1 Kasım seçimleri Kürdistan’da askeri darbe koşullarında yapıldı. HDP’nin barajı aşmaması ve meclise girmemesi için AKP ve emrindeki özel aygıt 7 Haziran’dan önce de sonra da bir cinayet şebekesi olarak çalıştı. Türkiye’nin büyük şehirlerinde, özellikle de Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerde hile, entrike, baskı ve şiddet te sınır yoktu. 7 Haziran’da bir yenilgi alarak Kürdistan’da sıfırlanan AKP ve inkarcı sistem 7 Haziran sonuçlarını kabul etmedi. Çünkü Türkiye’nin siyasi tarihinde bir ilk yaşanılıyordu. 

Düzen partileri ve geleneksel özel aygıt Kürdistan’da ilk defa ağır bir yenilgi alıyor, kurduğu sistem param parça olmaktan kurtulamıyordu. Bu gidişatla HDP ve bütün devrimci demokratik güçlerin gelişimini durduramayacaklarını bildikleri için her hangi bir partiyle koalisyon bile kurulmamış, 1 Kasım tarihinde tekrar erken seçime gidilecek şeklinde karar alınmıştı. 

Aslında amaçları HDP ‘yi barajın altında bırakmak ve meclisin dışında tutmaktı. Bazı kişi ve çevreler HDP’nin bir milyon oy kaybettiğini söylüyorlar. Yani oyların hile, entrika ve çeşitli dümenlerle çalındığını değil de sanki 7 Haziran’da HDP’ye oy verenler 1 Kasım’da da karar değiştirip AKP’ye kaymışlar gibi yorumlar yapıyorlar. Bunlar hiç doğru değildir. Doğru olan, AKP ve geleneksel iktidar odaklarının Kürdistan ve Türkiye’de hile ve oyunlarla oy gaspedip AKP’yi tek başına iktidar yapmalarıydı. HDP’den AKP’ye biliçli olarak her hangi bir oy kayması durumu olmamıştır. Yani HDP hem nicel hem de nitel olarak Kürdistan ve Türkiye’de her hangi kitlesel kayıp yaşamamıştır. Eğer ki adil, demokratik ve güvenli bir atmosferde seçimler yapılsaydı HDP’nin oy oranı yüzde on beş olurdu. 

Ve AKP tek başına hükümeti kuracak çoğunluğu yine elde edemeyecekti. Yapılan tehdit, katliam ve çok zor denecek koşullarda seçimlerin yapılması HDP’nin barajı geçmesini engellenememiş, HDP yine onlarca milletvekili meclise koymayı başarmıştır. 

AKP için aslında gerçek seçim şimdi başlıyor. Türkiye’nin dağ gibi birikmiş sorunları var. AKP, birike birike kördüğüm olan sorunların çözümü için adım mı atacak yoksa sorunlara sırtını çevirip Türkiye’yi beterin beteri gibi bir bataklığa mı sürükleyecek? AKP, bugün kendisine oy verenlere de çok güvenmesin. Çünkü bugün AKP’ye oy verenler, beterin beteri gibi bir durumu yaşayan bir Türkiye’de AKP’yi yalnız bırakacaklardır. Türkiye’nin son 65 yıllık siyasi geçmişinde, beterin beteri gibi siyasi koşullarda iktidardaki siyasi partilerin başlarına neler geldiği çok iyi biliniyor. AKP ve çevresi hala “iktidarda olayım parsayı toplayayım” hesabını yapıyor. HDP bütün baskı, tehdit ve katliamlara rağmen mecliste onlarca milletvekiliyle yerini almış, geleceğin Türkiye’sini inşaa etmek için büyük bir sabır ve kararlılıkla çalışmasına devam ediyor, edecek. AKP’nin önümüzdeki üç beş yıllık geleceğini  belirleyecek olan da bugünden itibaren alacağı ve uygulayacağı kararlar olacaktır. Eğer ki AKP bugüne kadar ki gibi hareket edip Türkiye’yi çıkmaza sokarsa çok kısa sürede kendisini ortadan kaldırır, bitirir. 

AKP’nin şimdiden itibaren Türkiye’nin en başta da Kürt sorunu olmak üzere bütün sorunlarını nasıl çözerim diye kafa yorup bütün sorunların çözümü için bir program hazırlaması gerekiyor. Aksi durumda AKP’nin ömrü çok daha kısa olur. Türkiye’de siyasi ve toplumsal koşullar her an değişip AKP’nin zıddına dönebilir. AKP eğer ki aklını başına alıp sorunların çözümüne yönelmezse, Türkiye’yi geriye dönülemez bir uçurumla karşı karşıya getirir. Türkiye’yi zora sokan bir iktidar partisi etrafı, dört tarafı da yanan bir akrep gibi kendi kendisini sokar yok eder. 

Çünkü Türkiye’de halkları temsil eden iddialı bir siyasi güç var. Dün yüzbinlerdi, bugün milyonlardır, yarın/lar onmilyonlara ulaşacak, hayatı yaratacaktır. 1 Kasım seçimlerinde HDP ve demokrasi güçleri sahip oldukları kitlesel gücü korumuşlardır. AKP, devletin gücünü arkasına alarak, hile ve entrikayla oy hırsızlığı yaparak tek başına iktidara gelmiştir. Yani burada AKP için geçici bir kazanım sözkonusu iken HDP ve bütün devrimci ve demokrasi güçleri ve halklar için de yarınlar sonsuz bir kazanıma dönüşecektir. AKP ve çevresi Türkiye’nin son 65 yıllık siyasi geçmişine baktığında kendisinden önceki partilerin bir süre sonra tarihe karıştığını görecektir. Çünkü düzen partilerinin geleceği yoktur. Bundan dolayı AKP, geleceği olmayan bir partidir. 

Bügün AKP’ye çeşitli sebep ve beklentilerden dolayı oy verenler de yarın, AKP’nin İslam maskesi takmış bir sermaye partisi olduğunu anlayacaklar. 

Ne yaptılarsa da HDP’yi barajın altında bırakamamışlardır.  HDP’nin biraz oy kaybı da geçicidir, zaten hileyle çalınan oylardı. HDP, inanıyorum ki yarın on milyonlarla kucaklaşacaktır.