Bir devlet ki; talimat vererek mezarları uçaklarla bombalatıyor, Varto'da, Şırnak'ta, Cudi'de gerilla mezarlıklarında taş üstünde taş bırakmıyor... Kırk yıllık savaşta, yaşayanlara ve öldürdükleri gerillaların bedenlerine yaptıkları işkencelerle yetinmeyip toprağın altındakilere yönelmiş bu saldırganlığınsa tek bir izahı var; korku.

 Pek çok insanlığa karşı suç ve savaş suçunun sorumlusu AKP, iktidardan düşerse hesap vermek zorunda kalacağı korkusu içinde gittikçe daha da zavallılaşıyor. Bir yandan PKK'ye efelenirken öte yandan mezardaki kemiklerinden bile korkuyor. Kendi MİT'ine hakaret sayılsa da para ödüllü ihbar sisteminden medet umuyor. Ancak bu zavallılık içinde bile oyunlarından vazgeçmiyor. Günahlarına ortak, üzerine basarak doğrulacağı basamak arıyor. 35 günlük bebeğe, 75 yaşındaki dedeye, mezardaki kemiklere yaptığı bu zulmün, Kürtlerin sinir uçlarına yönelttiği bu saldırıların başka bir izahı, bu zavallılığın daha ötesi var mı?

Bu ülkede devlet aklının nasıl çalıştığını, savaşan devlet güçlerinin nasıl insanlıktan çıkarıldıklarını bilmeyen yoktur. Başlarına basılarak fotoğraf çektirilen gerilla cenazelerini, o cenazelere yapılan işkenceleri, öldürülen gerilalların parmaklarından yapılan tesbihleri herkes hatırlar mı bilmem ama Kevser Eltürk'ün ölü bedenine yapılan işkence ve çıplak olarak teşhir edildiğine herkes tanık. 

Cizre'de yaşananlar, halka yapılan zulüm ve orada devlet eli ile yapılan katliamsa sadece yakın tarihli bir örnek. Ne yazık ki bütün Kürt illerinde aynı devlet faşizmi kol geziyor. Öldürerek kurtulamayacağını, Kürtleri susturamayacağını bildiği halde en iğrenç yöntemlerine geri dönerek saldırılarını sürdürüyor iktidar. 

AKP, belki de Kürtlerden çok Kürtlerde cisimleşen barış,kardeşlik, eşitlik, adalet, insan hakları fikrine düşman. Bu yüzden de Kürtleri; barış, demokrasi ve bir arada yaşama fikrinden vazgeçirmeye zorluyor, kadrolu faşistlerine yaptırttığı ırkçı saldırılarla zıvanadan çıkarmaya, ırkçılaştırmaya, kendisine benzetmeye çalışıyor...

Kürt kimliğinin görece kabul edilmek zorunda kalınmasına, iktidarın ağzındaki demokrasi, özgürlük laflarına bakıp, devlet aklı değişti inkar ve imha zihniyeti son buldu deniyor ya zaman zaman, al sana değişim der gibi 80 lerdeki, 90 lardaki o günlere dönüveriyor aniden. Savaş ve silahlanmaya yönelerek, koruculuk ve özel harekatı güçlendirerek bu tutumundaki uzun vadeli kararlılığını da gösteriyor ayrıca...

Bu süreç pek çok kişiye gösterdi ki; lafla verilen lafla geri alınıyor. Bu yüzden yasalarla, anayasayla kayıt altına alınmamış her şey, her hak, her özgürlük, her hak arama yolu yarına yalan oluyor. Belki de bu yüzden Kürtlerin, çözüm sürecinin anayasayla yasalarla güvence altına alınması yönündeki ısrarını anlamayan kalmadı artık. 

Yine bu yüzden ve artık gerçekler saklanamadığından; iktidarın satın aldığı kalemşörlerin iktidarı aklayan, PKK'yı sorumlu ilan eden yazılarındaki riyakarlık mide bulandırıcı ve o kadar da inandırıcılıktan uzak. Kaldı ki kimse, hatta kendi taraftarları bile inanmıyor artık ki 1 Kasım seçim anketlerinden daha az oyla çıkıyor AKP. Ve görünen o ki başvuracağı hiç bir seçim hilesi kendisini kurtarmaya yetmeyecek.