HDP barajı aşarsa ne olur, aşmazsa ne olur?

Bu sorunun gölgesinde kalan, ancak seçimlerden hemen sonra gündeme girecek soru, “AKP kaç parçaya bölünecek ve ana gövdeyi kim yönetecek?” sorusu olacaktır.

Bu seçimler HDP’nin barajı aşıp aşmamasına bağlı olmaksızın, Tayyip Erdoğan güdümündeki 13 yıllık iktidarın “kazandığı” son seçim olacaktır.

Çünkü AKP’de, ilanı seçimler sonrasına bırakılan savaş çok önceden başlamıştır.

Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Ali Babacan, Beşir Atalay bir ekip olarak AKP’ye el koyma çalışmalarını çoktan beri yürütüyor.

El konulacak AKP, Tayyip Erdoğan’ın mutlak hakimiyetinde, ailesinin özel şirketine dönüştürülen AKP’dir.

İstanbul’un fetih törenlerine davet edilen Abdullah Gül, bu daveti, “Cumhurbaşkanlığını bıraktıktan sonra siyasi parti faaliyetlerine katılmama kararım geçerlidir” gibi bir gerekçe ile reddetmiştir. Abdullah Gül, İstanbul fetih etkinliğinin Tayyip Erdoğan mitingi olduğunu, iddia edilenin aksine, siyasi bir miting olduğunu teşhir etmiş oldu.

Geçen hafta Bülent Arınç da gazetecilerle sohbetinde, “bizim için öncelik başkanlık sistemi değil, yeni bir anayasadır” sözleri ile Erdoğan’ın bu seçimdeki başlıca hedefine karşı olduklarını beyan etmiş oldu. 

Dolayısıyla HDP’nin alacağı oy oranına bağlı olmaksızın AKP bölünecektir.

Tayyip Erdoğan ve kendisine biat eden ekibi, seçim hedeflerini 400 milletvekilliğinden önce 330’a, daha sonra 276’ya kadar düşürmelerinin nedeni, bu gerçeğin farkına varılmış olmasıdır.

Tayyip Erdoğan’ın saldırganlığı; vali, kaymakam, emniyet müdürlerinin AKP ilçe başkanı gibi çalıştırılması; polis korumasında faşist çetelerin HDP bürolarına saldırıları; Yalçın Akdoğan’ın saldırganlığı, Süleyman Soylu’nun boyundan büyük tehditlerinin nedeni, “kazanılacak başarı”nın sonun başlangıcı olduğu gerçeğidir.

Siyasi gözlemciler ve anket şirketleri, AKP’nin birinci parti olacağı konusunda hemfikir. Fakat bu birinciliğin Tayyip Erdoğan’ın arzuladığı ve mutlak iktidarını tesis edeceği bir başarı olamayacağı da kesin.

Özet: 7 Haziran AKP için olsa olsa Pirusvari bir “zafer” olacak.
Pirusvari zafer, kazanan tarafın artık başka bir zafer kazanamayacak kadar güçten düştüğü savaştır. Pirusvari zafer, yenilmeye mahkûm galibiyetleri anlatmak için kullanılır.

Fakaaat...

İktidar tehlikeye düştüğünde, her türlü kötülüğü yapmaya açık hale gelir. Tıpkı Erdoğan ve AKP iktidarı gibi.

Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti, günlük anket yaptırmaktadır. Bu anketlerde HDP’nin barajı rahatlıkla aştığı görülmektedir.

Ayakkabı kutularında para çalan, devlet bütçesini çocuklarına peşkeş çeken ve özel mülkiyetine geçiren, aç gözlü görgüsüz bir zihniyetin, sandıkları ve oyları çalmasını beklemek “olağan” bir durumdur.

Süleyman Soylu, Mahir Ünal, Yalçın Akdoğan ve Efkan Ala seçim hileleri ve oy hırsızlığı için özgün bir ekiple çalışma yürütüyorlar. Bu ekiplerin bir bölümü fiili hırsızlık için uğraşırken, diğer kısmı işlem merkezlerinde rakamlarla oynayacaktır.

Sandık başında partilerin resmi temsilcileri ve gönüllü müşahitler örgütlü oldukları sürece, AKP’nin oy hırsızlığı güçleşecektir.

AKP şayet sandıklarda oy çalma ile HDP’nin oylarını düşüremezse, bu kez işlem merkezlerinde seçime katılma oranını yükseğe çıkararak; hayali seçmenler ve hayali oylar yaratmak için uğraşacaktır. Bu yöntem devreye sokulduğunda, dikkat çekmemek için hayali oyları kendi hanesine yazmayacak; bu oyları, HDP dışındaki diğer partilere dağıtacaktır. Böylece, hile ile seçime katılım oranı yükseltilerek HDP baraj altında tutulmaya çalışılacaktır. Süleyman Soylu başkanlığında 3500 kişilik bir ekibin, bu yöntemle 1.5 – 3 milyon hayali oy ile, seçime katılma oranını yükseğe çıkarma faaliyeti yürüttüğü belirtilmektedir.

Nitekim Abdülkadir Selvi “AKP son bir haftada 800 bin oy toplayamazsa tek başına iktidar olması güçleşir” uyarısı da bu türden hilelerin devreye sokulacağını göstermektedir. 

Bu seçimlerde HDP müşahitleri, görevli oldukları sandıklarda sadece kendilerine çıkan oyları değil, kullanılan toplam oyları da mutlaka kayıt altına almalı ve HDP Genel Merkezi kullanılan toplam oyların hesabını da titizlikle yapmalıdır.

Her türlü seçim hilesi ve oy hırsızlığını engellemenin yolu, uyanık ve örgütlü olmaktır.

Başta seçmenler olmak üzere, müşahitler, gönüllü gözlemciler, HDP yönetimi, HDP hukukçuları bu olasılıklara karşı şimdiden örgütlenmeli, hile ve hırsızlığa yol vermemelidir.

Seçim sonuçları kesinleşmeden ve resmileşmeden hiç kimse uyumamalı, özgür iradesinin yansıması olan oylarını hırsızların ve düzenbazların insafına terk etmemelidir.