Kürdistan'da ne 12 Eylül 1980 askeri faşist ne de 1990'lardaki saldırı ve baskılarla kıyaslanamayacak bir dönem yaşanıyor. Toplumun hafızasında 1990'lar kötü biçimde yer etmiştir. Köy yakmalar, faili meçhuller ve işkencelerle bilinir. Milyonlarca insan topraklarında sürülmüş, sokaklara atılmış, yoksulluk ve açlık içinde teslim alınmaya çalışılmıştır. Bu açıdan AKP Hükümeti topyekün bir saldırı ve savaşı başlatırken toplumdan gelecek tepkileri engellemek için 1990'lara dönülmeyecek, dedi. Bunu dile getirenleri de bastırmaya ve eleştirmeye çalıştılar.
AKP Hükümeti 1990'lardan ve 13 yılı aşan hükümet deneyimlerinden çıkardıkları derslerle daha kapsamlı ve yıkıcı bir programla saldırıya geçti. Bu süre içinde devleti ele geçirdi. Basın üzerinde tam bir kontrol sağladı. MİT ve poliste, yargıda tam bir hakimiyet ve kadrolaşma yarattı. Ordu vesayetine son verdiklerini açıkladılar ama daha otoriter ve baskıcı, ırkçı, milliyetçi bir çizgide derinleştiler. Devleti ele geçirdikleri oranda da devletleştiler. Bugün Erdoğan her fırsatta "tek millet, tek bayrak, tek devlet…" deyip duruyor. Bu söylem bildiğimiz en eski en klasik devletçi-Kemalist söylemdir. Erdoğan ve AKP açıkça klasik askeri zihniyete ve MHP çizgisine geldi.
Bir açıdan 12 Eylül'de ve 1990'larda bile görülmeyen haftalar, aylar süren şehir kuşatmaları, sokağa çıkma yasakları ve ambargolar uygulamaktadır. AKP basını bugün geçmiş Hürriyet çizgisini dahi arattırır durumdadır. Kendi topraklarında, şehirlerinde haftalarca çatışmalar sürüyor ama basın sanki çok uzak ülkelerden haber verir gibi bir iki resmi açıklamayla sorunu geçiştiriyor. Gerisi da tamamen psikolojik harp merkezlerinde hazırlanmış Kürt ve PKK karşıtı yayınları etrafa saçıyorlar.
Cizre, Nusaybin, Sur ve Silopi, Silvan gibi Kürt kültürünün canlı olduğu, demokratik ulusal aydınlanmanın geliştiği ilçeler hedefte. Ankara'dan özel gönderilmiş güçler cirit atıyor. Irkçı- katil özel polis birlikleri ve zırhlı araçlarla yürüttüğü saldırılar sonuç vermeyince bu defa orduyu şehirlere soktular. Tanklar mahalleleri top atışına tutuyor, sokaklara girip evleri ve tarihi yapıları bombalıyorlar. Havadan helikopterler vızır vızır. Açıkça bir savaşta kullanılan tüm silahlar ve birlikler kullanılıyor. Kara propagandalarla teslim aldıkları Türkiye toplumuna da terörle mücadele diye yutturmaya, olası tepkileri bertaraf etmeye çalışmaktadırlar. Bunun yanında ABD ve Avrupa'yla yaptıkları pazarlıklarla Kürtlere karşı yürütülen bu imha ve katlimalara karşı göz yummaları sağlanmaya çalışılmaktadır.
Kürdistan'da savaş ve katliam olduğunda tabi ki, Türkiye'de demokrasi ve özgürlükler gelişmez. Oranın payına da baskılar ve faşizan uygulamalar gelir. Sivil toplum örgütleri ve sendikalar etkisizleştirilir, hak arama yolları kapatılır ve muhalefet etmeye çalışanlar da karşılarında polisi, istihbaratı, hapishaneleri vb. bulur. Dikkat edilirse İstanbul'da son günlerde polis baskın yaptığı evlerde üç kadını kurşuna dizdi. Ve toplumda herhangi bir tepki yok. Ev basıldı, "şu kadar terörist öldürüldü" denildi mi, iş bitiyor. Yargısız infazlar başladı ve bunlar yayılarak devam eder. Hatırlanırsa Bedri Yağanlar ve diğer Dev-Sol kadroları bu şekilde katledildiler. Şimdi aynı biçimde infaz timleri harekete geçirilmiş durumda.
