Devletin 1925 Şark Islahat Planı’yla Kürtleri asimile etme ve Takrir-i Sükûn Kanunu’yla bütün muhalefeti susturma planının bugün AKP eliyle uygulandığını kaydeden HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, şunu vurguladı: ”AKP, 2016 model OHAL teknolojisiyle, 2018 model İttihatçılıkla geçmişteki en zorba yönetimlerin taklidini yapmaya devam ediyor.”
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, Genel Kurul gündemine gelen 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi görüşmelerinde konuştu. Bütçe görüşmelerinin 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne denk gelmesinin tesadüf olmadığını belirterek sözlerine başlayan Temelli,“2019 bütçesi de, AKP’nin insan hakları ihlalleri raporu gibi” dedi. Temelli, bütçe hakkıyla ilgili sözlerinin ardından Leyla Güven’in eylemine dikkat çekti. Temelli, bu konuda “Bugün bu çatı altında barışı konuşmak, geleceği konuşmak yerine vekilleri cezaevinde olan, bir vekili açlık grevinde olan bir Meclis’in utancını yaşıyoruz. Leyla Güven, biz burada bu konuşmaları yaparken açlık grevinde 33 gündür bedeniyle direnerek hepimize ısrarla barış mesajı gönderiyor. Bir vekiline bile kulak veremeyen Meclis, halka nasıl kulak verebilir ki! Leyla Güven İmralı tecridini boşu boşuna gözünüzün içine sokmuyor! Tecridin yol açtığı sonuçları sadece katliamlara bakarak bile anlayabilirsiniz” ifadelerini kullandı.
Tecritle birlikte yaşananlar
Öcalan üzerinde uygulanmaya başlayan tecritle birlikte yaşananları hatırlatan Temelli, şunları söyledi: “2015’ten bu yana Suruç Katliamı, 10 Ekim Katliamı, Antep Katliamı başta olmak üzere yüzlerce insanın yaşamını yitirmesine ve binlerce insanın yaralanmasına sebep olan çok sayıda saldırı gerçekleşti. Çocuklar, yaşlılar zırhlı araçların altında can verdi. Silopi’de Furkan ve Muhammed uykularında öldü ve onları ezen ilk duruşmada beraat etti. 85 yaşındaki Pakize Hazar sokak ortasında panzerin altında yaşamını yitirdikten sonra polis bir poşetin içinde kemiklerini kardeşine teslim etti. Tam 202 kişi evlerinde, kapalı alanlar içerisinde yaşamını yitirdi. Taybet Ana, çocuklarını büyüttüğü, komşuları ile sohbet ettiği evinin avlusunda can verdi. Cezaevindeki tutuklu ve hükümlüler sayısı 260 binlere ulaştı. Şu anda 70 bin öğrenci cezaevinde. AKP’nin ahlaki ve insani sınırlarını görmek isteyenler cezaevlerine baksın, her hafta bir işkence ve hak ihlali haberi geliyor. Urfa’da 1 yaşındaki Arin bebek çok hasta olmasına rağmen annesiyle birlikte cezaevinde.”
Talan bütçesi
Temelli, bu sözlerinin ardından hazırlanan 2019 bütçesi üzerinde durdu. Temelli, bütçe üzerinden yüklendiği hükümete, “Bütçe değil, sanki ‘Kamu Kaynakları Nasıl Talan Edilir’ el kitabını hazırlamışsınız” dedi.
Meclis’in varlık sebeplerinin başında ülkenin kaynaklarının adil olarak dağıtılmasını sağlamak olduğunu dile getiren Temelli, “Sofralarda ejder meyvesi ama asgari ücretlilere dönüp ‘fedakârlık yapın’ diyorsunuz. ‘Kürtlere karşı savaşı nasıl finanse ederiz, kadınları nasıl erkeklere bağımlı hale getiririz, emekçilere bir süre daha böcekli yemekleri nasıl yediririz, çocukları denetimsiz yurtlara nasıl mahkum edebiliriz’ sorularının yanıtlarını bu bütçede bulabilirsiniz” diye konuştu.
