Türkiye'nin son on dört yılının en önemli sorunu halklarımızın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a mahkum edilmiş olmasıdır!
Burada söz konusu olan; havuz medyası ve yıllardır iktidarda olmanın vermiş olduğu güçle aldığı oy da değil; Erdoğan'ı alternatifsiz kılan Türkiye'de gericiliğin bütün biçimlerinden bir tür kokteyl yaratması olmuştur.
Bu durum AKP karşısında MHP ve CHP'yi manasız birer parti durumuna düşürmektedir.
Yani sorun düzen muhalefeti cephesinde sadece; “Erdoğan'a alternatif hitabeti kuvvetli bir liderliğin ortaya çıkmaması” sorunu değildir. Eğer öyle olsaydı sorunun çözümü daha kolay olurdu; Erdoğan ve AKP'yi alternatifsiz kılan şey “hiç bir partinin yıllardır çözüm üretmeyen gerici kodlarını bir türlü sorgulama cesareti gösterememesidir!”
Aylardır Türkiye kamuyu MHP'deki gelişmeleri sorguluyor; kimi sol çevreler de dahil birçok kesim “acaba buradan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı zayıflatacak bir şey çıkar mı?” beklentisi içerisinde.
Aslında bu bile Türkiye'de toplumsal muhalefetin içler acısı, zavallı halini bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır. Klasik MHP tezlerini daha bir yüksek sesle söyleyen, 1990'lı yılların faili meçhulleri ile adı anılan Meral Akşener'den Erdoğan'ın alternatifini çıkarmaya çalışma aczi aslında Türkiye'de düzen muhalefetinin geldiği durumun da en iyi fotoğrafı olmaktadır.
Kamuoyu ilgisi daha çok MHP'deki kongrenin yapılıp yapılamaması üzeride yoğunlaştırılmaya çalışılmakta; MHP muhalefetinin ırkçı Kürt düşmanı çizgisi bu yolla gizlenmeye çalışılmaktadır.
MHP muhalefetinin Bahçeli'ye itirazının temel argümanı “MHP'nin geçen seçimlerde HDP'nin gerisinde bir oy oranı ile parlamentoya girmesi” olmaktadır.
“Türkiye'nin hiç bir temel meselesine dair en küçük bir önerisi olmayan bu insanlardan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın alternatifini çıkarmaya çalışmak “şapkadan cin” çıkarmaktan daha zor olsa gerekir.
CHP tartışmalarını Kemal Kılıçdaroğlu'na indirgemek büyük bir düzeysizlik olacaktır. Bütün düzen çevreleri tartışmayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hitabeti, kişiliği üzerinden sürdürüp, CHP'nin yıllardır Türkiye'nin hiç bir sorununu çözemeyen programını gözlerden kaçırmaya çalışmaktadır.
Halbuki neredeyse bir yüz yıllık Cumhuriyet tarihi CHP'nin sorununun herhangi bir lider sorunu değil; ideoloji ve ideolojiden kaynaklı program sorunu olduğunu ortaya koymaktadır.
Kürdistan'da ve orta Anadolu'da neredeyse tabela partisine dönüşmüş CHP sorunu hala “kendisini anlamayan cahil halk”, metaforu ile açıklamaya çalışmaktadır.
Kibirinden birazcık bile olsun geri adım atamayan; kendini sorgulayamamayı neredeyse bir tür dinsel tabuya dönüştürmüş bu CHP'nin Kılıçdaroğlu yerine herhangi başka bir liderlikte de alacağı oy yüzde 25-30 bandını geçemeyecektir.
Elbette biraz kimin söylediği de önemli olmaktadır; ama asıl sorun ne söylendiğidir. Yani düzen muhalefeti cephesinde aynı şeyler söylenecekse; Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin yerine kimin geldiğinin ne önemi var, aynı söylemin halktaki karşılığı yine aynı oy oranı olarak geri dönecektir.
AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kurduğu sahte saadet zinciri teşhir edilmeden; halklarımıza gerçek, ikna edici bir demokrasi ve adil toplum önerisi götürülmeden diğer düzen partileri üzerinden AKP'den kurtulmak mümkün olmayacaktır.
Ayrıca AKP gitse bile yerine gelecek olan eski gericilik; AKP gericiliğini aratmayacak zalimliklere başvuracaktır. 90'lı yıllarda solun temel gündemlerinden bir tanesi de ANAP ve Özal'dan kurtulmaktı; ancak yerine gelen SHP/DYP hükümeti döneminde Cumhuriyet tarihinin en kanlı dönemlerinden birine savrulduk.
AKP sonrası döneme iyi hazırlanmalıyız; HDP halklarımızın umududur; o umudu şiddiden büyütmeliyiz. Bizim kuvvetli olmadığımız bir Türkiye'de kim iktidarda olursa olsun; sonuç değişmeyecektir.