
Dünya Ekonomik Forumu'nun yayınladığı 'Küresel Cinsiyet Eşitsizliği' raporunda Türkiye, kadın erkek eşitliği konusunda 134 ülke içinde 126. sırada yer alıyor. Türkiye'nin "eğitim seviyesi" bölümünde 109, "fırsat eşitliği" kategorisinde 131, "siyasi güç" bölümünde ise 99. sırada yer alması dikkat çekiyor. Bu rakamlarla dünyada cinsiyet eşitsizliğinde son sıralarda yer alan Türkiye'de 2011 yılında kadınların yüzde 73'ünün öldürüldüğü, 610 kadının cinsel tacize maruz kaldığı, 70 kadının intihar ettiği, 54 kadının tutuklandığı, bölgede kadınların yüzde 68'inin aile içinde şiddete maruz kaldığı bir yıl oldu. Adalet ve yargı sistemindeki çelişkiler sonucunda birçok tecavüzcü serbest bırakılırken, kamuoyuna mal olan Siirt, Mardin, Fethiye, Çorum ve Sincan davalarında skandal kararlar alındı. 13 yaşındaki N.Ç.'nin kendi rızasıyla 26 kişiyle birlikte olduğu iddia edilerek tecavüzcülere en alt sınırdan cezalar verildi.
Koruma talep edenlerin yüzde 73'ü öldürüldü
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun hazırladığı Ocak 2008-Aralık 2011 Erkek Şiddeti raporuna göre, her öldürülen iki kadından biri, kendi hayatına dair bir karar vermek istediği için öldürülüyor. Bu kadınların yüzde 41'i ayrılmak/boşanmak istedikleri için, yüzde 32'si kıskançlık bahanesiyle, yüzde 16'sı ise erkeği reddettiği için öldürüldü. Öldürülen kadınların yüzde 71'inin katili eşleri. Öldürülen kadınların yüzde 55,5'i alt ve orta-alt gelir sınıfından; yüzde 10'ü orta-üst gelir grubundan.
Son yıllarda devlete koruma talebinde bulanan kadınların yüzde 73'ü öldürüldü. Bu kadınlardan biri olan ve 2010 yılında öldürülen Necla Yıldız'ın davası 10 ay sonra, oda kadınların mücadelesi sonucu açıldı. Öldürülen kadınların yüzde 14'ü işkenceye maruz kalırken, İşkenceyle öldürülen kadınların yüzde 53'ünün vücudu parçalara ayrıldı.
On ayda 226 kadın öldürüldü
2011'in ilk 10 ayında 220 kadın öldürüldü. 93 kadın tecavüzü uğradı. Bianet'in hazırladığı verilere göre ise, erkek şiddeti Ocak'ta 17 kadını, Şubat'ta 28 kadını, Mart ayında 20 kadını, Nisan'da 16 kadını, Mayıs'ta 20 kadını, Haziran'da 24 kadını öldürdü, Temmuz'da 26 kadını, Ağustos'ta 24 kadını, Eylül'de 25 kadını, Ekim'de 20 kadını öldürdü.
610 kadına cinsel taciz
Rapora göre, 2011'de Türkiye'de, en az 610 kadın cinsel tacize maruz kaldı. 179 kadın tecavüze uğradı. 2011 yılında en az 70 kadının intihar ettiği söylenirken, bu kadınlardan üçünün öldürüldükten yaklaşık bir yıl sonra kadın cinayetine kurban gittiği ortaya çıktı. Kadınların yüzde 66'sı aile içinde katledildi. Son dört yılda aile meclisi kararıyla öldürülen kadınların oranı yüzde 3 iken, bu kadınların yüzde 47'si Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulduğu yıl öldürüldü.
