EREM KANSOY
LONDRA
Kıbrıs’ın kuzeyinin, Türk devlet sömürgeciliğine bağlı bir alt yönetime dönüştürüldüğünü ifade eden Kıbrıs Devrimci Komünist Birlik Örgütlenme Sekreteri Yusuf Alkım, bölgede yaşayan Kürtlerin de baskı gördüğünü ve olumsuz etkilendiğini belirtti.
Gazetemize konuşan Alkım, Kıbrıs’ın kuzeyindeki Kürtlerin, yasadışı ve insanlık dışı muameleyle karşılaştığını ve ülkeden sınırdışı edildiklerini söyledi.
Alkım, Türk devletinin Kıbrıs’taki antidemokratik varlığının AKP’yle zirveye tırmanmasına rağmen kuzeyin, demokratik özelliği nedeniyle faşist ve baskıcı rejimin hayata geçirilemediğini söyledi. Alkım devamla şunları söyledi: “Türk devleti Kıbrıs’ın kuzeyinde var olan birikim nedeniyle istediği yapıyı kuramıyor. Bunun en önemli nedenlerden biri, Kıbrıs’ın kuzeyinin uluslararası hukuka göre Avrupa Birliği toprağı sayılan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir parçası olmasıdır. Bu nedenle Türk devleti uluslararası hukukun nezdinde burada gerçekleştirilen her faaliyetten sorumlu pozisyonda. Bundan ötürü rahat değil ve faşizmi açık bir şekilde uygulayamıyor.”
Alkım devamla, ülkede faaliyet gösteren çok sayıda sendikacının baskı görmesi, bir takım yerin bombalanması ve son olarak uluslararası arenada da yankı uyandıran Afrika Gazetesi’ne yönelik linç kampanyasının AKP’nin gerçek yüzünü net bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi.
Alkım, Türk devletinin baskıcı ve bağnaz zihniyetine karşı mücadele eden 40 yıllık Kürt hareketine karşı Kıbrıs’ta da hırçınlaştığını söyledi ve şunları ekledi: “Türk devleti korktuğu bu duruş karşısında daha da hırçınlaşıyor.”
Kürt öğrenciler ve aileler sınırdışı ediliyor
Alkım, Kıbrıs’ın kuzeyinde okuyan Kürt öğrencilerin kriminalizasyon politikasına maruz kaldığını ifade etti.
Alkım’ın izlenimi şöyle: “Kıbrıs’ın kuzeyinde eğitimlerini sürdüren Kürt öğrenciler bir konu hakkında tepkilerini göstermek veya seslerini duyurmak adına biraz örgütlenmeye kalktıklarında öne çıkan öğrenciler, hemen tespit edilerek okullarındaki kayıtları düşürülür, davalar açılır ve sınırdışı edilir. Yine herhangi bir sebepten dolayı yasalara uymayan ve hiç insani olmayan bir şekilde Kürt bir aile Kıbrıs vatandaşlığı da olmasına rağmen ansızın gecenin bir yarısı gemiye konularak sınırdışı ediliyor. Ayrıca vatandaşlığı da iptal edilebiliyor. Bunlar gözümüzün önünde yaşanan örnekler” şeklinde konuştu.
AKP iktidarında en üst boyutta
Alkım, Kıbrıs’ın kuzeyinde Türkçülüğün 1940’larda geliştirilmeye başladığını, 1974’ten sonra ise Türk devletinin hissedilen baskıcı tutumuyla birlikte, bir program dahilinde pratikleştirildiğini vurguladı.
Alkım, Türk devletinin öğretmen adı altında yolladığı kişilerle ya da subayların özel olarak görevlendirmelerle Türkçülüğün kurumlaştırılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi. Alkım, bu dalganın 16 yıllık faşist AKP iktidarıyla en üst seviyeye taşındığını söyledi.
Asimilasyon AKP ile derinleşti
Türkiye’de 16 yıllık AKP iktidarında Sünni İslam politikasının yoğunluk kazanmasının bir sonucu olarak Kıbrıs’ın kuzeyinde de benzer oluşumların baş göstermeye başladığına işaret eden Yusuf Alkım, “İmam Hatiplerin normal okullardan daha üst bir seviyeye taşınması burada da gerçekleşti” ifadelerini kullandı.
Devlet okullarına hiçbir katkı yokken, geçtiğimiz yıllarda kurulan İlahiyat Koleji’nde öğrencilere tüm olanakların sunulduğuna dikkat çeken Alkım, “Çocukların cebine harçlık konularak, öğün yemekleri bedava verilerek diğer kesimleri de cezbetme politikası güdülüyor” şeklinde konuştu.
