AKP’nin kadın ve Kürt düşmanlığı kronik hale gelmiş bulunmaktadır. Dikkat edilirse AKP Hükümeti BDP grubu içinde de en fazla kadın milletvekillerine saldırmaktadır. Bunun AKP’nin kadın yaklaşımıyla doğrundan bağlantılı olduğu kesindir.  Başbakanın, emir verdim yargı gereğini yapacak; sonra da biz yapacağız söylemi ilk önce Sebahat Tuncel üzerinde pratikleşti. Sebahat Tuncel’in raflardaki dosyası başbakanın talimatı sonrası indirilmiş ve hemen karara bağlanmıştır. Başbakanın emri olmasaydı açılmış dava daha birkaç yıl uzayacak, o anki siyasal sürece göre bir karar verilecekti. Başbakanın sözleri bu süreci kısaltmış ve hüküm verilmiştir.
İlk önce bir kadından ve Sebahat Tuncel’den başlamalarının tabii ki nedenleri var. Her şeyden önce AKP BDP’deki kadın duruşu ve profiline düşmandır. BDP’deki kadın gerçeği AKP’nin kadın yaklaşımını gözler önüne sermektedir. AKP’nin erkek egemenlikçi kadın yaklaşımını teşhir etmektedir. Kadın konusunda yüzündeki maskeyi alaşağı etmektedir. AKP’de kadın sadece vitrindir. Zaten bunlardan biri aile ve kadından sorumlu bakanlıktır. Daha önce Nimet Çubukçu’ya hala etkileri olan dışındaki kimi kesimleri oyalama ve AB’ye karşı yüzünü farklı göstermek için Milli Eğitim Bakanlığı verilmişti. Eski iktidar bloklarıyla uzlaşıp siyasal İslam devlet içine alınınca Milli Eğitim Bakanlığı yeniden bir erkeğe verildi. Dünyada en az kadın bakanın bulunduğu ülke Türkiye’dir. Şu andaki kadın bakan Fatma Şahin de numuneliktir.
AKP için inisiyatifli, iradeli, topluma öncülük yapan kadın kötü örnektir. BDP’li kadın milletvekilleri AKP’lilere göre etkisizleştirilmesi gereken kötü örnektirler. Çünkü erkek iradesi altında değiller, özgür iradeleri var. Erkek egemenlikçi her türlü yaklaşıma karşı da tutum sahibidirler. Erkeklerin eklentisi ya da vitrin süsü değiller. Kadınlar, erkeğin icazetiyle değil, kendileri emek vererek, mücadele ederek milletvekili oluyorlar, partide etkin oluyorlar. Kadın kotası da bizzat özgür kadın mücadelesi sonucu elde ettikleri kazanımdır. Özcesi BDP’de kadının konumu AKP’nin de CHP’nin de kadın konusundaki yaklaşımlarını gözler önüne seriyor. Bugün Kürt kadını devlet ve hükümetin, kirli özel savaşın ve psikolojik harekatın hedefi durumundadır. Bu nedenle AKP kurmaylarının ve başbakanın Kürt kadınına düşmanlığı derindir; ideolojiktir, siyasidir. Ama korkunun ecele faydası yoktur.
Türkiye’de Kürt ve kadın düşmanlığı o kadar derinleşmiştir ki, sadece siyasi alanda değil, basından üniversitelere kadar bu düşmanlık yansımıştır. Eğer bilinçli kadın, özgür duruşlu kadın bir de Kürt’se ve Kürtlerin taleplerini dillendiriyorsa ondan daha tehlikeli düşman yoktur. Bu nedenle Sebahat Tuncel’in Galatasaray üniversitesinde katılacağı toplantı iptal edilmiştir. Toplantıyı düzenleyenlere üniversite rektörlüğü “ya Sebahat katılmaz ya da iptal ederiz” demişlerdir. Özgür düşünme ve tartışma yerleri olduğu söylenen üniversitelerin hali budur. Türkiye’de hakkını arayan Kürt kötü Kürt’tür ve suçludur; Kadınsa iki defa suçludur.
