Alevilerin hak mücadelesi ile Aleviliğe klasik diğer dinlerin örgütlenme sistemlerine kavuşturmanın arasına kalın bir çizgi çekmenin önemini pek anlamadığımız kesin.

Cemevlerini devletin tanıması için senelerdir Alevi örgütleri büyük bir mücadele veriyor. Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi, Alevi din adamlarının memuriyeti gibi konular “Alevi açılımı” kapsamında hep gündemde tutulan konular. Bu mücadelenin haklı tarafları var. Yani laik bir devlet yapısı içinde vatandaşların ödediği vergilerden o ülke sınırları içindeki tüm dini grupların inançlarını yaşatma ve geliştirme amacıyla pay ya da hak talep etmesi son derece normal.
Ama ben diğer taraftan bakmayı tercih ediyorum. Devletle Aleviliğin arasında mesafe koyan taraftan.
Bahsini ettiğimiz çabalar bir anlamda devleti Aleviliğin sponsoru yapma çabaları. Bu, diğer birçok inanç sisteminin aksine, doğal özelliklerini çağlar boyunca koruyabilmiş bir inancın intiharından başka bir şey değil.
***
İzzettin Doğan’a bakıp ders almak lazım. Yani cami bahçesine cemevi kurmakta hiçbir sakınca görmeyen, bunu savunan ve yaygınlaştırmaya çalışan Alevi “dedesine” bakıp anlamak lazım.
Doğan’ın projeyi savunmasının en önemli ayaklarından biri cami bahçesine cemevi kurarak cemevlerine ibadethane statüsü kazandırmak. Devletin cemevlerini tanıması bu kadar mı önemli? Alevi ruhbanlarına verilecek statü için mi bütün bunlar? Açın inançlar tarihini okuyun. Ne zaman ki bir dinin, bir inancın ehilleri iktidara yamanmış, onun sponsorluğunda yaşamaya başlamışlarsa yozlaşma kaçınılmaz olmuştur.
***
Alevi inancı bugüne kadar kendini sayısız katliamlara, devletlerin düşman politikalarına rağmen korumayı başarmışsa iktidarla, devletle arasına çizdiği kalın çizgilerden kaynağını alır. Ayrıca ruhban olarak dahi adlandırılamayacak inancın önde gelen isimlerinin devletin denetim ve sponsorluğundan uzak oluşu da bunun başka bir nedenidir. Alevilerin devlete ihtiyacı yok. Devlete, devlet tarafından tanınmaya ihtiyaç olduğunu savunanın bu işten bir rant elde etmenin dışında bir amacı olamaz. Ve inanın ki Alevilik inancını bahsettiğimiz çerçevede savunup bundan rant elde eden ve giderek palazlanan bir ruhban sınıfı yeşeriyor.
Sonuçta devletin cemevlerini ibadethane olarak tanımasından, bir Alevi ruhban sınıfı yaratıp memurlaştırmasından Alevilerin hiçbir karı yoktur. Zararı ise tahmin edebileceğinizden çok daha fazladır.Devlet sponsorluğundaki kurumsallaşma, devlet sponsorluğunda büyüyen bir Alevi ruhban sınıfının yaratılması aydın, çağdaş, özgürlükçü, adalet duygusu gelişkin bireyleri yetiştiren bir inancı yozlaşmanın eşiğine getirecek.
Ve bu bir kere girildiği zaman geri dönülmesi imkansız bir yoldur. Aleviliği bekleyen en büyük tehlike budur.