Tayyip Erdoğan yakın çevresine Kürtlerden neden yakındığını anlatırken, hep Kürtlerin nankör olduğunu düşünüyormuş. Nedeni ise şimdiye kadar Kürtler için hiçbir hak ve hukuk tanımayan hükümetlere göre AKP’nin bazı haklar sağladığıymış.  Erdoğan diyor muş ki: “Kürt inkarına son verdim. TRT 6 açtım. Cezaevlerinde Kürtçe konuşma serbestisi sağladım. İki saatlik de seçmeli ders hakkı var. Kürtler daha ne istiyor.”
Bunları söylerken de kendisini desteklemeyen Kürtlerin de “nankör ve kalleş” olduğunu söylüyormuş. Yakın çevresindekiler bu söylemlerini hiç de şaşkınlıkla karşılamamışlar. Hatta “sen çok yaşa padişahım!” sözlerine yakın söylemlerle Erdoğan’ın haklı olduğunu söylemişler. Erdoğan bir ara o kadar ileri gitmiş ki kafasındaki Kürtleri “terbiye edilmesi gereken vahşiler” anlamına gelecek sözlerle değerlendirmiş. Erdoğan’ın politikalarından ve danışmanlarının yazılarından ortalama çıkan sonuç bu yönlü.
Tayyibist AKP’nin algısı ile Kemalist CHP’nin Kürt algısı arasında hiçbir fark yok. İkisi de Kürtlerin hala “kuyruklu olduğunu” “kart-kurt” seslerinden türediklerini düşünüyorlar. Bu nedenledir ki Kürtlerin kendi ana dillerinde eğitim hakkının gereksiz olduğunu düşünüyorlar.
Tayyibist AKP’nin algısı ile Kemalist CHP’nin Kürtlere reva görülen hukuk algısı arasında hiçbir fark yok: İkisinin de çıkardığı yasalar ve kurduğu mahkemelerde Kürtlere ayrı bir hukuk uygulanıyor. İstiklal Mahkemeleri, Sıkıyönetim Mahkemeleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri, Özel Yetkili Mahkemeler ile “Terör/Kürt Mahkemeleri arasında teorik ve pratik olarak hiçbir fark yok. Bütün süreçlerde Türk devletinin kurduğu mahkemelerde Kürtlere ayrı bir hukuk uygulanmıştır. En son örneği AKP’nin kaldırdığı Özel Yetkili Mahkemeler sonrası ortaya çıkan tablodur. Bu tabloda katliamcılar serbest bırakılırken, Kürtlere zindanlar reva görülmüştür. Bu uygulamanın daha ağır sonuçları ise önümüzdeki günlerde ortaya çıkacaktır.
Tayyibist AKP’nin algısı ile Kemalist CHP’nin Kürtler için yönetim algısı da pek farklı değil. İkisi de Kürtleri “Şark Islahat Planı” politikalarına göre yönetiyor. Kürtleri yaşadığı bölgelerden göçettirmek, Kürt illerini Türkleştirmek için geçmişteki askeri-güvenlikçi politikaları günümüz AKP’si CHP’den daha başarılı bir şekilde uygulamaktadır. Dolayısıyla Kürtlerin kültür-tarih-ekonomik zenginlikleri birbir yok edilmektedir.
Daha fazla sıralanacak politik uygulamalarla Tayyip Erdoğan ve çevresinin Kürtlere karşı saygısızlığına örnekleri çoğaltabiliriz.
Özcesi Erdoğan’ın Kürt algısı CHP’nin bir dönemindeki inkar-imha ve asimilasyona dayalı zamanlarındaki gibidir. Zihninin derinliklerindeki Türk ırkçılığıyla Kürtleri değerlendiren Erdoğan, Kürtleri “Güneş Dil Teorisi”nin yaratmak istediği algı ile ele alıyor. Kürt sorununa bakışının temelinde de bu algı var. Kemalist Türkiye’nin Cumhuriyetin kuruluşu ile Kürtlere reva gördüğü uygulamalar bugün de devam etmektedir.
CHP’nin Şeyh Said, Seyid Rıza, Zilan, Ağrı, Sivas, Maraş, Çorum katliamları ile başlattığını AKP Kandil, Kazan Vadisi, Roboskî gibi katliamlarla sürdürmektedir. Bu yönde hiçbir farkları yoktur. Tek farkları AKP öldürdüklerinin Kürt olduğunu söylemektedir. CHP ise öldürdüklerine “şaki, gerici, vahşi” gibi yakıştırmalar yapmaktaydı.
İşte Kürtler, AKP’nin bu özelliklerini iyi gördükleri için Erdoğan ve ekibine öfkeliler. AKP’nin politikalarının gerçek bir çözümü getirmeyeceğini düşünmektedirler. Hele PKK öncülüklü Kürt isyanının AKP’ye karşı böyle radikal bir direniş tutumuna girmesinin nedeni de budur. AKP eğer bu Kürt karşıtı algısından vazgeçmezse Kürt direnişinin çok daha sertleşen bir direnişi genelleştirerek sürdüreceği de ortaya çıkmıştır. Bu nedenle AKP iktidarı ve Erdoğan’ın Kürtlere saygısızlığını bırakması, Kürtleri bir halk olarak görüp saygı göstermesi gerekmektedir.