Alevilerin ibadethanesine hakaret

9 Ağustos 2022 Salı - 21:30

  •  Aleviler, düşürülen bir vakıf başkanına dayanan İçişleri Bakanlığının organizasyonuyla cemevinin iç düzenlemesi de değiştirilerek Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyaretine açılmasını tartışıyor. Alevilerin önemli bir bölümü, böyle bir ziyareti haraket olarak görüyor.

DAD Eşbaşkanı Musa Kulu, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemevini zoraki ziyaretini, “Bizi tanımayan sistemin sofrasına oturmak zulmü kabul etmektir” dedi. PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş de “Cemevleri için ‘cümbüş evi’ diyen Erdoğan değil miydi” diye sordu.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Muharrem’in 10’uncu gününde Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ne gerçekleştirdiği zoraki ziyaretin tartışmaları devam ediyor.   Cemevi, Erdoğan’ın ziyareti öncesi AKP’li Mamak Belediyesi ve Mamak Kaymakamlığı tarafından tadilata sokuldu, iç dizaynında değişikliğe gidildi. Fotoğraflar ve oturma düzeni değiştirildi. Erdoğan'a, Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da eşlik etti. Cemevlerini ibadethane kabul etmeyip 'cümbüş evi' diyen, hem hakaret edip hem de yeni bir Alevilik tanımı dayatan Erdoğan, tiyatral ziyaretinde hiçbir talebede değinmedi. 

Mekandaki değişikliğe tepki

Hüseyin Gazi Cemevi Mütevelli Heyeti Üyesi Ali Yıldırım, PİRHA‘ya yaptığı açıklamada, cemevinin içi görüldüğü kadarıyla tamamıyla dizayn edildiğini belirterek, şunları söyledi: “Özel olarak boyama ve tadilat gerekçesi buna vesile kılınarak, cumhurbaşkanının gönlünü hoş tutmak ya da dünya görüşüne uygun hale getirmek gibi bir çabanın olduğu açık ve net şekilde görülüyor. Orada postun arkasındaki duvarda Hacı Bektaş Veli, Mustafa Kemal ve Hz. Ali vardı. Yine Hacı Bektaş resminin yanında da bir geyik boynuzu vardı. Hz. Ali’nin olduğu yerde ise tahta kılıçlar vardı. Bu resimler tadilat gerekçesiyle oradan kaldırılmış. Onun yerine yazılarla 12 imamların adları konulmuş. Hat sanatı gibi. Ama hiçbir estetik, sanatsal değeri olmayan basılı malzemelerden oluşmuş. Fotoğraflar da sol tarafta görüntü alınmayacak bir yere konulmuş. Tadilat olsa dahi resimlerin kendi yerinde korunması gerekirdi. Misafire göre evin dizayn edilmesi kabul edilemez. Herhangi bir gerekçe, yapılan şeyi haklı gösteremez.”

Başkan nasıl 'ayarlandı'?

Ziyaretin gerçekleştirileceğini basından öğrendiklerini belirten Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu üyeleri açıklama yaparak, vakıf yönetiminden birkaç kişinin aldığı bireysel kararla dergahlarının siyaset oyununa alet edildiğini belirtmişti. Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Fevzi Gümüş, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, Hüseyin Gazi Dergahı’nı dernek ve vakıf olarak bir arada yönettiklerini, kararları birlikte aldıklarını ve uyguladıklarını hatırlattı. Gümüş, “Dernek ve vakıf olarak şimdiye kadar kararları birlikte alır ve uygulardık, ancak Cumhurbaşkanının orada Muharrem orucu açmaya katılması ile ilgili plan ve programdan dernek yönetimimizin haberi olmadı. Vakfın Başkanı (Mehmet Ali Ayyıldız) vakıf yönetimine de haber vermeden bireysel olarak bir inisiyatif kullanmış ve bu kararı almış. Kendisi ile görüştük. Bu kararı aldığını kabul etti ama neden aldığına dair bir açıklama yapamadı. Dergahın başka bir vakfa devredilme davası vardı. İktidar baskısının üzerinde yarattığı etkiden dolayı tek başına böyle bir karar almak zorunda kaldı, diye düşünüyorum. Kendince bunu doğru bulduğunu söylüyor. Biz de kendisine dernek yönetimi olarak doğru bulmadığımızı söyledik” diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı organizasyonu

Gümüş, organizasyonun da vakfın/dergahın organizasyonu değil, direkt İçişleri Bakanlığının yaptığı bir etkinliği olduğunu söyleyerek, şunları ekledi: "Bence organizasyon İçişleri Bakanlığının baskısıyla, zoruyla oluşturuldu. Dergahın başka bir vakfa devredilmesi davası üzerinden bir baskı yapıldığını düşünüyorum. Vakıf başkanı da bu baskılara dayanamamıştır diye düşünüyorum ya da belki kendi de istediği için iktidarla temas kurmaktan mutlu olduğu için tüm dergah bileşenlerini devre dışı bırakarak, tek başına karar verdi. Ben o derneğin hizmetini yürüten, yönetiminde yer alan kişiyim. AKP çıkarları gereği Alevilere yakınlaşıyor, böyle organizasyonlar düzenliyor. Bugün bizim vakfın başkanını bulmuş kullanıyor, yarın başkasını kullanır ama bunların Alevi toplumda hiçbir karşılığı yok, olmayacaktır da.”