Ekonomik krizin baş gösterdiği 2008 yılından 2010 yılına kadınların kriz ve işsizlik sebebiyle öldürülmesindeki artış oranı yüzde 175 arttı. Ücretli ya da ücretsiz çalışan ev işçisi kadınların da ölümleri son bir yılda arttı. Hiçbir güvencesi olmayan ve devlet tarafından tanınmayan 51 kadın hayatını kaybetti. Korunma talebinde bulunan ve korunması olan kadınların yüzde 27'si öldürüldü. Bu kadınların arasında sığınmaevinde kalan kadınlar da vardı. Öldürülen kadınların yüzde 38'i vurularak katledildi. Kesici aletle katledilen kadınların yüzde 89'u bıçakla, yüzde 4'ü baltayla, yüzde 4'ü testere ve satırla katledildi. Kadınlar aileyi korumak için değil, kadınları koruyan, kadınlar için çalışan bir bakanlık istediklerini söyleyerek şiddetten, cinayetlerden gerçekten koruyacak bir yapının olması gerektiğini ifade etti.
54 kadın tutuklandı
Türkiye'nin cezaevleri siyasi çalışma yürüten örgütlü insanlarla, fikir üretmek isteyen öğrencilerle, mesleklerini hakkıyla yerine getirmek isteyen avukatlar ve gazetecilerle dolup taştı. Kadınlar mücadelede ön saflarda yer alırken, bu baskıcı dalga onları da vurdu. 2011 yılı itibariyle kadın tutsakların sayısı gözle görülür bir şekilde arttı ve bölgede çalışma yürüten kadınlar başta olmak üzere 54 kadın tutuklandı ve tutuklanmaya devam ediyor.
Kürdistan'da şiddet oranı yüzde 68
Amed merkezli 23 ilde çalışma yürüten Kadın Merkezi (KAMER), Kürrdistan'da şiddet gördüğü belirlenen 3 bin 707 kadınla yüz yüze görüşme yaptı. Araştırmaya göre, "3 bin 707 kadından 2 bin 414'ü eşinden şiddet görüyor. Bu da yüzde 68'lik bir orana denk geliyor. Bunu 613 ile baba veya ağabey takip ediyor. Bunun yanında fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel ve benzeri şiddete maruz kalan kadınların sayısı da önemli seviyede arttı. Kadınların her biri birden fazla sefer, yani sürekli ve farklı şiddet türü yaşadı. Bu nedenle görüşülen kadınların sayısı 3 bin 707 olsa da yaşanan şiddet türü 12 bin 900. Şiddet nedeniyle 95 kadın düşük yaptı. Cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı yüzde 35. Bu rakamsal olarak bin 306 kadına denk geliyor. Başvuru yapan kadınların 926'sı tecavüze maruz kalırken, 53 kadın fuhuşa zorlanmış. Ensest ilişkiye maruz kalan kadın sayısı 102, hemcinsleriyle ilişkiye zorlananların sayısı 186. Kürt illerinde kadınların sadece yüzde 12.4'ü istediği kişiyle evlenebiliyor.
AKP şiddet uygulayanın yanında
Türk Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Temmuz ayında kadın örgütleri ile bir araya geldiği Dolmabahçe toplantısının ardından AKP'nin 16. İstişare ve Değerlendirme Toplantısında da "yaradılış gereği" kadın ve erkeğin eşit olmadığını savundu. Türkiye Meclisi'nde Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu'nun kuruluşu sırasında da AKP'li bazı milletvekilleri "Fıtratımıza aykırı. Bu isimle çıkamaz. Gerekirse komisyon olmaz" dedi. Bu baskıların ardından komisyonun adı "Kadın Erkek Fırsat Eşitliği" olarak değiştirildi. Anayasa değişikliklerinde "pozitif ayrımcılık"la ilgili maddenin altı, kadın örgütlerinin taleplerine rağmen doldurulamadı. 12 Haziran yerel seçimlerden sonra AKP'nin ilk icraatlarından biri kadının adının Bakanlıktan çıkarılarak Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulması oldu. Bakanlığın isminin değişmesinden sonra Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun (KCDP) verilerine göre, aile meclisi kararıyla öldürülen kadınların sayısı yüzde 50 arttı. Kadınların yüzde 70'i devlet tarafından koruma talep ettiği halde öldürüldü.
Fatma Şahin'in 'çözüm'leri
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in çözüm için katillere psikolojik destek sağlayacağını açıkladı. Şahin ayrıca Temmuz ayında elektronik kelepçe ve panik butonu gibi öneriler sundu. Bu öneriler kadınlar tarafından tepkiyle karşılandı. 15 Kasım'da kadına yönelik şiddetin önlenmesi için Jandarma Genel Komutanlığı ile Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı ortak eğitim çalışması yürütülmesi kararı aldı.