Kısacası Kürdistan'da gelişen saldırı, katliam ve göçertme devletin bilinen klasik, geleneksel politikalarıdır. 1923'lerden günümüze kadar devlet ve yöneticilerinin zihniyetinde bir arpa boyu bile yol alınmış değildir. Türkiye sınırı dışındaki Kürtler de devlet için hep bir tehlike olarak sınıflandırılmış ve onların da bastırılmaları ve herhangi bir statüye sahip olmamaları sağlanmaya çalışılmıştır. Bu açıdan AKP ve devletin düşmanlığı Rojava ve diğer parçalardaki Kürtlere karşı yayılarak sınırdışına da taşmıştır.
Açık ki, AKP ve onun politikalarını benimseyen güçlerin saldırı hedefi öyle söylendiği gibi sadece barikatlar ve hendekler değildir. Çukurova'da baskıları protesto edenlerin de üzerine kurşun sıkılıyor, çocuklar öldürülüyor. İstanbul'dakine de Ankara'dakine de aynısı yapılıyor. Kim direniyorsa, muhalefet edip hak arayışına giriyorsa hedeftir. Kaldı ki, 24 Temmuz'da uçakları kaldırıp bir gece dört yüz bomba attıklarında ortada hendek filan yoktu. Eski isyanlarda da Kürtleri katledip göç ettirmek için hep birer bahane ve neden uydurmuşlardır. Ayrıca barikatlar saldırı araçları değildirler. Her yönüyle savunmaya yöneliktir. Sürekli evleri ve mahalleleri basılan insanların barikat kurup kendilerini savunmaları onların en doğal haklarıdır. Çünkü işleyen bir hukuk ve demokrasi yoktur.
Bu durumda hızlı hareket etmek şart. Normal zamanlardaki tartışma ve çatışmalarla bu yıkım, göçertme ve teslim alma saldırıları durdurulamaz. Kürdistan'da tüm güçler, kadrolar, kurum ve inisiyatifler, gençlik ve kadınlar hızla kendisini örgütlemeli ve halka, kendilerine sahip çıkmalıdırlar. Şimdi seferber olmayacak ve direnmeyecekse ne zaman ve nasıl harekete geçecektir? AKP ve ırkçı savaşçı güçlerine bu topraklar ve halk terkedilemez. Aynı şey kırsal için de geçerlidir. Köyler de harekete geçmelidir. Buldukları her direniş ve mücadele aracıyla kendilerini, köylerini ve şehirlerini korumalıdırlar. Bir köy veya ilçe düstüğünde saldırılar orada durmayacaktır. Sıra bir diğerine gelecektir. Direnişin parça parça kırılmasına seyirci kalmak yerine AKP ve faşizan güçleri hayal kırıklığına düşürecek yayılmış ve tüm ülkeyi kucaklayan bir direniş ve ayağa kalkışla sürece cevap verilmelidir.
Türkiye'li devrimci-demokratik güçler de 12 Eylül yenilgisinin rövanşını alma vakti gelip çattı anlayışıyla ayağa kalkmalıdır. Faşizmin bu ülkenin devrimci güçlerine vereceği bir hesabı vardır. Bu hesabı ancak muhalefet örgütlenip ayağa kalktığında sorabilir. 1990'larda Kürtler yalnız bırakıldı. Bundan tüm Türkiye zarar gördü. Türkiye sağın-faşizmin cenneti haline geldi. Bugün çelişkiler, çatışmalar sertleşti. Muhalefet etmek zorlaştı. Bunlar doğru ama faşizm öyle kolay iktidarı bırakmaz ki! Bu tarihsel dönemde Kürdistan'daki direnişlerle güç birliğine giderek faşizmi durdurmak, geriletmek mümkündür. Tarihi görevlerden kaçmadan güçlü bir anti-faşist birlik, demokrasi bloku oluşturulabilir.