DAD Eşbaşkanı Musa Kulu

Zulmün sofrasına ortaklık

MA'ya konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eşbaşkanı Musa Kulu, tarih boyunca Alevileri katliamlara uğratan zihniyetin, bugünkü AKP-MHP zihniyetiyle aynı olduğunu hatırlatarak, “25 milyon Alevinin yaşadığı bir ülkede, hala varlıkları, kimlikleri ve inanç yerleri kabul görmüyor ve devletin yöneticileri cemevlerini ‘cümbüş evleri’ olarak tanımlıyor. Bu zihniyetin, bizim varlığımız, inancımız ve kültürümüze düşman olduğunun kanıtıdır” dedi. Alevi kurum ve cemevlerine yönelik gerçekleştirilen saldırının planlı olduğunu da vurgulayan Kulu, failin nasıl ifade vermesi gerektiğinin dahi ezberletildiğini kaydetti. Yetkililerin “insani ve ahlaki” bir açıklama yapma gereği bile duymadığını ifade eden Kulu, “Asıl olan herkesin bu tür saldırılara karşı ortak bir tavır göstermesidir. Hak ve doğru olan da budur. Bunun dışında hiçbir şey bu faşist zihniyeti durdurmaya yetmeyecektir. Bizi tanımayan, bir şekilde ölüm fermanımızı veren bir sistemin sofrasına oturmak da zulmü kabul etmek anlamına gelir. Bize düşen de bunu kabul etmemek, hakikatimizi ve inancımızı gelecek nesillere aktarmaktır” şeklinde konuştu.

Devletten besleniyorlar

Hüseyin Gazi Cemevi'nin başındakinin devletten beslendiğini ve İçişleri Bakanlığından yardım aldığını söyleyen Kulu, şunları dile getirdi: “Bizim söyleyeceğimiz tek şey; hak ve hakikati dile getirmektir. Devlet Alevileri tanımıyor, Alevilerin kültürünü de inancını da kabul etmiyor. Talebimiz; inancımızın, dilimizin anayasal güvenceye alınmasıdır. Anayasal güvenceye alınmadığı sürece bu imha, inkâr ve asimilasyon politikaları devam edecektir. Biz bu hakkı alana kadar da mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz ve bundan da vazgeçmeyeceğiz.” 

Asimile etme çabaları

Erdoğan'ın Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaret etmesinin tesadüf olmadığını söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri İsmail Ateş de “Alevilere yönelik saldırı, nefret söylemi, linç girişimleri son bulmayacak. Alevilik Sünni motiflerle deforme ediliyor. Şimdi Alevi-Bektaşiler Muharrem’i böyle bir saldırı ile karşılarken, İmam Hüseyin Kerbela’da katledildiği Muharrem’de, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan bir cemevini ziyaret edecek ve orucunu burada açacak... AKP hükümet ettiği dönem boyunca Aleviliği asimile etme çalışmaları hız kazanmış ve artarak devam etmiştir” dedi.

'Cümbüş evi' diyen değil mi?

Dernek ve vakıf yönetiminin büyük bir kısmının haberdar bile edilmediğini hatırlatan Ateş, şunları söyledi: “İbadet yerimiz, kabul yerimiz değildir. Ziyaret için makamlarımız var. Cemevleri, Alevilerin ibadethaneleri, kutsalıdır. Alevi-Bektaşi kurum yöneticileri, devlet yöneticilerinden randevu talep ettiğimizde bizleri camilerde mi misafir ediyorlar? Bırakın Cumhurbaşkanı’nı, Valiyi, Diyanet İşleri Başkanı’nı ziyaret etsek, bizleri haklı olarak makamında kabul edecekler. Neden cemevlerimizi bu tür ziyaretlere alet ediyorlar? Cemevlerine ‘cümbüş evi’ diyen AKP’li Cumhurbaşkanı değil miydi? Bu reva mıdır şimdi?”

Kabul edilebilir yanı yok

Ziyaretin kabul edilebilir bir yanının olmadığına değinen Ateş,  Alevilere yaşatılanları şöyle sıraladı: Alevilerin taleplerini kabul etmeyerek, Madımak Katliamı zaman aşımı için ‘hayırlı olsun’ diyeceksiniz. Madımak Oteli'ni utanç müzesi yapmayacak, cemevlerini, ibadethane olarak kabul etmeyeceksiniz. Alevi köylerine zorla cami yaptıracak, çocuklarımıza zorla Sünnilik anlatacaksınız. Alevilerle dalga geçer gibi köylerine, köprülere, tünellere Alevi katillerinin ismini vereceksiniz. Sonra da bir cemevini ziyaret edip iftar yapacaksınız. Bu durum ikiyüzlülükten başka bir şey değildir.”  n  ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.