İktisadi şiddet
Bütçenin ekonomik olmaktan ziyade siyasi olduğuna vurgu yapan Temelli, şunları ekledi: “Bütçenin zenginlerle yoksullar, kadınlarla erkekler, çocuklarla yetişkinler, sosyal desteğe ihtiyacı olanlarla olmayanlar arasında nasıl bölüştürüleceğine, vergilerin kimden alınacağına karar veren bir siyasi metin olduğu unutulmamalıdır. AKP, aç ve yoksul demeden herkesten para topluyor ama bu kaynağı bir tek kendisi ve yandaşları harcıyor. AKP-Saray iktidarı bu bütçe ile toplumun bütçe hakkını gasp ederek iktisadi bir şiddet uyguluyor. Bugün iflas eden esnaf sayısı 72 bini aştı. Milyarlarca lira KOBİ kredisi takibe düştü. Yeni Ekonomi Programı’nda 2019 yılında 59 milyar TL tasarruf edileceği söylenirken, öbür taraftan her yıl 50 cezaevi yapılacağını söylüyorsunuz. Cezaevi yapmak için mi tasarruf edeceksiniz! Topluma bir tane de hayırlı bir iş yapın.”
Saray bütçesi üç kat
Temelli, militarizmin bütçesini harcayan 7 kurumun toplam bütçesinde son iki yıldaki artış miktarının 38 milyar TL olduğuna da dikkat çekti.Temelli, bu nedenle iktidara “Şırnak’ta kamu yatırımları için ayrılan 1 yıllık rakam ise 169 bin TL. Ayrılan değil, sadece artırılan rakamla bile Türkiye’nin 81 iline 3’er kez Şırnak’a ayrılan kadar yatırım yapılabilirdi. Ama buna karşın Saray’ın kredi kartı olan örtülü ödeneği sürekli artıyor. Cumhurbaşkanlığı bütçesi 3 kat artıyor, illere komik rakamlar ayrılıyor” sözleriyle yüklendi.
Kürt illerine yatırım yok
Kürt meselesinin ekonomik olarak yarattığı yıkımın ise Kürt halkına yoksulluk, işsizlik olarak döndüğünü ifade eden Temelli, bölgesel gelişmişlik sıralamasında Kürt illerine yatırım yapılmadığının ortaya çıktığını kaydetti. Temelli, “Bursa, Eskişehir, Bilecik bölgesine insan sağlığı ve sosyal hizmet alanında 121 bin yatırım yapılmışken, bölgesel gelişmişlik sıralamasında en sonda yer alan Ağrı-Kars-Iğdır-Ardahan bölgesine yaklaşık 5 bin 700 yatırım yapılmış” dedi.
Dış borç 14 kat arttı
Dış borcun ise son 15 yılda AKP iktidarı döneminde 14 kat arttığına işaret eden Temelli, AKP’nin borç açığını halkın bütçesinden dev faizler ile ödeyerek kapatmaya çalıştığını söyledi.
İş cinayetleri
Yine AKP döneminde 22 bin işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini dile getiren Temelli, emeklilerin yüzde 64’ünün çalışmaya devam ettiğini belirtti. Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işsizlerin sadece yüzde 10’u yararlanabiliyor. Fonun yüzde 70’i işsizlik ödeneği, dışındaki kalemlere harcanıyor. Bakın büyüme rakamları açıklandı, beklenen 1 milyon işsizin çok daha üstünde bir işsizlikle karşı karşıya kalınacak. Komisyondaki bütçe sürecinde sanki bambaşka bir ülkenin bakanlarını dinledik. Sanki eğitime son 2 yılda ayrılan para yüzde 6 artırılırken, savaşa ayrılan para yüzde 70 artırılmamış gibi sunumlar dinledik. Sanki bu ülkede 43 emekçi aşağılanarak işinden atıldığı için intihar etmemiş gibi, her gün ortalama 300-400 kişiyi KHK’larla işten atılmamış gibi bakanlar konuştular. Bu Meclis’in vekilleri tutuklu değilmiş gibi konuştular. Saray Harikalar Diyarı’nda, halk perişan!”
DAİŞ’e AKP yetişiyor
AKP’ni dış politikasına da değinen Temelli, AKP’nin DAİŞ’i desteklediğini söyledi. “Ortadoğu’da IŞİD ne zaman zorda kalsa imdadına bu iktidar yetişti” diyen Temelli, “Kürtler IŞİD’e karşı mücadelesiyle sadece Suriye’de değil, Türkiye ve Avrupa’ya yönelik önemli bir tehdidi zayıflattılar, ortadan kaldırdılar. Oysa AKP’li belediyeler, IŞİD’lileri makamlarında ağırladılar” dedi.
