Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak’ın Özge Yayınları’ndan çıkan “Bir Siyaset Tarzı Olarak ALEVİ KATLİAMLARI” adlı yeni kitabı var elimde. Henüz bir ay önce çıktı. Ben kitabı bitirdikten sonra aklıma Şahmeran hikayesi geldi. Çünkü Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak Alevi ve Kürt tarihine vakıf biri. Ve amansız sevmiştir araştırmacılığı. Ve o tarihi ilmek ilmek edebi bir dille dokumuştur. Sevdası ve bilgisi Şahmeran gibi neredeyse sonsuzdur.
 Çünkü Şahmeran’la Tahmasp ölümüne birbirlerini severler. Mehmet Bayrak’ta tarihi sevmiştir. Bir daha o karanlık günler gelmesin diye. Şahmeran, günlerce dünyanın tüm sırlarını ve bilgisini Tahmasp’a anlatır. Artık bildiği yer şey biter ve Tahmasp sıkılmaya başlar. Evine dönmek ister. Ama Şahmeran bilir nelerin olacağını ve sevdiğini bırakırken, “Mezopotamya’da sevgiler ölümünedir” der ve ekler, “Sakın başkasının yanında suya girme!” Gel zaman git zaman Tahmasp’ın yaşadığı ülkenin kralı amansız bir hastalığın pençesine düşer. Veziri dermanının Şahmeran’da olduğunu söyler. Veziri kara kalplidir. Amacı dünyanın tüm bilgisine vakıf olmaktır.
Ülkesindeki tüm insanları hamamlarda ve ırmaklarda yıkatırlar. Bir gün sıra Tahmasp’a gelir. Ayak diretir. Çünkü bilir başına nelerin geleceğini. Zorla hamama sokulur. Tahmasp yıkanırken tüm gözler ona çevrilmiştir. Çünkü vücudu yılan pullarıyla kaplanmıştır. Şahmeran’ın yerini öğrenmek için işkence ederler. Konuşmaz. Annesini getirip gözlerinin önünde işkenceye tabi tutarlar. Dayanamaz buna ve konuşur. Gidip Şahmeran’ı getirirler. Şahmeran tüm bilgisinin kuyruğunda olduğunu söyler. Başında ise zehrin olduğunu belirtir. Vezir kılıcıyla ikiye böler Şahmeran’ı. Tahmasp kafasında bir parça koparır ölmek için. Vezir ise kuyruğundan bir parça yedikten sonra oracıkta ölür. Tahmasp dünyanın tüm bilgilerine vakıf olur.

Sabırla ve büyük bir aşkla tarihi işliyor

 Evet, konuyla ne alakası var diyebilirsiniz. Bence çok alakalıdır. En güzel renklerle tasvir edilen Şahmeran hikayesi, Mehmet Bayrak’ın hikayesine çok benziyor. Çünkü Bayrak’ta sabırla ve büyük bir aşkla tarihi işliyor. Kürt ve Alevi tarihiyle ilgili çok şey biliyor. Ve ortaya çıkarttığı her olayla da adeta bizi şaşırtıyor. Bilgi ve belgelerle tüm kötü kalplilerin biraz daha yok olmasına neden oluyor. Yalanları deşifre ederek karanlığa ve çarpıtmacılığa, artık yeter diyor. Son kitabı da öyledir; şaşırtıcı ve bilgi dolu. Her bir bölümü kötü kalplilerin kalbine bir ok gibi saplanıyor.
Yazar Bayrak bu aşkının bedelini ödemiş birisidir. Hapis yatmıştır. İşkencelerden geçmiştir. Ama vazgeçmemiştir bu sevdasından. Onun için tuğla gibi kitaplar yazmıştır. Son kitabı 552 sayfalık “Bir Siyaset Tarzı Olarak ALEVİ KATLİAMLARI” da öyle.
 
