Tayyip Erdoğan ve başbakanlığa atanmış olan Ahmet Davutoğlu ikilisi etrafında şekillenen bir AKP'li grup var. Bu AKP'li grup MHP'den daha fazla kafatasçı, milliyetçi bir güruh. Medyada, ekonomide, siyasette, sporda, magazinde örgütlenmişler. Asker ve polis yapılanması zaten bunların meşrebine uygun olduğu için birlikte hareket etmekte fazla sorunları da çıkmıyor.
Medyadaki AKP televizyon ve gazetelerine bakın. Atılan manşetler, yapılan yorumlar, yapmak istediklerinin hepsi Kürtlere nefret içeriyor. Kürde dair hiçbirşey olumlu değil onların gözünde. Acayip bir cahillik, kalitesiz bir düşmanlık var. Turgay Güler, Ersoy Dede, Cem Küçük, İlhami Işık, Kurtuluş Tayiz, Melih Altıok, Yıldıray Oğur, Ahmet Kekeç, Hilal Kaplan, Yiğit Bulut, Muhsin Kızılkaya, Orhan Miroğlu, Mehmet Metiner vb. vb. Para ile satın alınmış bu tiplerin hepsinin ortak özellikleri komleksli ve para görünce kıblelerini şaşırmaları. Hepsi bir birlerinden kalitesiz. Hepsi üç kuruşa onurlarını satacak kadar düşkün tipler. Birçoğunu AKP'li olmadan önceki hallerini biliyoruz.

AKP'li olduktan sonra aldıkları paralarla içine girdikleri kişiliksiz yapıları insanı şaşırtmıyor. Ama bir insanın bir topluma soykırım uygulanırken ağızlarından salyalar akıtarak, yalan ve yanlış bilgilerle insanları kandırmalarının en büyük ahlaksızlık olduğunu birilerinin bunlara göstermeleri gerekiyor. Cizre'de Sur'da, Silopi'de, Farqin'de evlerin Türk ordusunun tankları ve topları tarafından bombalanması, rastgele halkın taranması, evlerin yıkılması, insanların göçe zorlanmasını "devlet yapıyorsa iyidir" sözleri üzerinden yorumlamaları gerçekten büyük bir ahlaksızlık.

Özgür Gündem, DİHA, JİNHA aynen 1990'larda olduğu gibi sahadan haber yapıyor ve devletin yaptığı bütün yakma, yıkma, öldürmeleri belgeliyor. Ancak havuz basını ve Saray ve Çankaya'daki danışmanlar sürüsü Kürt illerinde olup biteni başkalaştırıp yansıtıyor. Yani yalan söylüyor. Kürt soykırımının geliştirilmesi için asker ve polislere gaz veriyor. Yukarıda ismini saydığım zatların tv programlarındaki yorumlarına bakın, sanırsınız ki başka bir gezegende yaşıyorlar. İnsan ahlakının ve aklının sınırlarını yitirmiş; şuur kaybı yaşamış gibi yorumlar yapıyorlar.

Cizre'de yaralı yokmuş, diri diri yananlar "teröristmiş", evleri yıkılanlar zaten hak etmiş, asker ve polis milli mücadele veriyormuş! Abuk subuk konuşuyorlar. O kadar aptalca konuşuyorlar ki, söylediklerine kendileri de inanmıyor. Konuştuktan sonra birbirlerine onaylatıyorlar ve kilit sözcük olarak "Tayyip Erdoğan" güzellemesi ile sonuçlandırıyorlar. Sonra saraydaki tanıdıklarını arayıp "reis bizim için ne dedi? Reise nasıl konuştuğumu anlattın mı" diye sorup duruyorlar.

Saraydaki tanıdıkları da Reis adına atıp tutuyor. "Reis senin için şöyle dedi böyle dedi, bir dahaki geziye uçağa binecen, bir davete gelecen vb vb" Öyle olunca da düne kadar çay simit ile karın doyurmaya çalışan bu zevat sırmalı köşkler gibi evlerde, pahallı elbiseler giyip sonradan görmelerin içinde kendilerine "saygın" tip denilmesini istiyor. Ama nafile... Her yerde alay konusu olmuş durumdalar.

Peki her şey AKP'nin ve AKP'nin ekonomik rantından beslenenlerin istediği gibi mi olacak. Yani bütün Kürtler ölecek, kalanlar da AKP'nin içinde işbirlikçi olarak mı kalacak!... Hiç sanmıyorum. Kürt direnişi, Kürtler üzerindeki soykırımı durduracak. Ablukayı dağıtacak. AKP'nin soykırımcı bir yapılanma olduğunu açığa çıkaracak. Bu süreçte AKP'den beslenen ve Tayyip Erdoğan'a yağ çekenler de soykırıma yardım ve yataklıktan yargılanacak. Yargılanmasalar da zırhlı araçlar dışında sokağa çıkıp insan içinde yürümeleri zor olacak. Çünkü insanlar gördükleri ve tanıdıkları anda suratlarına tükürecekler...