Erdoğan ve AKP’nin bu kapsamlı saldırıyla da başaramayacağını söyleyen KCK Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, Kürt halkı, Kürdistan ve bölgede yaşayan halklar, haklarına kavuşuncaya kadar mücadelenin devam edeceğini vurguladı. 

KCK Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, ANF’nin sorularını yanıtladı. 2013’ten bu yana İmralı’da başlatılan diyalog sürecinin bir tiyatro olduğunu; Kürt Özgürlük Hareketi’nin bunu çok iyi bildiğini söyledi. Kürt sorununun demokratik çözümü için Türk devletine bir şans verildiğini ancak, bu görüşmelerde Türk devletinin Kürt sorununu çözme gibi bir arayışının olmadığının görüldüğünü kaydeden Avesta, 7 Haziran seçimlerinin bütün maskeleri düşürdüğünü vurguladı. 


Sistem Kürtlüğü yok edemedi

Kürdistan’a dayatılan imha-inkâr çizgisindeki kültürel soykırım rejiminin yenildiğini ifade eden Avesta, “Her türlü baskı, katliam, asimilasyon, derinleştirilmiş özel savaş uygulamalarına rağmen sistemin Kürtlüğü yok edemediği, tersine geçen süreçlerden çok daha farklı ezici bir çoğunlukla, bütünlükle Demokratik Özerk Kürdistan’dan yana tutum belirlendiği ortaya çıktı. 7 Haziran seçim sonuçlarıyla birlikte Türkiye ve Kürdistan’da yeni bir süreç başladı. Bir sistem çökerken diğer sistemin ilk adımlarının temelleri atıldı. Türk ulus-devlet çizgisi bu seçimle yenildi” dedi.


Ne kısa vadeli ne de salt askeridir

İşte bütün bunların farkında olan Türk devletinin komple bir savaşın stardığını verdiğini kaydeden Avesta, şöyle devam etti: “Son saldırı dalgası, ne kısa vadelidir ne de salt askeridir. Ya teslim olacaksınız ya da imha olursunuz, dayatmasıdır. Saldırılar  askeri olmanın yanında siyasi, kültürel, ekonomik ve diplomatik eksenlidir. AKP ve Erdoğan tarihi hata yaparak, zamanı geçmiş yöntemlerle sonuç almaya çalışmakta. Açık ki; sömürgeci zihniyet hiçbir yere varamaz. Son operasyonları başlatanlar ile onların destekçileri kaybedeceklerdir.” 


40 yıl daha devam eder

40 yıldır mücadele edildiğini; Kürdistan halkının binlerce cesur evladının fedai bir şekilde savaşarak şehit düştüğünü; milyonlarca Kürt’tün topraklarından sürüldüğünü; binlerce esir alınıp işkencelerden geçirildiğini ama asla özgürlük mücadelesinden vazgeçilmediğini hatırlatan Sozdar Avesta, gerekirse bir 40 yıl daha mücadele edileceğini söyledi. 

“Kürt Özgürlük Hareketi’ne bir adım geri attıramazlar” diyen Avesta, özgürlük değerlerinden, halk savunmasından, mücadeleyi yükseltmeden ve demokratik bir sistemi oluşturmaktan vazgeçmeyeceklerini vurguladı. 


Rojava Devrimi’ni boğmak

Türk iktidarının “DAİŞ ile savaşıyorum” adı altında Rojava Devrimi’ne müdahale etmek; boğmanın alt yapısını oluşturmak istediğini kaydeden Avesta, “Güvenli bölge, tampon bölge oluşturma adı altında istediği zaman Rojava Kürdistanı’na girerek 40 yıllık kazanımları dağıtmayı amaçlamak için Kürt Özgürlük Hareketi’ne saldırıyor” dedi. Aynı zamanda DAİŞ çetesi ile Kürt Özgürlük Hareketi’ni aynı kefeye koyarak uluslararası destek arayışında olduğuna işaret eden Avesta, “Tüm dünya da şunu iyi biliyor; DAİŞ ve faşist zihniyete karşı direnen Özgürlük Hareketi ile YPG/YPJ’dir.”


AKP’nin son hamlesi

Yeni konseptin, tüm Kürdistan parçalarındaki ve Kürdistan dışında oluşturulan kazanımların yok edilmesine yönelik olduğunun altını çizen Avesta, “Bu, AKP devletinin son hamlesidir. Bu sorun çözülene kadar ve Kürt halkı, Kürdistan ve bölgede yaşayan halklar, kendi haklarına kavuşuncaya kadar bu mücadele devam edecektir. AKP ve Erdoğan siyaseti yok olacaktır” dedi.


Uzun vadeli bir süreçtir

Artık yeni bir sürece girildiğini; bunun kısa vadeli değil, uzun vadeli bir mücadele süreci olduğunu dile getiren Avesta, şunları ekledi: “Çünkü saldırılar büyüktür, buna karşı da direniş ve mücadele de büyük olmalıdır. Askeri, siyasi, kültürel, ekonomik, diplomatik alanlarda saldırı yürütülüyor. Bizler de mücadelemizi tüm alanlara yaymalı, sömürgeci faşistlerin tüm kurum ve beslendikleri alanları hedeflemeliyiz. Bu esas üzerine tüm gençlere çağrıda bulunuyorum: Bulunduğunuz tüm alanlarda bu mücadelenin öncülüğünü yapın, öz savunma hakkınızı kullanın ve hesap sorun.”


YILMAZ ÇİYA/ANF/BEHDİNAN