I.
Dava adamı olmak!
Zor bir iş olsa gerek.
Üç aya yakın bombalanan Şırnak’ın havadan çekilmiş fotoğrafı var önümde.
İnsansızlaştırılmış bu kente bakıyorum; benim için sözün bittiği bir an gibi.
Eğer, HDP "seni başkan yaptırmayacağız" demeseydi, savıyla yola çıkan ve Erdoğan’ın Kürdistan’ı kan gölüne çevirmeyeceğiyle ilgili hiçbir kanıtı olmayan, kalemleri düşünüyorum.
Bu ne saflık, bu ne körlük; Erdoğan‘ı sevindiren, ender "kalem özgürlüğü".
Bir zamanlar "sosyalist", şimdilerde Erdoğan’cı olan "ruhunu tiranlara pazarlayan"lar, tehlikeli bir geleneğin pası olmaktan kurtulamayanlar.
Başka bir resim karesinde, ismi Dr. Dr. olarak geçen ve HDP’yi hizaya getirmek için, Erdoğan’ın gölgesindeki Metiner’in korucusu ve yakında tehlikeli bir senaryoya ismini yazdıracak başka birini görüntülüyorum.
Yine de HDP’ye dönek duran, şimdilik sert durmayan isimleri buraya yazmak istemiyorum.
HDP’nin esnek bir çerçeve oluşturarak, Erdoğan kapanına takılması mümkün olan birçok ismi Kürdistan siyaseti etrafında toplamasını doğru bulduğumun altını çiziyorum.
Bu, baştan beri gelecekte, rengini değiştirecek, başka saflara geçeceklerin olmadığı anlamına gelmiyor.
Kimse doğarken dönek değildir.
Bireylerin sonradan saflarını değiştirmelerine neden olan o kadar çok neden olabilir ki.
Kariyer, para, kin, ihtiras, baskılar, tehdit vs. vs.
Ama dava adamları, sonuna kadar vardırlar.
Sonuna kadar yüzen, son gününü başlangıç günü gibi bilenleri "idol" sayıyorum.
Kürdistan’da uyandıklarında, kendilerini kovalayan kolonyal faşist hançere rağmen, gece karanlığına değin, özgürce yaşamak için direnen yüreklerden güç alarak, onlara saygı duyarak nefes alıyorum…
II.
Ancak, Erdoğan’a biat eden Kürtler’in dönekliği, Kautsky’ye (eski Alman Marksisti,) benzer bir döneklik değildir.
Burada sözkonusu olan, biraz korucu, az da korucubaşı olmak gibi birşey.
Bir zamanlar, Almanya’da yayınlanan ve Kürt Hareketi’ni hedef alan "Açık Mektup"a imza atması istenen bir bilim adamı, bana telefon ederek, görüşümü rica etmişti. Ben de kendisine, gerekçe ne olursa olsun, böylesi bir mektuba imza atması durumunda, imzasının Türk Genel Kurmayı için bir kazanç olacağını belirtmiş, eğer bir eleştirisi varsa, bunu adresi belli Kürt Hareketi’ne bir mektup yoluyla yapmasını önermiştim.
Teşekkürü, bir doğruyu önerdiğim için, beni sevindirmişti.
Şimdilerde Türkiye’deki son tablolardan biri, Erdoğan‘a fayda sağlayacak resim karelerine işaret ediyorsa, bu bir alarmdır.
AKP’nin paraleli bir "Kürt Partisi", Saddam’ın Kürdistan seksiyonuyla aynı kaderi paylaşacaktır.
Erdoğan’ın dünyayı hiçe sayan pozuna;
Yerle bir edilen Şırnak ve Nusaybin’e rağmen.
Bu karanlıklaştırılmak istenen tünelin sonunda, ayakta duracak ve alnı açık duracakların adresi Ankara değil.
Kazanacak "Kötü olan değil, insana ait doğa" ya olan umudu kaybetmeden;
Katl"e dahil olan tüm ruhların canı cehenneme…