Türk başbakanı Tayyip Erdoğan her gün tam bir diktatör gibi konuşuyor, nutuklar atıyor. Eğer iyi gözlenirse ve karşılaştırılırsa 1980-90’lı yıllardaki siyasetçiler gibi konuştuğu görülür. İşte böyle bir Türkiye ortamında tüm BDP’lilere yönelik linç kampanyası yürütülüyor. Linçler sokaktaydı, şimdi meclise kadar taşınmıştır. Açıkça “ya teslim olursunuz ya da sizi linç ederiz” diyorlar. AKP’nin istediği Kürt olacaksın; AKP’nin demokrat olduğunu söyleyeceksin, Kürt sorununda önemli adımlar attığını söyleyeceksin! Yani Kürtlere karşı yürütülen özel savaşın, psikolojik savaşın piyonu olacaksın. Kabul edilecek Kürt budur. Diğer Kürtler kötüdür ve suçludur.
AKP’nin arzuladığı, yaratmak istediği Kürt kültürel soykırıma ses çıkarmayan, kimliği ve özgürlüğü için mücadele vermeyen Kürt’tür. Bu Kürtler iyidir. BDP’ye oy veren Kürtler kötüdür. Özellikle Hakkari, Şırnak, Mardin, Amed, Batman, Siirt Kürtleri en kötü Kürtlerdir. Muş, Ağrı, Bitlis Kürtleri de kötüdür. Zaten Dersim Kürtleri her zaman kötüdür. Eğer ulusal demokratik hakları için mücadele vermiyor ve psikolojik savaşın etkisindeyse o Kürtler iyi Kürtlerdir.
Sebahat Tuncel’in hedeflenmesinin diğer bir nedeniyse Türkiye halklarıyla Kürt halkı arasında köprü olmaya çalışmasıdır. Türkiye demokrasi güçleri ve Kürt demokratik hareketini buluşturmaya çalışması da işlediği en büyük suçlardandır. Bu nedenle on yıllardır Kürtlerle Türkiye halkının ve demokrasi güçlerinin birleşmesini engelleme çalışması yapmaktadırlar. Özellikle beyaz Türkçü faşistler bunu çok yönlü yapıyorlardı. Şimdi de yeşil Türkçü faşizm Kürtlerle Türkiyeli demokrasi güçlerinin bir araya gelmesinden korkuyor. Bunun gerçekleşmemesi için her yola başvuruyor. Nitekim HDK’yi de KCK gibi gösterip  hedeflemek istemişlerdir.
Sebahat Tuncel Türkiye demokrasi güçleri içinde çalıştığı, demokrasi güçlerini birleştirmek ve ortak mücadele içine sokmak istediği için ilk hedef olmuştur. Çünkü iki halk ve Türkiye demokrasi güçleri birleşirse bu Türkiye’deki her türlü gericiliğin ölümü anlamına gelecektir.
Kuşkusuz Sebahat Tuncel’in hedeflenmesinin bir başka nedeni daha var: Hem Kürt, hem özgür kadın mücadelesi veren bir özgürlükçü, hem de Alevidir. Sebahat Tuncel Alevilerin de Kürt halkı ve demokrasi güçleriyle birlikte özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürütmesini sağlamak için de büyük çaba göstermektedir. Çünkü Kürt sorunu demokratik temelde çözülmeden, Türkiye demokratikleşmeden Alevilerin de özgür ve demokratik yaşama kavuşmayacağını bilmektedir. Tabii ki Aleviliğin özgür ve demokratik yaşaması için mücadele içinde olunmadıkça da gerçek bir özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürütülemeyeceğini bilmektedir. İşte böyle boyutlu özgürlükçü ve demokratik bilinci ve tutumuyla devletin ve AKP’nin hedefi haline gelmiştir.  AKP, Kürt kadınından çok korkmaktadır. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Kürt kadını özgürlük mücadelesindeki öncülüğüyle AKP’nin ve tüm gerici güçlerin korkularını başına getirecektir.