Türk devletinin uzun zamandır Kıbrıs’ın kuzeyinde asimilasyon ve baskı politikasına başladığının altını çizen Alkım, AKP’yle bunun geliştiğini, çeşitli destek ve katkılarla özellikle çocukların İslami çatı örgütleri altında toplandığını dile getirdi. “Buradaki Eğitim Bakanlığı ile istişare içerisinde açılan yurtlar ve Kur’an kurslarıyla bir yandan ekonomik örgütlenmelerini sağlıyor, diğer yandan da dini örgütlenmelerini yapıyorlar” dedi.
Newroz yüzünden tutuklandılar
Türk devletindeki halkları ezerek, baskı altında tutmaya çalışarak tek egemen güç olma amacı güden faşist yapının, Kıbrıs’ın kuzeyinde de kendisini son Newroz kutlamalarında açıkça gösterdiğine değinen Alkım, yasalarda yeri olmamasına rağmen çeşitli sebepler üretilerek insanların tutuklandığını ifade ediyor. Selahattin Demirtaş’ın Seher adlı kitabının satışının yapıldığı Newroz kutlamalarında kitap bahane edilerek birçok Kürt öğrenci ve Kıbrıs’ta yaşamını sürdüren Kürtlerin tutuklandığını dile getiren Alkım, AKP iktidarının Kürt halkına yönelik baskıcı ve ezici tavrını Kıbrıs’ın kuzeyinde de gerçekleştirdiğini belirtti.
Faşizme karşı ortak platformlar kuruluyor
AKP iktidarının Kıbrıs’ın kuzeyinde kendisine tehdit gördüğü kitle üzerinden diğer kitlelere de mesaj vermeye çalıştığına dikkat çeken Alkım, şunları kaydetti: “Baskı ve zulüm sadece Kürt halkına yönelik değil. Faşizme karşı radikal duruş sergileyen Kıbrıslılara karşı da uygulanıyor. Biz de zaman zaman diğer dost ve kardeş örgütlerimiz ile birlikte ülkenin çeşitli bölgelerinde bilgilendirme toplantıları yapıyoruz. Biz bunları yaparken baskı altında olduğumuz bize her zaman hissettiriliyor.”
Kuzey Kıbrıs’ta demokratik kesimler ve Kürt Özgürlük Hareketi’yle ortak bir platform oluşturmaya çalıştıklarını da vurgulayan Alkım, “Gelebilecek saldırı ve baskıların bilincindeyiz. O nedenle biz de kendi aramızda örgütleniyoruz” dedi.
Alkım’ın ifadeleri devamla şöyle: “Kürt Hareketinden arkadaşlarla, Alevi arkadaşlarla gerekse de Kıbrıs’ta bulunan diğer demokratik hareketlerle ve devrimci çevrelerle aynı çatı altında buluşmaya çalışıyoruz. Buna yönelik bir çok toplantımız devam ediyor. Türk devletini çok büyük yıkım ve krizler bekliyor. AKP iktidarının yarattığı yıkım politikaları, Yunanistan krizinden çok daha büyük ve onu kat be kat aşacak olan krizleri ve radikal eylemleri getirecek olan bir süreç bekliyor Türk devletini.”
‘Baskı zulüm uyguladıkça hareket güçleniyor’
Hapishanelerin, Türk devletinin Kürt Hareketi’nden ne kadar çok korktuğunun en açık örneği olduğuna dikkat çeken Alkım, Kürt halkına yönelik baskı ve sindirme politikasının ve duyulan korkunun yüz binleri bulan tutuklamalarla kendini gösterdiğini ifade etti.
Alkım son olarak şunları belirtiyor: “Neredeyse bütün belediye başkanları, milletvekilleri, eşbaşkanlar hapiste. Bir o kadar Kürt hareketine gönül vermiş insan dağlarda. Öldürdüklerini de söylüyorlar ama bu hareketi bitiremiyorlar. Faşist AKP’nin en büyük korkusu budur. En büyük açmazı da Kürt halkına baskı zulüm uyguladıkça hareket güçleniyor ve büyüyor. Türk devletinin Kürt halkına demokratik haklarını vermesi de mümkün görünmüyor çünkü bu onun karakterine uygun değil. Kürt ulusal sorununun çözülmesi halkların demokratik ve ortak mücadelesiyle ve AKP zihniyetinin yıkmasıyla mümkün olacaktır.”