Kürtler, Türk devleti tarihi boyunca, çok yalan gördü, vaadler içeren sayısız yalancı ses dinledi, ama bu tür hayasızlık yep yeni, bir olay…

AKP iktidarında, bir gerçeği öğrendik: Neyi ağzında pelesenk yapıyorsa tersi oluyordu.

Kardeşlik, unutulmaz yalanıydı, AKP’nin. Kürtler, Aleviler, Romanlar kendileri olarak, Türklerle eşit şartlarda yaşayacaklardı. Yıllar önce verilmiş namus sözüydü, bu.

Aleviler, Romanlar verilmiş yalan sözü çoktan yadsıdılar. Kürtler, 1990’ları da aratan şekilde, bıçak altında.

Kürt hareketinin liderlerden Zübeyr Aydar’ın söylemiyle Kürtler, en azından 1990’larda ölülerini soğutucularda muhafaza etmiyorlardı.

1990’larla Toros marka arabalarla Kürt avına çıkan katiller günümüzde maskeli keskin nişancılardı.

1990’larda, savaş alanının dışındaki sivil kesimler arasında, kitlesel kaynama, alt-üst olmayı dayatan bu bir toplu kopuş da yaşanmadı.

AKP, iktidarında ortaya çıkan "beyaz gömlekli eşkıya" Kürtleri tedirgin etti, ama aynı zamanda Kürdistan'a yerleşmiş Türkler de yerlerinden kopma tehlikesiyle yüz yüze…

Baştan alırsak, TC, tarihte, adında Türk kelimesi bulunan ilk devlet, ama o da ırkçı hastalıktan muzdarip. Ağır hasta ve bu mikrop bütün bir bölgeyi tehdit ediyor. Üstelik Türk ırkçılığı eksikmiş, insan evladına yeterince acı çektirmiyormuş gibi üstüne, IŞİD’in kişiliğinde Arap hayranlığı da eklendi.

Kürtlerin işi daha da zorlaştı.

Oysa, Türk ırkçılığı yüz yıldan beri, Kürtleri aralıksız kırıyordu. Hayasızlar, kırım ve kan sesini, "Kürtlere medeniyet aşılama iyiliği" olarak sunuyolardı, dünyaya.

Dün kırım, yakıp, yıkma seferlerinden kaçan kimi Kürtler, Türk şehir ve kasabalarına da sığınıyorlardı. O da kesildi, günümüzde.  

Tersine kopuşlar, geri dönüşler başladı.

Çünkü, AKP tipi İslam’ın iktidarında, Hitler'in Kara, Musolini’nin haki gömleklilerini andıran katiller türedi. Türk devletinin yeni muhafızları edalı, soygun ve talan çeteleri sokaklarda boy göstermeye başladı.

Yüksek himayeli olarak, ülke çapında korkusuz Kürt avındaydı, bu çeteler.

Taş ve sopalarla insan linç ederek, kurşunlayarak cinayetler işliyor, iş yerlerini, evleri basıp pahada ağır ne varsa çalıyor, soygun yapıyor, götüremediklerini kırıyor, tahrip ediyor, ateşe veriyorlardı.

Halbuki, Recep Erdoğan, geçmişte Davos'ta dünyaya sevimli görünüp, "ben adamım" demek ve bu arada Arapların gözüne girmek için, İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e "siz öldürmeyi çok iyi biliyorsunuz" demişti, ama İsrail’de, Filistinli çocuklar, sivil kadın ve erkekler nişancı katillerin namlu ucuna oturtulmuyor, cinayetler işlenmiyor, evleri, iş yerleri talandan sonra yakılmıyor, can almaya yeminli barbar kalabalıkların saldırısına uğramıyorlardı.

Ancak, zulüm bazan mazlum ve masumu da intikamcı yapıyor, intikam hırsıyla, taktiğini kullanıyordu.

Bu zalimin mikrop saçıp, ruh hastalığı yaymasıydı.

Örneğin, Amerikalı yerliler, intikam hırsıyla insan kafa derisini yüzmeyi beyaz adamdan öğrendiler.

Kürtler, Türk şehir ve kasabalarındaki Kürtlerin saldırıya uğramasından sonra, Kürdistan’ın bazı yerlerinde nehir tersine döndü.

Yıllar önce Karadeniz ve başka yerlerden Kürdistan'a çalışmaya, esnaflık, zenaatkarlık yapmaya gelmiş, yerleşip kalmış yarı emekçiler, iş adamı "Türkler" de tedirgindir, bugün.

Kürtlerin, "biz barbar değiliz" telkinlerine rağmen, pek çok ailenin göçtüğü, ya da göçe hazırlandığı söyleniyordu. İstihbarat elemanı ve gizli korucu olarak kullanılan Kürtler de…

AKP’nin Kürtlere le savaşı bu…

Dedik ya ırkçılık mikrobu da bulaşıcıydı. Arap hayranlığını Türk ırkçılığıyla karıp yayan AKP, Kürtlere intikam hastalığını da bulaştırdı…