
ERKAN GÜLBAHÇE / STRASBOURG
Türkiye, 2004 öncesindeki gibi Avrupa'nın siyasi ve hukuki denetim sürecine tabi tutulacak. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin yeniden denetim kararı Avrupa tarihinde bir ilk. AB, Türkiye ile müzakereleri durdurabilir.
Strasbourg’daki AKPM toplantısında dün "Türkiye’de Demokratik Kurumların İşleyişi" başlıklı rapor ve ilgili karar tasarısı onaylandı. AKPM Türkiye’yi 13 yıl önceki gibi yeniden siyasi ve hukuksal denetime aldı. Karar, 45’e karşı 113 oyla alındı, 12 üye çekimser kaldı. Oylamada 11 AKP’li, dört CHP’li, iki HDP’li ve bir MHP’li üye bulundu. HDP’liler Türkiye’nin denetime alınması yönünde oy kullandı. Denetleme komitesi, Türkiye’nin 2018’e kadar denetim sürecine alınmasını öngörüyor. Bu karara gerekçe olarak OHAL’ın devam etmesi ve yayımlanan kanun hükmünde kararnameler (KHK) gerekçe gösterildi.
Türkiye 13 yıl geriye gitti
2004 yılında denetim sürecinden çıkartılan Türkiye dünkü kararla birlikte denetim sürecinden çıkartılıp yeniden alınan ilk Avrupa ülkesi oldu. Türkiye’nin denetime alınması aynı zamanda Türk demokrasisinin bir alt lige düşmesi ve 13 yıl geriye dönüş anlamına geliyor. Türkiye, AKPM’nin kararıyla 1949 yılından bu yana üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nde, içinde Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Gürcistan, Moldova, Rusya, Sırbistan ve Ukrayna’nın bulunduğu bir alt demokrasi ligine gerilemiş oldu.
AKPM, PKK’yi terör örgütü görmüyor
Kararda ayrıca, Türkiye'ye yönelik 35 maddeden oluşan tavsiyeler de yer aldı. AKPM ile Türkiye arasındaki iş birliğinin sürmesi için bu tavsiyelerin yerine getirilmesi gerektiği ifade edildi. Türkiye’de 'terörün' yeniden tanımlanması ve AB normlarına uygun hale gelmesi için verilen önerge kabul edilirken, Türkiye’nin 'PKK hem Avrupa hem de Türkiye için tehlikeli bir terör örgütüdür' önerisi ise oylama sonucu reddedildi.
Raporda ne var?
Oylamadan geçen AKPM Türkiye raportörleri Marianne Mikko (Estonya) ve Ingebjorg Godskesen (Norveç) imzalı raporda, AKP hükümetinin OHAL altında Türkiye Anayasası ve uluslararası hukuk kurallarının ötesine geçerek "orantısız" önlemler aldığı ifade edilmekte. Örnek olarak Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile on binlerce devlet memurunun işine son verilmesi gösteriliyor. İfade ve medya özgürlüğü ile yargının bağımsızlığı konularına özel vurgu yapılan karar tasarısında, gazetecilerin tutuklanması ve muhalif gazetecilere yönelik baskının "demokratik bir toplumda kabul edilemez" olduğu not ediliyor.
16 Nisan referandumu
154 parlamenterin dokunulmazlığının kaldırılmasıyla Türkiye'de meclisin işleyişinin "baltalandığı”, bu kapsamda çok sayıda milletvekili tutuklu HDP'nin 16 Nisan referandumu için kampanya yürütemediği, bunun da “demokratik tartışmayı kısıtladığı” vurgulanıyor. 16 Nisan’daki anayasa referandumu konusundaki "kaygıların" da dile getirildiği raporda Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi halinde, özellikle "kuvvetler ayrılığı" ve "yargının bağımsızlığı" konularında soru işaretleri doğacağı mesajı veriliyor. Tüm bu gerekçeler temelinde de Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin başlatılması öncesindeki gibi yeniden denetime tabi tutulması kararı alındı.
AB müzakerelerini de etkileyebilir
Avrupa Konseyi’nin insan hakları alanındaki en önemli kuruluşu olan AKPM’nin Avrupa Birliği üzerinde bağlayıcı bir yetkisi yok. Ancak kurum önemli bir onay merci; Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden biri olan Türkiye’nin yeniden denetim sürecine alması, Türkiye’nin AB müzakerelerini durdurabilir. Zira AB, Türkiye ile müzakereleri başlatmak için Avrupa Konseyi'nin denetim sürecinden çıkmasını şart koşmuştu. AB içinde şu anda Türkiye ile yürütülen üyelik müzakerelerinin tamamen durdurulması yönünde artan bir eğilim var.
Cuma günkü AB Dışişleri Bakanları toplantısında hem Avrupa Komisyonu’nun Türkiye ile üyelik dışında yeni bir işbirliğinin sağlanması önerisi hem de diğer AB yetkilileri ile kurumlarından gelen "üyelik müzakereleri sona erdirilsin" çağrıları da masaya yatırılacak.
Erdoğan rejimine sert eleştiriler
AKPM'de gerçekleşen Türkiye oturumunda çok sayıda parlamenter söz alarak Erdoğan rejiminin uygulamalarını sert bir şekilde eleştirdi.
İlk olarak konuşan AKPM Türkiye raportörleri Marianne Mikko (Estonya) ve Ingebjorg Godskesen (Norveç), Türkiye’de insan haklarının çiğnendiğini, otoriter bir rejim kurulduğunu vurgulayarak, "Denetim süreci Türkiye’de yaşanan eksiklikleri daha fazla takip etmeye yardımcı olacaktır. Türkiye halkının başının dik dolaşabilmesi için denetime alınması şart" dedi.
Birleşik Sol Grubu adına Nikolaj Villumsen (Danimarka) ise Türkiye’deki anayasa referandumunu takip ettiğini belirterek, "Bu kadar baskıyı hiçbir yerde görmedim" dedi. Erdoğan’ın AGİT’e ‘haddinizi bilin' tehdidi savurmasının Avrupa Konseyi’ne bir saldırı olduğunu kaydeden Villumsen, "Tepki vermeli ve Konseyi’n temel prensiplerini savunmalıyız" dedi.
Sosyalist Grup adına adına söz alan Frank Schwabe (Almanya), da "Türkiye’deki tutuklu gazeteci sayısı Çin’den daha fazladır. Türkiye’deki siyasi tutukluların sayısı Avrupa’dan daha fazladır. Bunlar bile denetime alınması için yeterlidir… Referandumda Diyarbakır’daydım çok kişi yerinde edilmiş. 'Hayır' diyenler büyük baskı altında oy verdi. Bunun için Türkiye’nin kesinlikle denetime alınması gerekir. Yegane seçenek budur" diye konuştu. Liberal ve Demokrat Grubu (ADLE) adına konuşan AKPM eski Başkanı Anne Adle Brasseur, "Denetim kendi başına bir çözüm değil. Ama Türkiye’nin düzelmesi için iyi bir adım" dedi. Brasseur, Türkiye’deki otoriterleştirmeyi durdurmak için Venedik Komisyonu’nun raporunun kabul edilmesi gerektiğini ifade ederek ‘’Bu Türk halkının da çıkarınadır" yorumunda bulundu.
Kerestecioğlu: Geç bile kaldınız
Birleşik Avrupa Solu üyesi Halkların Demokratik Partisi'nden (HDP) Filiz Kerestecioğlu da özetle şöyle konuştu: "Türkiye iki yıldır farklı bir noktaya çekiliyor. Her şey başkanlık sistemi için. Milletvekillerimizi tutukladılar. Eskiden muhalefeti yok etme politikası askeri darbelerle uygulanıyordu, şimdi sivillerin ellerinde OHAL altında KHK'larla gerçekleşiyor. Kuvvetler ayrılığı gözden çıkarılmış. Avrupa Birliği ticari kaygılardan dolayı daha önce alınması gereken bir kararı geç de olsa yapmalı, Türkiye’yi denetime almalı."
AKP’liler 'teröre' sarıldı
AKPM'deki AKP üyeleri ise Türkiye'nin ‘terörle mücadele’ kapsamında önlemler aldığını savunarak, raporun taraflı olduğunu iddia etti.
Türkiye’yi sadece tek grup savundu
AKPM’de Türkiye'yi savunan tek grup ise Hıristiyan Demokratlar oldu. Hıristiyan Demokrat Grup adına Stefan Schennbach "Türkiye’ye idamı getirmemeyi ve siyasi tutukluların serbest bırakılmasını şart koşmalıyız. Bunları yerine getirmezse o zaman denetime almalıyız" diye konuştu.
Azerbaycanlı siyasetçiler de Türkiye'nin denetime alınmaması gerektiğini savundu.
Kürkçü: Karar uyarıdır

