
Kahvaltıda elde edilen gelir ve toplanan bağışlar, öz yönetim direnişlerinin verildiği alanlara gönderilecek.
Etkinlikte konuşan AKM Başkanı M. Ali Ateş "Yaşanan savaş karşısında insan yediğinden utanıyor. Bunca yıkım ve katliamlardan sonra oradaki insanlarla dayanışmak bir insanlık görevidir. O insanların yatacak yerleri bile yok. Oradaki görüntüler bana Dersim'i hatırlatıyor. Aleviler olarak, Kürtler olarak ve ezilenler olarak bir araya gelmek zorundayız. Bu vahşeti kınamak için bizler de Alevi dernekleri olarak elimizden geleni yapmalıyız. Aleviler dayanışma içinde olmalıdır" dedi.
Pir Selahattin Göktürk de, "Mazlumlardan yana olduğumuzu belirtiyoruz. Ben kendim Sur'da iki yıl oturdum. Türk devleti orada sadece insanları katletmiyor aynı zamanda doğayı da katlediyor. Türk devleti yok etmek istediği halkları önce yanlızlaştırıp öyle yok ediyor. O yüzden bu devlete karşı alternatif bir toplum yaratmak zorundayız. Kendi köyümüze sahip çıkmalıyız. Bu sistem bizi de kendisine benzetmek istiyor. Biz de onlara benzememek için kendimizi örgütlemeliyiz" ifadesini kullandı.
AABF NRW Bölge İnanç Kurulu adına Cafer Özataç da, Alman devletinin Alevi inancını kabul etmesinin bir fırsat olduğunu, her Alevinin buna sahip çıkarak çocuklarını Alevi din dersine göndermesi gerektiğini belirtti.
Buluşmada Türk devletinin Sur, Cizre, Silopi ve Nusaybin'de gerçekleitirdiği yıkım ve katliamların yer aldığı bir de sinevizyon gösterimi yapıldı. Sineviyzon gösterimi sırasında duygulu anlar yaşandı ve bir çok kadın gözyaşlarına boğuldu.
Benim vicdanım ağladı
Sinevizyonu izleyen Zöhre Kara "Orada yaşayan anaların evlatlarını kaybedişlerini izlerken ağlamamak vicdansızlıktır. Ben de anayım ve izlerken yüreğim param parça oldu. Böyle vahşet görülmemiş. Yakıp yıkılan evlerde yatıyorlar. Ölenlerin hepsi masum insanlar. Aslında benim vicdanım ağladı" dedi.
ADEM KARAÇOBAN/KÖLN