Toronto Star gazetesinden Pierre van Passen, iç savaş sonrası harabeye dönen İspanya'yı soruyor anarşist lider Buenaventura Durruti'ye. Passen, "Kazansanız bile bir harabenin üzerinde oturuyor olacaksınız" diyor. Durruti ise kayıtlara geçecek şöyle bir cevap veriyor: "Biz hep varoşlar ve duvardaki deliklerde yaşadık. Kendimizi bir süre nasıl idare edeceğimizi biliyoruz. Unutmamalısın ki, biz nasıl inşa edeceğimizi de biliyoruz. Burada, Amerika'da ve her yerde sarayları ve şehirleri yapan biz işçileriz. Biz işçiler, daha iyisini inşa edebiliriz. Harabelerden korkmuyoruz. Dünyanın mirasçısıyız, buna ilişkin en ufak bir şüphemiz dahi yok. Burjuva tarih sahnesinden çekilmeden önce kendi dünyasını yakıp yıkabilir. Biz burada, kalplerimizde, yeni bir dünya taşıyoruz. Bu dünya her dakika büyüyor."


14'ünde demiryolu çırağı

Buenaventura Durruti, 14 Temmuz 1986'da İspanya'nın Leon kentinde dünyaya gelir. 14 yaşındayken okulu bırakarak babasının yanında, demiryollarında çıraklık yapmaya başlar. Siyasetle de o zaman tanışır.

Durruti, babasının da üyesi olduğu sosyalist UGT sendikasına katılır. 1917 yılındaki grevde öncü rol alır. Grevin genel greve dönüşmesi ile hükümet, direnişi orduyu sürerek kırmaya çalışır. Ordunun saldırısında 70 işçi ölürken 500 işçi yaralanır. 2 bin işçi ise tutuklanmıştır. O sırada Fransa'ya kaçmayı başaran Durruti, burada diğer sürgün anarşistlerle tanışır, mücadeleye devam eder. 

İspanya'ya geri döndüğünde anarkosendikalist idelojik çizgide faaliyet yürüten konfederal bir birlik ve sendika olan CNT'ye (Confederación Nacional Del Trabajo/Ulusal Emek Konfederasyonu) üye olur, ardından Asturya madenlerindeki direnişe katılır. Bölgede büyük grevler örgütler ve bu grevlere öncülük eder. 1919 yılının Mart ayında ilk kez tutuklanır; ancak yine kaçmayı başarır. 


Sürgün dönüşü barikat

13 Eylül 1923 tarihinde faşist diktatör Miguel Primo de Rivera'nın iktidarı ele geçirmesi ardından CNT, illegal çalışmalar yürütmeye başlar. CNT'nin önde gelen isimlerinden olan Durruti ile yakın arkadaşı Francisco Ascaso ve diğer yoldaşları için sekiz yıl sürecek sürgün hayatı böyle başlar. Durruti ve yoldaşları, Avrupa'nın ardından Latin Amerika'da sekiz yıl boyunca gizli faaliyetler yürütür.

İspanya'da faşistlerin iktidar olması ve paramiliter güçlerin saldırılarının artması üzerine yeniden İspanya'ya dönen Durruti, anarşistlerle birlikte Franco diktasına karşı amansız bir mücadelenin öncülüğünü yapar.

Anarşistler, gerilla mücadelesini benimser. Durruti, diğer sendikaların, sosyalist örgütlerin ve özellikle Sovyetler Birliği yanlılarının mücadele tarzını ve hedeflerini hiçbir şekilde benimsemez. Sovyetler'in düzenli ordu çağrılarını ısrarla reddeden anarşistler, kurtuluşun, özgürlüğün devlet veya ordudan değil halkın özgücünden geçtiğini söyler ve yerelden örgütlenmeyi esas almak gerektiğini savunur. 

Bu mücadele tarzı ile faşistlere ağır yenilgiler yaşatan Durruti ve yoldaşları, Barcelona ve Madrid'e kırmızı-siyah bayraklarını dikerler. Bu durum, hem Franco'yu hem Hitler'i hem de Sovyetler Birliği'ni rahatsız eder. 


Komünistler de ondan rahatsızdı

Anarşistlerin hedefi olan "işçilerin kontrolü, doğrudan demokrasi ve özgürlük", 24 Temmuz'da Barcelona'da bir gerçeklik olmaya başlar. Durruti, silahlı bir kol ile faşistler tarafından işgal edilmiş olan Zaragosa'ya hareket eder. Zorlu savaşların ardından anarşistler, subaylar veya diğer askeri rütbeler olmaksızın, çok daha iyi bir teçhizata sahip olan düzenli birlikler karşısında ilerler ve Aragon cephesini kurtarır. Buna paralel olarak da Aragon'da tarım kolektiflerinin kurulması şeklinde bir sosyal dönüşümü desteklerler; ancak bu sırada komünist ve sosyalist partilerdeki otoriterleri de rahatsız ederler. Onlara göre devrim devam ederken savaş kazanılamaz. 


500 bin kişilik cenaze...

1936 yılının Kasım ayında Madrid savunmasına desteğe gelen Durruti, burada nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla öldürüldü. Kimilerine göre Sovyetler Birliği tarafından, kimilerine göreyse faşist milisler tarafından katledildi. Barcelona'da Montjuich Mezarlığı'na gömüldü. 500 bin kişi taşıdı cenazesini. Şehrin gördüğü en büyük cenaze korteji, Durruti'ye aitti.

Bugün Buenaventura Durruti'nin yoldaşları Bakur'da. Devletin harabeye çevirdiği kentleri yeniden, yüreklerinde yeni bir dünya taşıyan, barikat arkasındaki gençler inşa edecek.


Kaynaklar: 

* (http://www.zeit.de/1994/32/sich-treu-geblieben/seite-2)

* https://libcom.org/history/articles/1896-1936-buenaventura-durruti