
AKP hükümeti kendini Kürt ve PKK düşmanlığında bitirme politikası izlemektedir. Öyle ki, bu düşmanlığını Newroz’u yasaklamaya kadar götürmüştür. Newroz’u yasaklamak aslında AKP'nin bitişinin ilanıdır. 2600 yıllık bir bayramı, bir kutlamayı yasaklayanların geleceği olamaz. Çünkü bu, Kürt halkına karşı bir tavırdır. Kürt halkıyla mücadele edenler ise kaybetmeye mahkumdur. Kürtler bugün her günden daha fazla güçlenen ve Ortadoğu'da yerini alan bir halktır. Dolayısıyla Kürt halkının güçlenmesinin ve özgür yaşamının önü alınamaz. Bu halkla uzlaşanlar, onunla birlik olanlar Türkiye'de ve Ortadoğu'da kazanacak, bu halkla kavgaya girenler ve bunda inat edenler ise kaybedecektir.
Kürt halkı tüm yasaklara rağmen her yerde Newroz alanlarına çıkmış, bu mücadele gününü kutlamıştır. Newroz’u Newroz yapan, zor koşullarda sahiplenilmesi ve kutlanması olmuştur. Nasıl ki 1990’lı yıllarda binlerce şehitler vererek Newroz gerçek kimliğine kavuşmuşsa, 2016 yılında da yasaklara rağmen Newroz’a sahiplenmek, Newroz’u daha da güçlendirmiş ve ölümsüzleştirmiştir. Newroz bu tür baskı ortamlarında kutlanarak gerçek bayram haline gelmiştir. Bu açıdan 2016 Newroz kutlamaları da Newroz değerlerine yeni değerler katmıştır.
2016 yılında Newroz meydanlarına çıkılması, tüm baskılara rağmen mücadelenin sürdürüleceğinin ilanı olmuştur. Çünkü Newroz yasakları Kürt’ün varlığına saldırıdır. Kürt halkı bu bilinçle Newroz kutlamalarında ısrar etmiştir. Bu ısrar, Kürt’ün kendi kimliği ve kültürüyle özgür ve demokratik yaşamda ısrarıdır.
Kuşkusuz Newroz’da meydanlara çıkan halk, öz yönetimi desteklediğini, öz yönetim direnişini ve şehitlerin yanında olduğunu göstermiştir. Kürt halkının mücadelesi öz yönetim direnişiyle yeni bir aşamaya gelmiştir. Kürt halkının mücadelesi tarihinin en yüksek düzeyine ulaşmıştır. 2016 Newroz’unda ortaya çıkan direniş düzeyi tarihi bir dönümdür. 2016 Newroz’u öz yönetim direnişiyle karşılanmıştır. Newroz’la öz yönetim direnişi birleşmiştir. Böylece öz yönetimler Newroz’la birleşmiş ve özdeşleşmiştir. Bu nedenle Kürt halkını artık öz yönetimsiz bırakmak mümkün değildir.
Newroz’a gelmeden önce aylarca şehirlerde öz yönetim direnişi yürütülmüştür. Bu direnişte kadın, çocuk ve yaşlı yüzlerce sivil şehit düşmüştür. Yine bu direniş sürecinde 150 civarında gerilla şehit düşmüştür. Bu şehitler özgürlük mücadelesini ve öz yönetim direnişini daha da güçlendirmiştir. Aylardır süren ve hala devam eden öz yönetim direnişleri kazanmış; kültürel soykırımcı AKP Hükümeti kaybetmiştir.
Öz yönetim direnişlerinde öyle şehitler verilmiştir ki, Kürt halk kahramanlığı yeni bir düzeye çıkmıştır. Pakize Nayır, Sêvê Demir, Fatma Uyar, Mehmet Tunç, Asya Yüksel, Derya Koç ve yüzlerce direnişçi yeni bir özgürlük ve direniş ruhu yaratmışlardır. Sur’da direnerek şehit düşen Mahsum’un cesedi üzerinden tank geçirilmesi, Türk devletinin bu kahramanlar karşısında nasıl yenildiğini göstermektedir. Mahsum’un kendilerini katletmek isteyen polislere karşı Sur’da nasıl bir direniş gösterdikleri, polislerin kurşunları altında nasıl militan bir ruhla sıyrıldıkları hiçbir zaman unutulmayacaktır. Polislerin kurşun yağmuru altında direnen, silahında kurşun kalmayınca bu defa silahını bir taş gibi polisin üstüne atan ve bu saldırı altında iki polisi öldürerek kurtulan bu yiğidi Kürdistan halkı ve Kürt gençleri unutmayacaktır. Bu teslim olmayan, bu direnen gençleri kim yenebilir? Bu gençlerin direnerek her şehit düşüşü bin zafer değerindedir. Kalıcı zaferi bu direniş ruhu sağlayacaktır. Tüm Kürt halkı bu yiğitler şahsında zaferi, özgür ve demokratik yaşamı görmelidir. Bu şehitlerimiz kesinlikle özgür ve demokratik yaşamı yakınlaştırmışlar ve kesinleştirmişlerdir.
