak üzülerek belirtmek lazım ki, çözüm sürecinin üzerinde kara bulutlar geziyor. Tarafların açıklamaları süreçte tıkanıklığın yaşandığını bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor" diye konuştu. Tıkanıklığın aşılmasının barıştan yana olanların el birliği ile mümkün olacağını belirten Tahmaz, konferansın da bu çabanın bir parçası olduğunu belirtti. Tahmaz, sürecin yeteri kadar şeffaf ve katılımcı olmadığına işaret ederek, "Hükümetin süreci tek tabanca ile sürdürme ve ben yaparım anlayışını terk etmesi gerekiyor" dedi.

Bilinmezler paketi

Tahmaz, hükümetin hazırladığı pakete ilişkin kimsenin bilgisinin olmadığına işaret ederek, Akil İnsanlar Heyeti'nin çalışmasının sonuçlarının da açıklanmadığını vurguladı. Tahmaz, bir an önce sürecin sağlıklı yürüyebilmesi için gerçekçi adımların neler olduğunun siyasi irade tarafından açıklanması gerektiğini söyledi. Anayasa tartışmalarına değinen Tahmaz, "Anayasa'nın ilk 3 maddesi konusunda AKP, CHP ve MHP arasında varılan anlaşma ve anadil tartışması çözüme dair siyasi iradeden beklentileri ciddi orantıda gerileten ve kaygıya yol açan gelişmelerdir. 1 hafta önce Nusaybin'de PKK gerillalarının mezarlarına saldırı yapıldı. Bu büyük bir provokasyon ve vicdansızlıktır. Hiçbir şeye sığmaz bu yapılan. Bunlar çözüme ilişkin umutları törpüleyen şeylerdir. Siyasi iktidardan kimse bu konuda ağzını açıp bir şey söylemediler. Bu kadar vicdansız bir şekilde nasıl sürecin yürütüleceği ise kuşkulara neden oluyor" dedi. Rojava'da çetecilerin Kürtlere yönelik saldırılarına değinen Tahmaz, bu saldırıların çözüm sürecinde de ciddi sıkıntılara yol açtığını dile getirdi.

Akil insanların deneyimi

Tahmaz'ın konuşmasının ardından Bilkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Esra Çuhadar moderatörlüğünde "Barış İçin Olanaklar, Engeller ve Akil İnsanlar Deneyimi" konulu oturuma geçildi. Oturuma konuşmacı olarak Yeditepe Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut, TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan katıldı. Oturumun ilk konuşmasını yapan Yeditepe Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut, Akil İnsanlar Heyeti'nin raporlarını değerlendirdi.

Talepleri 3 ana başlıkta

Korkut, Kürt katılımcıların taleplerini 3 ana başlıkta topladı:
* Ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı bir hukuki düzlemin oluşturulması,
* Anadilde eğitim hakkı başta olmak üzere, kültürel hakların eksiksiz bir şekilde uygulanması,
* Yeni bir anayasal çerçeve içerisinde ciddi anlamda otonom idari karar alma mekanizmalarının oluşturulması.

Öcalan'ın serbest bırakılması

Korkut'un ardından konuşan Akil İnsanlar Heyeti üyesi ve TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, kendi heyetlerinin 14 il, 5 ilçe ve 24 yerleşim yerini ziyaret ettiğini belirterek, farklı farklı talepler ile karşılaştıklarını ve bunları kategorilere ayırmak zorunda kaldıklarını söyledi. Teker, Öcalan'ın serbest bırakılmasına ilişkin talebin geniş bir çevre tarafından yapıldığını hatırlattı.

Ünsal: Eşitlik sorunu

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ise, kendisinin de Akil İnsanlar Heyeti'nin bir parçası olduğunu belirterek, "Kürdistan sorunu özü itibariyle bir eşitlik sorunudur. Mecburiyet ile çözeceğiniz bir konu değildir" diye konuştu. Eşitlik konusundaki sorunun zihinde çözülmemesi durumunda mecburiyetin getirdiği noktada bazı adımlar atılması gerektiğini belirten Ünsal, "Süreci zamana yayarak, su koyabileceğini imkanları fırsat olarak görebileceğiniz bir davranış bozukluğu ortaya çıkabilir. Nitekim, son günlerde yaşanan yüzdelik tartışmaları da bunlardan bir tanesidir. Mutabakat zemininin çözüme kavuşabilmesi için muhatap aldığınız Öcalan ile ilgili süreci hangi boyutları ile çözümleyeceğinize dair tartışmanın anahtarının ortaya konulması gerekiyor. Bu konulmazsa karşılıklı ithamlar kaçınılmazdır" değerlendirmesi yaptı.

Pozisyonlar eşit değil

Ünsal'ın ardından İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan söz aldı. Türkdoğan, Akil İnsanlar Heyeti çalışmasının barışın toplumsallaşması açısından önemli bir çalışma olduğunu belirterek, "Ortada bir sorun var ve bu, Kürt sorunudur. Dolayısıyla Kürt sorununda çözüm süreci denilebilir. Siz çözüm süreci deyip sonra televizyonlarda 'Biz terör belasından kurtulacağız' gibi sözler kullanırsanız zaten bu barışa hizmet etmez. İkinci temel sorun ise süreç hem şeffaf değil hem de tarafların pozisyonu eşit değil. Hükümet nasıl bir yol haritası olduğunu açıklamıyor. Biz bilgileri Kürt siyasi hareketinden alıyoruz. Dolayısı ile bu büyük bir sorun olarak önümüzde duruyor" dedi. Öcalan'ın durumuna değinen Türkdoğan, şunları ekledi: "Öcalan ile müzakere yürütüyorsanız o zaman buna yönelik imkan yaratmak zorundasınız. Bunu yapacaksınız ki, süreç normal olarak ilerlesin. Siz bunu yapmazsanız değişik aktörler devreye girecek ve başka sorunlar oluşacaktır. Eğer müzakere ise bu, ki hükümet kabul ediyor o zaman müzakerecinin koşullarını düzelteceksiniz."

