
AKP Hükümeti’nin askere “dokunulmazlık zırhı” getirmek için Meclis’e sunduğu “Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasın Dair Kanun Tasarı“ HDP’nin muhalefetine rağmen önceki gün Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Operasyon yetkisinin askere devredildiği, vali ve yargı izninin ortadan kaldırıldığı, operasyonlara katılan askerlerle ilgili soruşturma ve yargılamanın izne bağlandığı tasarıya son anda korucular da eklendi. Tasarıya AKP’nin önergesiyle son dakikada “hukuki korumaya ilişkin hükümlerden kamu görevlisi olan geçici köy korucuları ile gönüllü korucuların da yararlanacağının özel olarak vurgulanması ve uygulamada yaşanabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır” ifadeleri eklenerek, korucuların da işledikleri suçlardan dolayı yargılanmaları izne tabi oldu.
Korucular da katliama ortak
Böylece AKP Hükümeti, Kürt kentlerine savaşta kullandığı asker ve korucuları hem ulusal hem de uluslararası alana taşınacak suçlama ve yargılamalara karşı korumaya almış oldu. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla AKP Hükümeti tarafından Temmuz 2015’te başlayan savaş kapsamında Amed, Şırnak, Batman, Hakkari, Mardin, Muş ve Elazığ’ın 22 ilçesinde onlarca mahalleyi kapsayacak şekilde 64 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi. HDP Genel Merkezi Enformasyon Masası’nın 21 Haziran verilerine göre ablukaların halen devam ettiği Cizre, Silopi, İdil, Şırnak, Yüksekova, Nusaybin ve Sur’da 825 kişi katledildi. Bu kişilerden 214’ünün kimlik bilgileri henüz tespit edilebilmiş değil. Türk devletinin tanklardan savaş uçaklarına kadar her türlü gücünü yığdığı Kürt kentlerine açılan savaşta JÖH ve PÖH’lerin yanı sıra korucular da aktif yer aldı.
Lağvetmediği koruculara sarıldı
AKP’nin bugün “dokunulmazlık zırhı” getirdiği koruculuk sistemi 1984’te Kürt özgürlük hareketinin silahlı mücadeleye başlamasının hemen ardından 1985 yılında, “terörle mücadele” gerekçesiyle, 22 ilde “geçici köy koruculuğu” adı altında hayata geçirildi. 1993’te 13 ilde “gönüllü köy koruculuğu”nun uygulamaya koyulmasıyla 35 ile yayılan bu sistem, devlet tarafından silahlandırılan 80-85 bin kişilik bir “siviller ordusuna” dönüştü. İşledikleri suçlardan dolayı birçok kez lağvedilmesi gündeme gelen koruculuk sistemine hükümet bugün yeniden sarıldı.
Koruculuk şehre indi
2014 yılının Şubat ayı rakamlarına göre Türkiye genelinde 47 bin 800 maaşlı korucu ve 25 bin ‘gönüllü korucu’ bulunuyordu. Ancak özellikle çözüm sürecinde bir yandan da savaş hazırlığı yapan hükümet korucu alımını arttırdı ve bu süreçte 10 bine yakın korucu alımı gerçekleştirdi. Kürdistan’daki “öz yönetim” alanlarındaki saldırı ve kuşatmalarla birlikte AKP hükümeti koruculuğu daha da yaygınlaştırıp, “şehir koruculuğu” adı altında kent merkezlerinde görevlendirilecek yeni korucu alımları için harekete geçti.
Devletin suç örgütü
Koruculuk kurulduğu günden bu yana ise adeta “suç makinesine” dönüştü. İnsan Hakları Derneği’nin koruculuk sistemine yönelik raporlarına göre; 1990’dan 2009 yılına kadar 183 kişi köy korucuları tarafından öldürüldü, 259 kişi de yaralandı. 2010’dan 2015’e kadar ki süre içerisinde ise 1’i çocuk 25 kişi korucular tarafından öldürülürken, 149 kişi de devletin verdiği silahları kullanan korucular tarafından yaralandı. Bu süre içerisinde de korucuların karıştığı 114 işkence ve kötü muamele olayı yaşandı.
Devletin silahlandırdığı bu sistemin en kanlı katliamı ise Mayıs 2009’da Mardin’in Mazıdağı ilçesi Bilge köyünde yaşandı. Korucuların silahlarından çıkan kurşunlarla 7’si çocuk 44 kişi yaşamını yitirdi.
Türkdoğan: Savaşı sürdürme kararı
AKP’nin askerlerle birlikte koruculara da donulmazlık getirmesini değerlendiren İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, kanunun bütünüyle Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelere aykırı bir kanun olduğunu belirtti. “Hiç kimse işlediği suçlardan dolayı yargıdan muaf tutulamaz” diyen Türkdoğan, herkesin işlediği suçlardan dolayı yargı önünde hesap vermesi gerektiğini, ancak düzenlemeyle bunun ortadan kaldırıldığını belirtti.
Bu tasarıyla “savaşı açık bir şekilde sürdürme kararı” alındığına dikkat çeken Türkdoğan, “Kendi anayasasına ve taraf olduğunuz sözleşmelere aykırı bir düzenleme getirip elinde silahı olana dokunulmazlıklar zırhı getirilerek, ‘Ben senin arkadayım. Her türlü suçu işleyebilirsin’ demektir” dedi. AKP hükümetinin bu şekilde yargıyı tamamen devre dışı bıraktığına da vurgu yapan Türkdoğan, düzenleme ile cezasızlık politikasının çok net bir şekilde sürdürülmek istendiğini kaydetti. Kürdistan’da yakılıp yıkılan kentleri hatırlatan Türkdoğan, “Buradaki insanlar nasıl hak arayacaklar. Nereye gidecek bu insanlar. AKP ve Erdoğan’ın bu sorulara cevap vermesi gerekir. Kanun yaptım demekle devlet yönetilmiyor” dedi.
DİHA/ANKARA