‘Üst akıl" kimdi?                                   Elbette ABD idi. Çünkü 17-25 Aralık "darbesi" ABD’de "planlanmıştı". Erdoğan öyle düşünüyordu. Kanıtı da, Fethullah Gülen’in ABD’de "mukim" oluşuydu.  

Erdoğan ve medyası, bizi neredeyse "acaba bunlar 68 kuşağının anti-emparyalist devamcıları mı?" dedirtecek denli  ABD, AB, İsrail karşıtı "milli demokratik devrimci" numaralar yapıyorlardı.

Jöleli "üst akla" karşı Avrasyacılık akılları veriyor, Erdoğan İsrail’e "van minıt" diyor, Putin’den övgüler alıyor, ona "bizi Şanghay beşlisine üye yapın" diye başvuruyor, derken Çin Halk Cumhuriyeti’nden NATO ülkelerine karşı imal edilmiş "füze sistemleri" almak üzere ABD’ye meydan okuyordu… Ve ABD'nin savaştığı DAİŞ'i var güçle destekliyordu.

İşin aslına bakarsanız, ABD Erdoğan’ın üstünü çizmişti.

AB ülkeleri Erdoğan’ın suratına bakmıyordu.

Dışarıdan gelen "sıcak paralar" soğumuştu, Suudilerin ve Katar’ın petro-dolarları olmasa Türk ekonomisi top atacak hallere gelmişti.

"Üst akıl" elinde pertavsızla Erdoğan ve AKP’nin "alternatifini" arıyor, arıyor, ama bir türlü bulamıyordu.

"Darbe?…"

Darbe elbette pantolon ceplerinde hazır bekliyordu. Sonuçta NATO ordusunun emir komuta zincirindeki en üst kademe, Erdoğan"ın "üst akıl" dediği Pentagon’du. Düğmeye bastı mı, harekete geçiremeyeceği "darbe" yoktu…

İşte tam bu sırada 7 Haziran seçimleri yapıldı. AKP hapı yutmuştu.

Bir koalisyon hükümeti kurulursa, tüm yolsuzluklar ortaya dökülecek, AKP’nin o güne kadar yaptığı devlet içindeki "örgütlenmeler" dağılacak, AKP içindeki "suç ortaklığına ve menfaat ittihadına" dayalı şebeke parçalanacaktı.

Bu ihtimal "üst akıl" için "darbe" alternatifini ikincil hale getirdi. Washington Erdoğan’ın "düşüşünü" beklemeye başladı. Erdoğan ve ekibi, bu durumu görüyordu ve "düşmemek" için son kozlarını oynuyordu.

ABD’nin savaştığı DAİŞ’e, en büyük "yardım" 24 Temmuz’da Kandil bombalanarak yapıldı. Ama aynı zamanda da İncirlik üssü ABD’ye açıldı. Şöyle deniyordu: Bizim yakamızı bırakırsanız, size her şeyi veririz, yok bizi düşürmeye kalkarsanız, biz de Ortadoğu’da sizin bütün hesaplarınızı bozmak için "canlı bomba" haline gelir, intihar ederiz, NATO’nun Güneydoğu kanadını kendimizle birlikte havaya uçururuz.

İkinci hamle ise "mülteci tsunamisi"ydi. Güney sınırları açılmış, milyonlarca mülteci Türkiye’ye dolmuştu. Şimdi AKP Avrupa Birliği ülkeleriyle olan "deniz ve kara" sınırlarını bu "mülteci tsunamisine" açmaya başlamıştı. Birkaç ay içinde yüzbinlerce mülteci Avrupa Birliği sahillerini "ölü ve diri" olarak vurmaya başlamıştı.

"Üst akıl" bu kaosu AKP’nin düşürülmesiyle önlemeyi tam düşünürken, beklenmedik bir şey olmuştu. 1 Kasım’da AKP yeniden iktidarı büyük bir çoğunlukla kazanmıştı… MHP yıkılmıştı. MHP safları hızla AKP’ye kayıyordu ve bunun TBMM’deki yansıması, "başkanlık rejimi" ya da Erdoğan "diktası" ile ilgili ilk oylamada MHP’li vekillerin Erdoğan’dan yana oy kullanma ihtimalinin artık mutlak bir şey haline gelmiş olmasıydı.

Ne oldu?

Pek çok şey oldu. Kısa zamanda "üst akıl" bu yeni "gerçekliğe" ayak uydurdu. Bu ayak uydurmanın en önemli admı Rus uçağının düşürülmesiydi. Cengiz Çandar "bit yeniği"nden söz etti, hükümetin mutemet adamı Abdülkadir Selvi, "bit yeniğini" açık bir dille ilan etti: Rus uçağını düşürenler Putin ve Erdoğan’ı hedef almıştı.

Yani?

Yani bu uçağın düşürülmesiyle Türk devleti, yeniden NATO’ya yaklaşmış ve ABD’nin "kucağına oturmuştu."

Sonuç şuydu: Amerikalılar, alternatifii olmayan AKP’yi, düşürmek yerine "dönüştürmek" yolunu tercih etmişti….

AB o anda Türkiye’yi bayram değil, seyran değilken öpüverdi.

Operasyon tamamlanmıştı.

Erdoğan El Cezire’ye şöyle demişti:

"Boğazlarımızdan geçen bir Rus gemisinde, bir askerleri omuzunda füzeyle görüntü veriyor. Aynı dönemde Sarayburnu'nda 3 NATO gemisi var. Gerilimden yana olsak durum farklı olur."

Düne kadar NATO’ya karşı "Rus ve Çin kozuyla" denge tutturan Erdoğan, Putin’i Sarayburnu’na demirleyen NATO savaş gemileriyle tehdit ediyordu…

Rusya’yla vaktiyle yaşanan "Boğazlar, Kars, Ardahan" krizi NATO üyeliği ile nasıl sonuçlandıysa, Putin’le yaşanan kriz de, NATO’ya "üyelik tazelemekle" sonuçlandı. Tekerrür mü ne?