AKP ne etti etti, 1 Kasım'da yeniden tek başına iktidar oldu. Üstelik bu yolda işlediği onca suç varken dikkate değer bir tepkiyle karşılaşmak bir yana, başarısı tebrik edildi. Kimi Kürt illerinde gösterilen tepkiler de olmasa, herkes sonuçtan memnun gibi. Ne hile hurda, ne baskı tehdit, herşey normal ve meşru sanki, hatta utanmasalar, ‘yasalara uygun’ bile diyecekler. Başta Kürtler olmak üzere herkes suçlu, bir AKP pirupak sanki. Belli ki iktidara muhalif olmanın dayanılmaz ağırlığı çökmüş herkesin üzerine.
Ülkenin bir yanında, Silvan'da devam eden sokağa çıkma yasağı, operasyonlar ve dört sivil ve iki askerin yaşamını kaybetmiş olmasına rağmen, diğer yanda dolar, euro kurları, altın fiyatındaki oynamalardan söz edilir oldu, daha 1 Kasım akşamından başlayarak. Seçim hileleri, itirazlar henüz netleşmedi, hükümet kurulmadı ama herşey bitmiş gibi AKP'nin üç aylık takvimde yapacakları konuşuluyor.
AKP hükümet değilken bile can almaya devam ediyor, ama bu bile şu normallik yanılsamasını bozamıyor. Bu yüzden bu durumun AKP'nin icraatları kadar can yakan tarafı; AKP'li politikacıların o koltuklara oturmasından çok, oy vererek yahut sessiz kalarak durumu kabullenen bu ülke halkının ve de seçim sonuçlarını peşinen kabul eden politikacıların tutumu oldu.
Çünkü bu tutumla; iktidar hırsıyla kalkışılan bu savaşa, hukuksuzluklara, hırsızlıklara, adaletsizliklere, ahlaksızlıklara, oyunlara, hilelere ve bu durumun devamına her ne sebeple olursa olsun, bilerek rıza göstermiş, kabullenmiş oldular. Hatta 7 Haziran ve sonrasını da. Üstelik bu hal, işlediği suçlar için AKP'den hesap sorulmasını da uzak bir hayale atmak anlamına geliyor.
CHP ve HDP'nin henüz kesinleşmeden sonuçları kabul eden açıklamaları da ister istemez hem seçimin hem de AKP iktidarının meşru görüldüğü imajını destekledi. Özellikle HDP'nin oy kaybetmiş olmasından dolayı kendi eksik ve hatalarından dem vurarak özeleştiye yönelmesi, zamansız bir tevazu olmasının yanında, kötüniyetli eleştirilerin hedefine konulmasına zemin yaratmış oldu.
Aslına bakarsanız AKP bu saldırganlığı ile devlet güçlerini ele geçirmiş olmasının yarattığı olanaklar ve özgüveni ile yüzde 49 değil 92 oy da alabilirdi. Yüzde 91.3 seçmen katılımının sağlandığı bir halk oylamasında 82 darbe anayasasının yüzde 91.37 oy alarak kabul edildiğini unutmadık. Ancak, 82 darbe anayasası nasıl ki yüzde 91.37'lik oya rağmen hiçbir zaman meşru olmamıştır, 1 Kasım seçim sonuçları ve AKP'nin elde ettiği güç de meşru olmayacaktır.
Yine de şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız; 7 Haziran'da doğan umut 1 Kasım'da mefta oldu. Ancak, 1 Kasım seçimlerini ve AKP iktidarını meşru görmek ya da göstermek, sonucu AKP'nin seçim başarısı olarak değerlendirmek, yeni umutların yeşermesine izin vermeyeceği gibi AKP'yi ve zorbalığını alaşağı edecek mücadelenin örgütlenmesini de engelleyecektir. Bu nedenle seçim değerlendirmesi deyip geçmemek gerek.