Birleşik Avrupa Solu üyesi Halkların Demokratik Partisi'nden (HDP) Ertuğrul Kürkçü kararı gazetemize değerlendirdi. Kürkçü, "Sonuç Türkiye’de Kürtler, demokratlar ve sosyalist muhalefetin hükümete yönelik eleştirilerinin uluslararası karar haline gelmiş halidir. AKPM’nin kararı Türkiye hükümetinin halkına karşı görevlerini yerine getirmediğini ortaya koyuyor. Karar, Türkiye’nin demokrasi yolunda ilerlemesi için verilmiş güçlü bir mesaj, demokratik bir uyarıdır" dedi.
Türkiye’ye fırsat tanınıyor

Birleşik Sol Grubu Başkan Yardımcısı aynı zamanda Türkiye’yi izleme heyeti üyesi Nikolaj Villumsen ise raporun kabul edilmesi ardından gazetemize şunları söyledi: "Bu karar Türkiye’de yeniden demokratik bir ortamın yaratılması için bir fırsat tanıyor. AK tarihinde ilk kez denetim sürecinde çıkarılan bir ülke tekrardan denetim sürecine alınıyor. Avrupa Birliği, bu kararın takipçisi olmalıdır."
Piri: Türkiye AB’den bir adım daha uzaklaştı

Türkiye raportörü Kati Piri, AKPM'nin kararıyla Türkiye’nin AB’den bir adım daha uzaklaştığını söyledi.
Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Kati Piri sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Avrupa Konseyi’nin Türkiye’yi denetime alma konusundaki net kararından sonra şimdi AB’ye katılım görüşmelerinin durdurulmasına bir adım daha yaklaşıldı" ifadesini kullandı.