Osmanlı döneminde çıkarılan fetvalar

Selçuklu dönemindeki Babai isyanıyla kitaba giriş yapmış. Umutsuz insanların nasıl bir araya gelip zulme başkaldırdıklarını anlatıyor. Gravürlerle de daha da ilginç kılmış kitabını. Oradan Şeyh Bedrettin’e uzanıvermiş. O anları yaşamış gibi oluyorsunuz. Umutla direnen Alevi Kürt ve Türkmenlerin yanında mücadele eden Hristiyan halklarının katledişlerini görüyoruz. Sade ve derinlikli anlatmış. Osmanlı döneminde çıkarılan fetvalara yer vermiş. Osmanlı’nın hiç de hoşgörülü olmadığını görüyoruz.
Cumhuriyet tarihine geldiğinde ise olayları çok farklı bir boyutta değerlendirdiğine tanık oluyoruz. Çünkü hiçbir gücün tesiri altında kalmadan belge ve bilgilerle tarihin içine bizi sürüklüyor. Mehmet Bayrak’taki en önemli özellik şüpheye mahal vermeden belgelerle tarihi olayları açığa çıkarmaktır.

Fazla bilinmeyen 1967’deki Elbistan olayları

‘Alevi Katliamları’ kitabı ile 1921’de yapılan Koçgiri ve CHP iktidarı döneminde yapılan Dersim katliamlarının iç yüzlerini daha iyi anlamış oluyoruz. Devletin gizli yazışmalarına yer vermiş. Koçgiri kasabı Sakallı Nurettin Paşa’nın acımasızlıklarına tanık oluyoruz. Koçgirililerin nasıl yalnız kaldıklarını vs. Devletin oyunlarına insanlarımızın kandığını bilmek bir kez daha insanın yüreğini kanatıyor.
Yakın tarihe gelene kadar çok şey öğreniyoruz. 1967’deki Elbistan olayları pek bilinmezdi. Halbuki orada yaşanan tam bir trajediydi. Alevi Kürtlerin namus saydıkları bıyıkları kesilmiş ve dükkanları talan edilmişti. Ve Maraş katliamının habercisiydi deyim yerindeyse. Kırıkhan olaylarında bir Alevinin kafasını taşlarla sopalarla ezdiklerini çoğumuz bilmeyiz. Bir de Ökkeş Kenger’in de o katliama katıldığını bilenlerimiz çok azdır. Her katliamdan sonra yakılmış ağıt ve şiirlerle yüreğimizi dağlıyor.

Çorum, Sivas ve Gazi katliamının ayrıntıları...

Kitapta en çok da Maraş ve Dersim katliamları hakkında yazılmış şiirlere yer vermiş. Tarihi tüm ayrıntılarla öğrenirken, halk şiirleriyle de edebi bir tat alıyoruz. Maraş katliamında yaşananlar bir kez daha gözlerimin önünde geçiyor. Karınları deşilen kadınları, duvarlara çakılan çocukları, diri diri yakılan insanların feryadı kulaklarıma doluşuyor. Yakma kültürünün Osmanlı’dan devralındığını belgelerle kanıtlıyor.
Çorum, Sivas ve Gazi katliamının tüm ayrıntılarını bu kitapta öğrenebilirsiniz. En önemlisi Aleviliği tüm tarihi bağlantılarıyla öğrenmiş oluyoruz.
Ve tabii ki genel Kürt tarihini de işlemiş. Çünkü Kürtlerle Alevilerin ortak bir kaderleri var. Hele Kürt ve Aleviyseniz bu kötü kader daha da katmerleşmiştir. Ama yazar umutsuz değildir. Ülkemizin demokratikleşeceğine tüm kalbiyle inanıyor.
Bu kitapta Kürtlerin, Alevilerin hatta her kesimin alacağı çok şey var. Çünkü Bayrak Şahmeran gibi Kürtlerin ve Alevilerin hakkında tüm bilgilere vakıftır.


MEHMET SÖÐÜT