Hüsnü ÇAVUŞ
“Çocuklarınızı kendi ahlakınıza göre eğitmek için zorlamayınız. Çünkü onların doğduğu çağ sizin doğduğunuz çağdan farklıdır.” Hz. Ali
AKP-MHP faşizmi ezilen halklara karşı silahlı ve silahsız savaşına devam ediyor. Ve onun koltuk değneği CHP de sessizliğine. CHP kendi tabanını AKP-MHP faşizmine karşı mücadeleden uzak tutma, sadece seyreden ama AKP karşıtı gibiymiş havasında sahte radikal eleştirilerle tabanını kandırma politikasından milim sapmadan devam ediyor. Mecliste sözlü soru önergesinin kaldırılması bile umurlarında değil. Sözlü eleştiriler yapması ise, tabanını sokağa çağırmaması yanlışına bir cila görevi görmenin ötesine geçmiyor. CHP yönetimi bu tarz ve üslupla devleti koruma ve istemeden de olsa AKP’yi de kollama görevini yürütmüş oluyor. Neden? Çünkü HDP’nin güçlenmesi CHP için daha tehlikelidir. Fakat tüm çırpınışlarına rağmen görünen o ki, CHP yakında bir bölünme ve kopuş yaşayacaktır. Çünkü hem kendi içinde soru sorulmasına ve eleştirilmesine tahammülsüzlüğü ve hem de mecliste soru önergesinin artık verilememesine tahammülü, CHP’yi kendi kuyusunu kazması yolunda ilerletmektedir. Bu ülke için de hayırlı olacaktır. Çünkü CHP’nin kemalist zihniyeti bölünüp parçalandıkça HDP güçlenecektir.
AKP faşizminin mecliste sözlü soru önergesini kaldırması ve yazılı olanlara da keyfiyetçi yaklaşmasının arka planında Muaviye’nin düşünce ve anlam gücü (zihniyeti) yatmaktadır. AKP dönemi, yolsuzluk, aile ve akrabalarının zenginleştirilmesi, ranttan geçinen kendine ekonomik olarak bağladığı zümrelerin varlığı, rüşvet vb özellikleriyle üçüncü halife Osman dönemine, baskı ve katliamlarıyla da Emeviler döneminin diktatörü Muaviye’ye çok benzemektedir. Tıpkı Hitler ve M.Kemal dönemlerinin katliam ve soykırım yöntemlerini örnek alarak daha derinlikli yürütmesi gibi de nev-i şahsına münhasırdır. Bütün bunları da Muaviye gibi Allah adına ve de bir müslüman olarak yapmaktadır. Oysa her şeye bu tekçi yaklaşImı Erdoğan’ın elinde salladığı Kuran’a da aykırıdır:
“Her biriniz için bir kanun ve bir yol tayin ettik. Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı. Fakat sizi, her birinize verdiği şeylerde imtihan edecek. O halde durmayın, hayırlı işlerde yarışın.” (Maide 48)
Fakat Tayyip Erdoğan hayırsız işlerin kaptanlığını yapmaya devam ediyor. Vekillerin mecliste sözlü soru önergesinin engellenmesine ilişkin kararın tarihsel olarak Muaviye’nin iktidarıyla nasıl örtüştüğünü kısaca izah edersek; Muhammed namaz sonrasında cemaate dönüp sorunları olanları dinleyip çözümler üretmeyi bir yöntem olarak benimsemişti. Muaviye döneminde de bazı imamlar bu geleneği devam ettirince gelen eleştirilerden Muaviye rahatsız olur. Çünkü cami meclisindeki cemaat Muaviye’nin adamlarının baskılarından, vergilerden ve mallarına el konulmasından şikayetçidir. Yani bu meclisteki sorular ve şikayetler dolaylı da olsa Emevi Hanedanlığı’na yöneliktir. Bu durum Muaviye’yi rahatsız ettiğinden, Muhammed döneminden kalma bu uygulamayı kaldırma kararına götürür. Fakat bunun doğuracağı boşluğunda doldurulması gerekir. Çözüm olarak doksandokuzluk tespih bulunur. Namazı kıldıran imamlar bundan böyle cami meclisindeki cemaate dönüp “sorusu ve sorunları olan var mı“ diye sorup çözümler aramak yerine, tespihleri çıkarıp ya sabır çekmelerini istemeye başlarlar. Çünkü yaşanan her şey Allah’ın bir takdiri ve bir kaderdir. Olan ve olacak olan her şey sadece ve sadece Allah istediği için olmaktadır. Muaviye’nin iktidara gelmesi de Allah’ın bir takdiridir. Bu nedenle, olanlara karşı çıkmak Allah’ın yasalarına karşı çıkmaktır. Cennetle mükafatlandırılmak isteniliyorsa, bu kadere boyun eğilmelidir.
İşte bu ve benzeri konulara ilişkin Muhammed’e ait sözlermiş (hadisler) gibi binlerce yalan hadis üretilir ve günümüze kadar gelir. İşte Tayyip Hanedanlığı’nın sözlü soru önergelerini kaldırması bu zihniyete dayanmaktadır. Yakında milletvekillerine mecliste tesbih dağıtılırsa buna da şaşırmamak gerekir. Çünkü tarihsel temeli bulunmaktadır. CHP’nin buna çabuk ayak uydurabileceğinin tarihsel temeli de ilk meclisin açılışının Kuran okunarak ve Muhammed’in “Sakal-ı Şerifi”nin meclise getirilmesiyle zaten var.
Yani Tayyip Hanedanlığı adım adım istediği sistemi inşa etmeye devam ediyor. Bu gidiş, toplumun bütün soluk borularının kesilmesiyle sonuçlanacak ve geriye dönüşü bir yüzyılı alacak olan karanlık bir döneme girilecektir. Fakat bunun önünü kesecek olan üçüncü bir yol yani bir umut ışığı da bulunmaktadır: Demokratik – ekolojik - kadın özgürlüğüne ve öncülüğüne dayalı demokratik sosyalizm. Ya doksandokuzlık tesbih ya da özgürlük!