Neler oluyor?

Konferans, "Ortadoğu, Mezopotamya ve Kürdistan'da Neler Oluyor?" oturumu ile devam etti. Araştırmacı-Yazar Ahmet Kardam'ın moderatörlüğünü yaptığı oturuma konuşmacı olarak ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi doktora öğrencisi Arzu Yılmaz ve DTK Daimi Meclis üyesi Selçuk Mızraklı katıldı. Oturumda ilk konuşmayı yapan Arzu Yılmaz, barışın yapılması için önce barışın taraflarının tarif edilmesi gerektiğine işaret etti. Yılmaz, "Kürtler barışı sağlayacaksa da kendileri yapacaklar. Ne Türkiye'nin yaptığı ne de İran'ın bozduğu bir barış olacak. Kürtlerle barışın Türkiye'de Kürdistan'la barış olarak formüle edildiğini söylemek isterim" dedi.

Adımlar atılmadı

DTK Daimi Meclis üyesi Selçuk Mızraklı ise, Kürtlerin ülkenin demokratikleşmesi için emek verdiklerini kaydederek, "Newroz'da yayınlanan tarihsel manifestoyu herkes biliyor. Bunun arkasından başlayan süreçte bir fermuarı göz önüne alırsanız dişlerin karşılıklı olması lazım. Fermuarın bir tarafı gayet iyi işliyor ama diğer tarafında tık yok. Bir çağrı ile gerilla hareket haline geçti. Bun karşın atılması gereken adımlardan zerre kadarı atılmamıştır. Samimi bir yanıt var mı o da yok. Eylül'ün birinci haftasında hükümet tarafından bazı adımların atılacağı yetkili ağızlardan söylenmişti. Ama şu ana kadar bir şey olmadı. Bundan sonrasını da göreceğiz" dedi. Sürece ilişkin yürürlükte olan yasalarla ilgili atılması gereken adımların da atılmadığını hatırlatan Mızraklı, şunları söyledi: "Bingöl'deki o tecavüz davasını hatırlayın. O hakimin kızına onlar olsaydı o kararı verebilir miydi? Af tartışmalarına bakıyorsunuz katiller ile Hatip Dicle gibileri aynı kefeye konuluyor. Roboskî'deki 34 tane insanın 19'u çocuk. Onlar için göz yaşı dökmeyip Esma için gözyaşı dökün derseniz utanmanız gerekir. Onun ardından utanmadan bombardımanı yapanlara teşekkür edersiniz. Dolayısıyla bu süreçte adalet mekanizmasının çalışması gerekiyor."
Mızraklı'nın konuşmasının ardından Hacı Bektaş Veli Dergahı Posnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy'un konferansa yolladığı mesaj okundu. 


CHP çalışıyormuş
"Barış Sürecindeki Sorumluluklarımız ve Programlarımız" konulu oturuma ise konuşmacı olarak BDP Urfa Milletvekili İbrahim Binici ve CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören katıldı. Oturumda ilk sözü CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören aldı. Anadilde eğitim, anayasanın 66. maddesi, özerklik, genel af ile ilgili çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Ören, "Bunlar öncelikle hayata geçirilmeli. Kanunlar çıkarılmalı. Herkes anadilini öğrenme hakkına sahiptir. Bunları tartışalım. Birlikte yaşam arzusunu gösteren insanlarız" dedi.

Barış hakkı gasp edildi

Ören'in ardından konuşan BDP Urfa Milletvekili İbrahim Binici de şunların altını çizdi: "Barış bir haktır. Bu hak gasp edildiği için bizler direnmeye devam ediyoruz. Barış bir devlet veya hükümet ile yapılmaz. Barış halklar ile yapılır. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan ile devlet arasında yapılan görüşmeler sonucunda 3 aşamalı bir süreç ile çözüm konusunda mutabık kalınmıştır. İkinci aşamada ise hükümetin anayasal ve yasal adımlar atması gerekiyordu. Ama maalesef hükümet adım atma konusunda çekingen davranıyor."
Binici, anadilde eğitim, seçim barajı ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünün kendileri için hayal olmadığını vurgulayarak, "Bizler AKP'ye karşı sorumluluk içinde değiliz ama halklara verdiğimiz sözlerin arkasında sapa sağlam durmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

Sadece Kürtlerin sorunu değil

Milletvekillerinin konuşmasının ardından kurum temsilcilerinin konuşmalarına geçildi. KESK Genel Başkanı Lami Özgen, barışın  aynı zamanda emekçilerin ve bütün muhaliflerin sorunu olduğunu belirterek, "Türkiye'de barış sorunu sadece Kürtlerin sorunu değildir. Bu sorun ezilen haklarla demokrasi güçlerinin ortak sorunudur. Bu süreçte Kürt halkı kendi taleplerini ifade ederken, aynı zamanda Türkiye'deki bütün ötekilerin taleplerini de öne çıkarmaktadır. Toplumsal barışı hızlı bir şekilde yaymak için ortak bir sürece ihtiyaç vardır" diye konuştu.
Kurum temsilcilerinin konuşmalarının ardından sona eren konferansın sonuç bildirgesi ise önümüzdeki günlerde açıklanacak. 

DİHA/ANKARA