Şark Islahat Planı
Devletin 1925 Şark Islahat Planı’yla Kürtleri asimile etme ve Takrir-i Sükûn Kanunu’yla bütün muhalefeti susturma planının bugün AKP eliyle uygulandığını kaydeden Temelli, şunları dile getirdi: ”AKP 2016 model OHAL teknolojisiyle, 2018 model İttihatçılıkla geçmişteki en zorba yönetimlerin taklidini yapmaya devam ediyor. Kürt halkının tamamının aklı, vicdanı belediyelerine kayyum yerleştirilerek aşağılandı. AKP’nin yıllardır içinde tuttuğu Kürt düşmanlığını bu kayyumlar ifşa etmiştir. AKP’nin Kürt düşmanlığını Kürt halkı kayyumların yapıp ettikleriyle açık bir şekilde gördü. Kayyumlar göreve gelir gelmez, yılların birikmiş öfkesiyle Kürtlerin diline, değerlerine saldırdı.”
İbrahim Ayhan’ın sözleri
Temelli, konuşmasını sürgünde yaşamını yitiren siyasetçi İbrahim Ayhan’ın ‘Bizler Türkiye’de, ortak vatanda demokratik ulus perspektifi ile diğer halklarla bir arada yaşama umudumuzu koruyoruz. Bu umudun gerçeğe dönüşmesi Gezi Ruhu ile Kobanê ruhunun buluşmasından geçmektedir’ sözlerine atıfta bulunarak şöyle noktaladı: “Evet, Gezi direnişi, kendini de aşarak Türkiye’de farklı bir gerçekliğin adını koydu. Muhalifleri hapsetmeye çalıştığınız mağduriyetin diline hapsolmadan, bizler çokuz ve güçlüyüz.”
ANKARA
Buldan: Meclis görev almalı
Bütçe görüşmelerine ilişkin Genel Kurul’a hitap eden HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, “Leyla vekilimiz sorunlara gözünü kapatan bu Meclis’in yapamadığını yapmak için 33 gündür eylemde. Buradan bir kez daha iktidara çağrı yapıyorum: Bu hukuksuz tecride derhal son verilmelidir! Parlamento görev almalıdır” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Pervin Buldan, Meclis Genel Kurulu’na gelen 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi üzerine konuştu. HDP’nin tüm kadrosunun bulunduğu Genel Kurul’da, tutuklu bulunan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in fotoğrafları konuldu.
Buldan konuşmasına tutuklu bulunan siyasetçileri selamlayarak başladı. Bulan, Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in tutuklu olması nedeniyle Meclis’in eksik toplandığına dikkat çekerek, “Meclis’te ve dışarıda olması gereken seçilmişlerin cezaevlerinde hukuksuz bir biçimde rehin tutuluyor olması, egemenliğin halkta değil, muktedirlerin elinde olduğunu göstermektedir” dedi.
İnkar üzerine yeni rejim
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni “otoriter”, “tekçi” ve “baskıcı” olduğu yönünde eleştiren Buldan, “Bu yönetim şekli farklılıkların ret ve inkârı üzerine kurulmuştur. Demokratik katılımcılığı ve çoğulculuğu değil, tek adam dayatmasını esas almaktadır. Özgürlükçü değil, güvenlikçidir. Hukukun üstünlüğüyle değil, Saray talimatıyla çalışan siyasal yargı gücüyle hareket etmektedir. Bu rejim etkisiz bir parlamenter sistemi ve demokratik siyasetin tasfiyesini hedeflemektedir. Yeni rejimde sadece iktidara biat edenlerin hakları vardır. Bu toprakların kadim halklarının hakları yoktur” diye konuştu.
Meclis tecrit altındadır
Öcalan üzerindeki mutlak tecride dikkat çeken Buldan, tecridin sadece İmralı’da değil bütün ülkeye uygulandığını söyledi. Buldan, devamla şunları söyledi: “Demokrasi, adalet, özgürlükler, barış umutları ve bir arada yaşama iradesi tecrit altındadır. Bu Meclis tecrit altındadır!
Leyla vekilimiz sorunlara gözünü kapatan bu Meclis’in yapamadığını yapmak için 33 gündür eylemde. Buradan bir kez daha iktidara çağrı yapıyorum: Bu hukuksuz tecride derhal son verilmelidir! Parlamento görev almalıdır! Meclis Leyla Vekilimizle görüşerek, niye açlık grevinde olduğunu dinlemelidir!
Korku biterse iktidar biter
İnanın ki bu rejim, toplumu korkuttuğu oranda ayakta kalabilmektedir. Korku biterse iktidar da biter! Ve bu sistem fazla uzun sürmeyecektir! Demokrasi mutlaka kazanacaktır! Bunun için cesur olmalıyız! Korkmamalıyız. Umutsuzluğa asla kapılmamalıyız! Bu ülkede barış umutları asla söndürülemeyecek, özgürlük türküleri asla susturulamayacaktır.”
ANKARA