Resmi nikahı olmayana koruma yok!
KCDP'nin 1 Mart 2011 günü sunduğu tasarı, "Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan; kadınların, çocukların, eşlerin, nişanlıların, yakın ilişki içinde yaşayanların, nişanlılık veya evlilik birliği ya da beraberliği herhangi bir sebeple sona ermiş olan bireylerin veya diğer aile bireylerinin, tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları kapsar" maddesinin 'Yakın ilişkidekiler' ibaresi nedeniyle Bakanlar Kurulu'ndan geri döndü.
İmza var uygulama yok
Türkiye, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ni imza atan 8 ülke içinde parlamentosunda ilk onaylayan ülke oldu. Meclis Genel Kurulu, "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü" öncesinde, kanun tasarısını kabul ederek, yasalaştırdı. Ancak kadınlarla ilgili en önemli düzenlemeleri içeren bu yasanın kabul edilmesi Türkiye'nin daha önce imzaladığı ama uygulamadığı yasalar nedeniyle güvensizliği beraberinde getirdi.
HSYK'dan skandal öneri
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun "yargının hızlandırılması ve sorunların tespit edilmesi" amacıyla yaptığı toplantının sonuç raporunda "kadın tecavüz edenle evlenirse davalar düşer, iş yükü azalır", "Adli Tıp'tan cinsel suçlarla ilgili daha hızlı rapor alabilmek için 'beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı' araştırması yerine sadece 'beden sağlığının bozulup bozulmadığı' araştırılmalı", "15 yaşından küçüklere karşı rızaen cinsel ilişki suçların ceza miktarı düşürülmeli" gibi öneriler kadınlar tarafından büyük tepkilere neden olunca HSYK bu öneriyi inkar etti.
Türkiye, trans bireylere yönelen şiddet ve cinayet sarmalının en çok hissedildiği ülkelerden biri olmaya devam ediyor. 2010 yılın da 8 trans öldürülürken, 2011'de bu rakam Ekim ayı itibarıyla yedi kişi olduğu belirtildi.
En çok kadınlar etkilendi
Kürdistan'da kullanılan gaz bombalarından çok sayıda kadın etkilendi. Gaz bombalarının kullanılması sonucu çok sayıda kadın yaralandı. Batman Milletvekili Ayla Akad Ata kangren riski ile karşı karşıya kaldı.
Mahkemeler erkeği korudu
Yargı ve adalet sistemindeki çelişkiler kadınları mağdur etmeye devam etti. Adalet Bakanlığı'nın İstanbul Adli Tıp Kurumu raporunu baz alarak "yeterli şüphe olduğu" gerekçesi ile kamu davası açılması yönünde yazılı emir vermesi gerekirken bunu vermemesi tepkilere neden oldu. Kadınlar, Yargıtay'ın Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmadığı gerekçesiyle bozduğu tüm dosyalarda üniversite hastanelerinin verdiği, mağdurların ruh sağlığının bozulduğunu gösterir raporlar bulunduğunu vurguladı.
Çorum'da dini eğitim veren bir kurum olan Ensar Vakfı'nın eski Şube Başkanı Zekai İşler, olay tarihinde 15 yaşından küçük olan E.Y.''ye cinsel istismarda bulunması üzerine açılan davada uzmanlar, "kızın beden ve ruh sağlığının bozulduğuna" yönelik rapor verdi. Bu rapora göre Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre cezanın 15 yıldan az olmamak üzere hapis şeklinde belirlenmesi gerektiği halde böyle olmadı. Çorum Ağır Ceza Mahkemesi, "genç kızın beden ve ruh sağlığının istismar nedeniyle mi yoksa ulusal basında çıkan haberlerden dolayı mı bozulduğunun belirsiz olduğuna" karar verdi. Tecavüzü haber veren gazetelerle, tecavüz aynı kefeye konulup, sanığa komik denilecek bir ceza verildi.
