Kapitalizmin ve kapitalist modernitenin toplumu iflas ettirmesi ve dünyada sorunları ağırlaştırması birçok ülkede tepkileri ortaya çıkarıyor. Ortadoğu'da yaşananlar kapitalizmin sonucu gerçekleştiği gibi, Güney Amerika, Yunanistan ve İspanya’da sistem dışı hareketlerin yükselişi de kapitalizmin yarattığı sorunların sonucudur. Dolayısıyla ne Ortadoğu'da yaşananlar konjonktüreldir ne de solun yükselişi. Kapitalizm, her yerde toplumsallığı dağıtarak yaşıyor. "Tüketim toplumu” denilen toplum karşıtı yaşam olmadan kapitalizm yaşayamaz. Tüketim, toplum karşıtlığıdır. Bugün ise tüketim çılgınlığı ortaya çıkmıştır. Bu, toplum karşıtlığında çılgınlığın zirveleşmesidir. Ya hastalıklı yapılar, hareketler çıkarır ya da çözüm arayan hareketler! Ortadoğu'daki hastalıklı durum da kapitalist modernitenin yaratımıdır. Nitekim Kürt Halk Önderi IŞİD’i kapitalist modernitenin gübreliğinde yetişen sapkın bir hareket olarak değerlendirmiştir. Nasıl ki bazı filmlerde kapitalizmin sonucu canavarlar türüyorsa, IŞİD gibi örgütler de kapitalizm ortamında boy veriyor. 

SYRİZA ve PODEMOS da kapitalizmin toplumu dağıtıp, öldürmesine karşı toplumun sağlıklı direnişi olarak ortaya çıkmıştır. Kapitalizmin bu aşamasında toplum yaşamı intihar etmeyecekse, toplum varlığını sürdürecekse, o zaman bu tür direnişlerin ortaya çıkması gerekecektir. Bu açıdan bu tür sistem dışı hareketler her yerde gelişecektir. 

Kürt Halk Önderi Türkiye açısından da çıkışı Kürt Demokratik Hareketi'nin de içinde olduğu sistem karşıtı bir harekette gördü. Çünkü tüketim toplumunun saldırısı altında olan toplum Türkiye'de de isyan edecekti. Kürt isyanıyla bu isyanı birleştirecek bir hareket gerekiyordu. HDK böyle bir anlayışın sonucu ortaya çıktı. Sonra birçok siyasi görüşü içinde taşıyan Halkların Demokratik Kongresi içinden HDP çıktı. HDP tam istediği tabana ulaşmamış olsa da SYRİZA, PODEMOS ve Güney Amerika’daki geniş yelpazedeki sistem karşıtı bir parti gibidir. Tüm Sistem dışı güçleri kapsayan bir karakter ve programa sahiptir. Zaten HDP’nin SYRİZA’ya benzetilmesi bu nedenledir.

Türkiye'de sistem dışı demokratik bir hareket ve bu yönlü bir siyasi hamle yapılabilecek mi? Şimdi bu soruluyor. Çünkü Türkiye’nin Yunanistan, İspanya ve Güney Amerika’dan çok daha fazla böyle bir harekete ihtiyacı vardır. Türkiye'deki sorunlar ancak radikal demokratik köklü adımlarla çözülebilir. Sistem partilerinin çözemeyeceği sorunlar bulunmaktadır. HDP etrafında oluşacak bir demokrasi bloğuna oy verecek büyük bir potansiyel vardır. Bu açıdan HDP rahatlıkla böyle bir hamle yapabilir. Zaten beklenti bu yöndedir.

Ancak Türkiye'de her zaman bir özel savaş vardır. Özel savaş, toplumu aldatma savaşıdır. Bu savaşta psikolojik harekatlar çok fazla kullanılır. Türkiye'de sol güçler ve radikal demokratlar iktidara gelmesin diye sahte demokratlar yaratılmaktadır. CHP Türkiye'de devleti kuran ve bu devleti Kürt soykırımı üzerine şekillendiren Bir bir parti olduğu halde bundan demokratik bir parti çıkarılmaya çalışılmaktadır. CHP içinde bazı sol demokratların olması CHP’nin mevcut karakterini değiştirmez. AKP bile demokrasi ihtiyacının yoğun olduğu bir dönemde demokratik söylemler kullanarak hükümet oldu. Sol demokratların boşluğu doldurmadığı yerde AKP iktidar oldu. AKP'yi iktidara sol demokratların birlik olmaması, özellikle CHP’nin zihniyeti ve programı getirdi. En fazla o zaman demokrasiye ihtiyaç vardı. CHP öyle bir parti olsaydı daha o zaman AKP hükümet olamazdı.

AKP hükümeti yıllardır özel savaş güçlerince demokratik karakterde bir partiymiş gibi gösterildi. CHP’nin söylemi ve tutumu da buna çanak tuttu. Şimdi de AKP teşhir olunca CHP yeniden demokratik bir ittifakın parçası olurmuş gibi gösterilmeye başlanmıştır. Bu da sol demokratların, radikal demokratların önünü kesmek, sistem dışı güçleri böyle kontrol etmek için yürütülen bir psikolojik harekattır. Özel savaş merkezi tarafından yürütülmektedir. CHP ve bazı çevrelerin HDP’nin parti amblemi altında seçime girmesine karşı yürüttüğü propagandanın arkasında da özel savaş merkezi vardır; dolayısıyla AKP vardır. 

AKP, Cumhurbaşkanı seçimlerinde olduğu gibi muhalefeti etkisizleştirme çabası içindedir. AKP'ye göre şimdi asıl tehlike HDP’nin parti amblemiyle seçime girmesidir. Çünkü HDP’nin barajı aşmasıyla sadece milletvekili sayısı azalmayacak, iktidarının da sonu gelecektir. Sadece AKP sonun başlangıcını yaşamayacak, demokratik halk yönetiminin önü sonuna kadar açılacaktır. Bu açıdan HDP etrafında sol güçlerin, sistem dışı güçlerin, radikal demokrasiden yana olan toplulukların toplanması tarihsel önemdedir. 

Kürt sorununu çözecek olan da, demokratikleşmeyi sağlatacak olan da budur. Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi Kürt sorununu da esas olarak böyle bir demokrasi hareketi çözeceğinden böyle bir demokrasi bloğunu çok önemli görmektedir. Bırakalım AKP’den beklenti içinde olunmasını; AKP'nin demokratikleşme ve Kürt sorununu çözecek bir karakteri olmadığından bu proje ve hamle önemli görülmektedir. Bunu farklı göstermek, özel savaş sisteminin ağzıyla konuşmaktır. Eğer bir yönlendirmeyle söylenmiyorsa o zaman da büyük bir apolitiklik ve gaflet söz konusudur. 

Kürt Özgürlük Hareketi tarihi ve yürüttüğü mücadele aynı zamanda Türkiye'deki sol ve demokrasi güçlerini ayağa kaldırma mücadelesidir.