Kürt halkının önderleri Mehmet Tunç, Pakize Nayır ve Asya Yüksel’dirler. Bunlar halk önderliğinde yeni bir düzey ortaya çıkarmışlardır. Artık halk öncülüğünde bu düzeyin gerisine düşülemez. Önder Apo'nun Newroz halkı dediği Kürt halkının gerçek temsilcisi bunlardır. Onlar halk meclisinin eşbaşkanlarıydı. Onları halk seçmişti. Onlar da bu halka layık bir duruş gösterdiler. Kürt halkı artık bu önderlerinin gerisine düşebilir mi? Artık tüm Silopi Pakizeleşecek, tüm Cizre Mehmet ve Asya olacaktır. Tüm Kürt gençleri Mahsum gibi iradesi kırılmaz, korkusuz, yenilmez gençler olacaklardır.
Mahsum tam da gençliğin Kızıl Yıldızı Ali Çiçek gibi iradesi bükülmez, yenilmez bir duruşun sahibi olmuştur. AKP iktidarı, Türk devleti ve militarizmi Mahsum karşısında o kadar ağır bir yenilgi almışlardır ki, cesedinin üzerinden tankla geçmişlerdir. Bu alçaklığı hiçbir Kürt genci unutmayacaktır. Bu alçaklığa duyulan öfke, Mahsum’un özlemi olan Özgür Kürdistan, Demokratik Türkiye gerçekleşene kadar dinmeyecektir. Kürt gençliğinin öfkesi, kültürel soykırımcılığı yerle bir edecektir.
Önder Apo, “Unutmak İhanettir” demektedir. Kürt halkı bunları unutursak yüreğimiz ve vicdanımız kurur, ölürüz diyerek bu zalimliği ve katliamları unutmayacaktır. Unutmayarak bilincini, iradesini güçlendirip bu kahramanlar şahsında yenilmez halk olduğunu göstererek özgür ve demokratik yaşam için kesintisiz mücadele verip özgür ve demokratik yaşamı kazanacaktır. Öz yönetim şehitlerinden sonra özgür ve demokratik yaşamın zaferi dönülmez bir yola girmiştir.
AKP şehirleri ne kadar tankla, topla yakıp yıkarsa yıksın, Kürt halkının özgürlük mücadelesi engellenemeyecektir. O tank ve top atışları kültürel soykırımcı sömürgeciliği yıkan atışlar haline gelecektir. Kürt halkının direniş iradesi ve gücü yeni bir düzey kazandığı için Türk devleti bu düzeye saldırmaktadır. Her despot rejim yıkılmadan önce kendini ayakta tutmak için daha da saldırganlaşır. Kültürel soykırımcı Türk devleti de sonunun yaklaştığını görerek saldırmaktadır. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Su yatağını bulmuştur, özgürlük denizine ulaşacaktır.
AKP iktidarı akıntıya kürek çekmektedir. Tayyip Erdoğan’ın inadı AKP'yi de bitirecektir. Çünkü mevcut durumda AKP de kendi kuruluş felsefesine ters bir politika içine girmiştir. Nitekim kurucularının çoğunluğu AKP dışında kalmıştır. Kuruluşundaki ilkelerin dışına çıkan her siyasi güç varlık nedenini yitirir. AKP şimdi kendini desteklemiş vicdanlı, inançlı insanların özlemine karşıt bir duruma düşmüştür. Aslında AKP şu anda hak, adalet, vicdan ölçüleri olan, inançlı insanların destekleyeceği bir parti değildir. Hatta inançlı insanları rencide eden, İslami duyarlılığı olan toplumu töhmet altında bırakan, uygulamalarıyla en başta da kendini destekleyen insanların duygularıyla oynamıştır. Hak, adalet ölçüleri olan İslami kesimlere karşı bir tutum içine girmiştir. Onların duyarlılıklarını sömürerek aslında İslam’ın özündeki hak adalet ölçülerine karşı bir hareket haline gelmiştir. Bu yönüyle AKP artık gerçek zemininden çıkmıştır. Belki inançlı insanların tümü AKP ve Tayyip’in demagojileri altında gerçeği görmemektedir. Ancak bilinçli İslami kesim AKP'nin şu anda içine girdiği durumu görmekte ve bunun en başta da kendilerine zarar veren bir konum olduğunu düşünmektedirler. Özcesi, varlık nedeninden kopan AKP'nin altındaki toprak giderek kayacaktır. Devlet gücü ve imkanları ve kurduğu kirli ittifaklar AKP'yi kurtaramayacaktır.