N.Ç. davasında büyük 'utanç'
2003 yılında aralarında sivil ve askeri kamu görevlilerinin de olduğu 26 kişinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşındaki N.Ç. davası Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sürdü. 13 yaşındaki N.Ç.'nin kendisine tecavüz eden 26 kişiyle "rızası" ile ilişkiye girdiğine dair yerel mahkemenin verdiği kararın ardından, Yargıtay 14. Ceza Dairesi kararı onadı. Daire Başkanı Fevzi Elmas, "Kararımız doğru" dedi. Ve sanıklar en alt sınırdan cezalandırıldı. Kadınların ve kamuoyunun tepkilerine rağmen karar geri alınmadı.
Katil 'çocuk' sayıldı
Münevver Karabulut Davası'nda Cem Garipoğlu çocuk sayılarak ağırlaştırılmış müebbet cezası yerine 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Katili çocuk sayan yargının, 26 kişi tarafından tecavüze uğrayan N.Ç.'yi çocuk saymadığını ve "kendi isteğiyle yapmıştır" kararının nasıl bir çelişki olduğu kadın örgütleri tarafından vurgulandı.
Fethiye davası
2007 yılı Haziran ayında Muğla'nın Fethiye İlçesi Gebeler Kaplıcası'nda bir kadının sayısı tespit edilemeyen kişilerin tecavüzüne ve işkencelerine maruz kaldığı Fethiye Davası, kadınların 4 yıl süren hukuksal mücadelesi sonucunda nihayet açıldı. 26 Ocak 2011 tarihinde davanın ilk duruşmasına tecavüzcüler "tanık" olarak çağrıldı. Ancak 16 Mart 2011 tarihindeki duruşmada tecavüzcüler sanık sandalyesine oturdular.
Kamuoyunda Sincan toplu tecavüz davası olarak bilinen davada tutuklu yargılanan iki sanık tahliye edildi. Tahliye gerekçesi İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan raporun geç geleceği olarak gösterildi.
Şahin Ö. davası
Cinsel saldırı ve gasp olaylarının faili olarak hakkında 12 ayrı dava açılan Şahin Ö., Ankara'da yargılandığı davalarda toplam 82 yıl hapisle cezalandırılırken, bir başka davada aldığı 20 yıllık hapis cezası kararı Yargıtay tarafından bozuldu.Yargıtay bozma kararına, İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmamasını gerekçe gösterdi.
Ayşe Paşalı davası
17 Mayıs'ta Ayşe Paşalı davası sonuçlandı. Kadınların mücadelesi sonucu medyada geniş yer verilen bu dava da sanık 25 yıl ceza aldı. Alt sınırdan verilen bu ceza bir tarafa olayda ihmali bulunanlara hiçbir işlem yapılmaması dikkat çekti.
Siirt Davası
Siirt'te 7 ilköğretim okulu öğrencisi kız çocuğuna, aralarında esnaf ve memurların da bulunduğu çok sayıda kişinin tecavüz etmesi ile ilgili açılan ve kamuoyunda "Utanç davası" olarak isimlendirilen davanın duruşmaları Siirt Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. 19 ay boyunca firari olan dosyanın bir numaralı sanığı Gazi İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı Fahrettin Kuzu tutuklanırken, 35 sanığın yargılandığı bu duruşmada karar bu yılda çıkmadı. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü'nde KESK'li kadınlar Siirt'te miting düzenledi.
10 kadından dördü şiddet görüyor
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün açıkladığı verilere göre kadınların yüzde 42'si eşleri ya da birlikte yaşadıkları kişiler tarafından fiziksel ve cinsel şiddet görüyor. Yüzde 44'ü ise duygusal şiddet yaşıyor.
Kadınların mücadelesi arttı
Başta kadının adının bakanlıktan çıkarılması olmak üzere kadınlar yıl boyunca bizzat hükümet kanadından yapılan tüm açıklamalara cevap verdi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Ve Dayanışma Günü'nde binlerce kadın, cinayetleri ve kadına yönelik şiddeti protesto etti. DÖKH'ün öncülüğünde "Kadın kırımına hayır" kampanyası devam etti. Kadınlar KESK'li kadınların öncülüğünde 25 Kasım'da Siirt'te bölgesel miting düzenledi. 8 Ekim'de Türkiye'nin bir çok yerinden özelde bölgeden binlerce kadın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin son bulması için Ankara'ya gelerek miting düzenledi.
FATMA KOÇAK - DİHA/ANKARA