AKP’nin İstanbul İl Kongresi geçen Pazar günü Türk Telekom Arena stadında yapıldı. Stad Radikal yazarı Koray Çalışkan’ın anlatımı ile “tek parti, tek lider, tek liste, tek il başkanı” stratejisine göre dizayn edilmişti.
AKP’nin kongre stratejisi beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren TC Başbakanı ve AKP’nin lideri Tayyip Erdoğan’ın kongrede yaptığı konuşmadır. Kongrenin 27 Mayıs’ta yapılması ayrıca önemlidir. Genç kuşaklar hatırlamazlar belki. TC ara rejimlere ilk adımını 27 Mayıs 1960 tarihinde atmıştı. Senelerce Türkiye’nin insanlarına “27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa bayramı” olarak yutturulmuştu. Tıpkı Kürt eksperti Prof.Yalçın Küçük hazretlerinin(!) biz Kürtlere 27 Mayıs’ı “halk ihtilali” olarak yutturmaya kalkışması gibi.
Neyse yirmi yıl kutlanan bu “bayram(cık)” 1982 kışla nizamnamesinin yürürlüğe girmesi ile ortadan kaldırıldı. Türkiyeliler de dünyanın ilk garip ”Anayasa ve Hürriyet” bayramını kutlamaktan kurtulmuş oldu.
TC Başbakanı “tek lider” kültüne uygun olarak dizayın edilmiş Telekom Arena stadında partililerine hitap ederken şov yapıyor, önüne gelene çatıyor. Gazetecilere ”daha düne kadar üniformalılar sizleri arayıp yazdıklarınızdan dolayı sizleri azarlıyordu, karşılarında hazırola geçip aldığınız emirler doğrultusunda yazılar yazıyordunuz. Sizi tasmalarınızdan biz kurtardık” diyor. Doğrudur her ara rejim döneminde Bab-ı Ali basınındaki köşe yazarlarının emir ve komuta zinciri içerisinde yazı yazdıkları dönemlerin canlı tanıklarından birisiyim.
Bunu en son olarak 28 Şubat sürecinde yaşadık. Emir komuta zinciri içerisinde yazılan yazıların mürekkebi halen kurumamıştır. Ancak bu yazarları “köpek” yerine koymak bir başbakana yakışmıyor. Şimdilerde Erdoğan’ın deyimi ile cuntacıların emireri olan yazarlar boyunlarındaki “cuntacı” tasmasından kurtuldular, ancak bu seferde boyunlarını uzatıp “AKP nin tasmalarını” boyunlarına geçirenler var.
Ne yapacaksınız ‘Alışmış, kudurmuştan beterdir!’ derler büyüklerimiz.
Erdoğan hızını alamıyor “Kürtaj” konusuna değiniyor. Kürtaj’ın yasaklanması gerektiğine değinirken bu seferde “Uludere Katliamını” gündeme getiren gazetecilere saldırıyor ”Uludure’yi gündeminden düşürmeyenler Kürtaj yolu ile insanların öldürülmesine sessiz kalıyorlar” diyor.
Demek ki “Uludere’de yapılan katliam” Tayyip paşanın deyimi ile bir nevi Kürtaj idi. Erdoğan “cenin” halindeki canlıların kürtaj yolu ile öldürülmelerine karşı çıkarken, Kürt çocuklarının bombalarla parçalanarak öldürülmelerini olumluyor. Kendisine insanım diyenlerin midesini bulandıracak bir benzetme. Sömürgeciler Kürdistan’ın dört parçasında katliam yaparken hep bu mide bulandıran benzetmeleri yaparlar. Kimyasal Ali “Kürtler zararlı otlardır, temizlenmelidir” diyordu. Onbinlerce Kürdi Halepçe’de, 184.000 Kürdü’de “Enfal” katliamında bu mantıkla imha ettiler. Humeyni Kürtlerin imha edilmesi gereken bir şeylere benzeterek imhaları için fetva çıkarmıştı.
Kemalist rejim 1925’te, Ağrı’da, Zilan’da, Dersim’de aynı mantıkla hamile Kürt kadınlarının karınlarını yararak çocukları ”erkek mi-kız mı” lottosunu oynuyorlardı. Baasçılar 1980 ve 2004’te Qamışlo’da 2012’de Halep’te Kürtleri aynı “Kürtaj” mantığı ile katlettiler.
***
CHP iktidarında 1943 yılında Özalp’ta Sefo deresinde “33 Kürt köylüsü” Mustafa Muğlalı’nın bir şafak vaktindeki emri ile katledildiler. CHP gider ayak DP erkan davranarak 1948’de soruşturma açtırdı. Bununla kendisini temize çıkarmak istiyordu, çıkaramadı. 1950’de tepe taklak gitti.
Muğlalı yargılandı, mahkum oldu. Uludere, AKP’nin Kürdistan’da inişe geçmesinin miladı olacaktır. Erdoğan’ın bugün olayın üstünü örtmeye çalışması nafiledir. Uludere katliamı ile kürtaj yasağı arasında benzerlik yapması sömürgeci zihniyetini ortaya koymaktadır. Bu dünya Kürtlerin katillerine yar olmadı. Kimisi yaşarken hesap verdiler. Kimisi öldükten sonra itibarsızlaşarak Kürtlere yaptıklarının hesabını verdiler. Kürd’ün ah’ı kimsede kalmadığı gibi Erdoğan’a da kalmaz. Gerisini kendisi düşünsün.

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* Kürt sanatçı ve yurtseveri Tahsin Taha 28 Mayıs 1995’te Hollanda’da vefat etti. Cenazesi vasiyeti üzerine Kürdstan’ın Güneyinde toprağa verildi.
* Özgür Gündem gazetesi 30 Mayıs 1992’de İstanbul’da yayınlanmaya başlandı.
* YNK (Yekitiya Niştimani Kürdistan) Celal Talabani öncülüğünde 1 Haziran 1975’te kuruldu.
* 33 Kurşun şiirinin yazarı, kalbi dinamit kuyusu olan Kürt şairi Ahmed Arif 1 Haziran 1991’de Ankara’da kalp krizi sonucu aramızdan ayrıldı.
* HEP-DEP kurucusu ve yöneticisi, İnsan Hakları Derneği Urfa kurucusu, Kürt demokrasi mücadelesinin onurlu militanı A.Muhsin Melik ve koruması Mehmet Ayyıldız 2 Haziran 1994 tarihinde Urfa’da işyerinin bulunduğu apartmanın girişinde kontgerilla birimlerince şehit edildiler.